İSLAM BİRLİĞİNİN SİVİL ALTYAPISI-2-MÜŞTEREK DERGİ

İslam ülkelerindeki diktatörler, uzun süre, siyasi sınırları aynı zamanda fikir ve kültür sınırı haline getirmeye çalıştı. Bunda nispeten de başarılı oldular. Her İslam ülkesi, kendi siyasi sınırları içinde kaldı ve kendi fikir ve kültür hayatına mahkum oldu. Siyasi sınırlar bir taraftan Müslümanları birbirinden ayırırken diğer taraftan kavimleri bile birbirinden ayırdı. Arap kavmi çok sayıda “devlet” halinde bölündü. Aynı din, aynı kavim, aynı dil hatta aynı aileler siyasi sınırlar ile parçalandı.
Suni siyasi sınırlar üzerine büyük oyunlar oynandı. Sadece siyasi iktidar paylaşımlarından ibaret bir bölünme gerçekleştirilmedi. Türkiye’de eski şamanizme kadar dönme çabaları, Mısır’da Firavun zamanına dönme ve köklerini oralarda arama çabaları, siyasi sınırları, farklı inanç, din, kültür, gelenek coğrafyaları haline getirme çabalarının göstergesiydi. Cetvelle çizilmiş siyasi sınırların derinleştirilmesi gerekiyordu ve bu istikamet birçok proje uygulamaya konuldu.
Siyasi sınırlar temelde iki sebeple kültürel sınırlar haline gelemedi. Birincisi İslam imanının derinliği ve tesir gücüydü, ikincisi ise son yıllardaki globalleşme cereyanı… Globalleşme cereyanı tabii ki batı merkezliydi ve dünyanın Batılılaştırılmasını hedefliyordu. Fakat bu projeksiyon, İslam ülkelerinde, İslam imanının merkezinde dönen hayata çarpınca, Müslüman halkların birbiriyle temasını, etkileşimini de gerçekleştirdi. Globalleşme projeksiyonunun Müslüman halklara ve ülkelere zarar vermediğini söylemek kabil değil lakin Cenab-ı Allah Azze ve Celle’nin takdiri ve yardımı ile Müslümanların birbirleriyle irtibatlarına da katkıda bulundu.
Şimdi yapılması gereken, globalleşme tecrübesini kendi merkezimize taşıyıp, kendi merkezimizden İslam ülkeleri arasındaki koordinasyonu gerçekleştirmek için kullanmak. Özellikle sosyal medya diye isimlendirilen internet üzerindeki oluşumlar ve faaliyetler yoluyla Müslüman dünyanın, kendinde merkezleşmesi, kendini İslamlaştırması, kendini ümmetleştirmesi süreci başlatılmalıdır.
*
İslam ülkelerinin her birinde meydana gelen tefekkür ve kültür birikimini birbirine nakledecek, birbiriyle etkileşerek gelişecek, birbirini besleyerek müşterek anlayışa doğru yol alacak manivelalardan birisi, “müşterek dergi” fikridir. Siyasi sınırları kültürel sınırlar haline getirme çabasının tersine çevrilmesi, siyasi sınırları kağıt üzerinde bırakacak, fikir ve kültür alışverişine gümrük koymayacak hedefe ulaşmak için, tüm İslam ülkelerinde yayınlanacak bir dergi fikri, önemsenmeli, üzerinde düşünülmeli, projesi hazırlanmalı ve teşebbüse geçilmelidir.
İslam ülkelerinin ve halklarının birbirinden etkilenmemesi, etkiye kapalı olması, ciddi problemlerin kuluçka makinesi halinde işliyor. Birbirinden etkilenmeye İslam ülkeleri, batıdan derinliğine etkilenmeye devam ediyor. İslam ülkelerinin dünyaya açılması, birbirlerine açılan kapılarla sağlanmalıdır. Bu kapıların doğrudan batıya açılması, birbiriyle ortak siyasi sınırları olan (komşu) Müslüman ülkeler, kültür olarak batıya daha yakın ama birbirine çok uzak hale geliyor.
Ülkeler arasındaki insan ve mal ticareti (sevkiyatı, nakli) gümrük kapılarından yapılıyor. Fikir ve kültür nakli için batı, tüm dünyaya (ve İslam ülkelerine) gümrük kapısı kurmamıştır. Gümrüksüz geçen fikir ve kültürün “bedava” olduğu zannı uzun süre devam etmiştir. Oysa ümrüksüz geçen fikir ve kültür, İslam ülkelerine (ve dünyanın geri kalanına) ulaşıp yerleştikten sonra bedeli tahsil ediliyor, bedelin nasıl tahsil edildiğini de yakın zamana kadar kimse farketmiyordu. Konunun en vahim tarafı, İslam ülkeleri batıdan gelen fikir ve kültüre gümrük uygulamamasına rağmen, kendi aralarındaki fikir ve kültür nakline ağır gümrükler uyguluyordu.
Fikir ve kültür eserlerine uygulanan gümrük, “itibar vesikasıdır”. İslam ülkeleri, batıdan gelen tüm fikir ve kültür eserlerine “muteber vesikası”, kendi aralarındaki fikir ve kültür alışverişlerine ise “muteber değil vesikası” vermiştir. Bir ülkeden gelen fikir, ilim, sanat ve kültür eserlerine peşinen “muteber vesikası” vermek, onlara sıfır gümrük uygulamaktır hatta teşvik vermektir. Kültürel alandaki gümrük uygulamaları böyle gerçekleşmiş hala da devam etmektedir. Bu gümrük uygulamalarıyla İslam ülkeleri batıya doğrudan kültür koridorları açmış fakat komşu İslam ülkesine karşı yüksek gümrük duvarları örmüştür.
İslam ülkeleri arasındaki “itibar” koridorunun açılması zamanı geldi. İslam ülkeleri, herhangi bir konuda dünyanın ne düşündüğünden önce diğer İslam ülkelerinin ne düşündüğünü merak etmeli. Bunun birçok yolu var şüphesiz, mümkün olduğunca tüm yollarını tetkik etmeye çalışacağız. Bu yollardan biri de, müşterek dergi yayını…
*
Neden müşterek dergi?
Malum olduğu üzere gazete daha ziyade bilgi ve haber yoğunluklu, buna mukabil dergi fikir yoğunlukludur. Müşterek gazete fikri ve projesi de var tabii ki… Dergi, fikir üretimi ve yayını konusunda eldeki en uygun neşir vasıtasıdır.
Müşterek dergi, tüm İslam ülkelerinin fikir üretimini bir havzada toplayabilecek, birbiriyle etkileşimini gerçekleştirecek, aralarındaki fikir ayrışmalarını giderecek, buna mukabil farklı fikir üretimini gerçekleştirecek bir yayın imkanıdır. Her İslam ülkesinin birbirinin fikir hayatından haberdar olmasını sağlayacak, ülkeleri kapalı fikir havzası olmaktan çıkaracak, ümmet olmanın zihni altyapısını oluşturacak bir fikir teknesi haline getirmek gerekir. Fikir teknesi, fikrin yoğrulduğu, kıvamını kazandığı, kullanılabilir ve tatbik edilebilir fikirlerin kaynaştığı bir havza olmalıdır. En kötüsü ülkelerin fikir hayatının birbirinden habersiz gelişmesidir. Müşterek bir yayın uzvu ihtiyacı acil ve elzemdir.
Her İslam ülkesinin fikir üretimini içine dökebileceği bir tekneye ihtiyacımız var. Her ülkede üretilen fikirlerin, teyit, tekzip, tasvip, tenkit, beyan, yayın yoluyla bir araya getirilmesi, fevkalade imkanlar oluşturacaktır. Bir ülkede üretilen herhangi bir fikrin, üretildiği ülkede tatbik şartlarının elan olmaması, o fikrin başka ülkelerden tatbik şartlarının olmadığı manasına gelmez. Farklı ülkelerdeki farklı hayat şartları, farklı bakış açılarını oluşturur, farklı fikir üretimlerini tetikler, farklı verimlere imkan hazırlar, ila ahir…
*
Müşterek dergi basım ve yayını nasıl yapılacak?
İslam ülkelerinin tamamında aynı dergiyi aynı gün yayınlamak, birçok problemle ilgilenmeyi gerektirir. İlk bakışta imkasız gibi görünen bir düşünce… Dil meselesi, büyük sayıda baskı meselesi, geniş bir coğrafyaya dağıtım meselesi, her ülkeden beş altı fikir adamının yazdığını düşündüğümüzde dergi hacminden çok daha büyük bir yayın hacmini ortaya çıkması vesaire. Bu sebepler ve herkesin aklına gelebilecek başka birçok sebeple böyle bir teşebbüsün başarılı olamayacağı düşüncesi hakim. Mümkün olmadığı kabul edildiği için de üzerinde düşünülmüyor, düşünülmediği için de çareler aranmıyor. Ne var ki başka teşkilatlanma ve faaliyet tarzları geliştirilebilir.
İslam ülkelerinin tamamında aynı derginin yayınlanması mümkün… Yukarıda bahsi edilen zorluk veya imkansızlıklar, tek merkezde hazırlanıp basılacak bir dergi için sözkonusudur. Oysa derginin tek merkezde (ülkede) hazırlanması gerekmediği gibi, tek merkezde basılması da gerekmiyor. Dergi, internet üzerinde müşterek olarak hazırlanır ve her ülkedeki bir yayıncı tarafından basılır ve dağıtılır. Her İslam ülkesinde yayın faaliyeti yapan, müşterek duygu ve düşüncelere sahip şahıs ve müesseseler vardır. Yapılacak iş, her ülkede bir dergi organizasyonunun gerçekleştirilmesidir veya mevcut dergi yayıncılığı yapanlarla irtibat sağlanmasıdır.
Her ülkede bir “yayın kurulu” teşkil edilir, bu yayın kurulları da genel merkezdeki yayın kurulunu oluşturur. Bu yayın kurulu üyeleri, içlerinden bir idare heyeti seçer. İdare heyeti periyodik olarak değişir ve tüm ülkeleri dolaşır.
*
Alternatifler neler olabilir?
Farklı alternatifler üretmek gerekebilir. Tek dergi çerçevesi oluşturmak, uygulama zorlukları ortaya çıkarabilir. Mümkün olduğu kadar fazla dergi çerçevesi oluşturup, her ülkedeki yayın gurubuyla istişare etmekte fayda var. Bir ülkeye uyacak olan dergi çerçevesi başka bir ülkeye uymayabilir. Alternatif ne kadar çok olursa, orta yol (müşterek yol) o kadar kolay ve çabuk bulunur.
Aynı dergi tüm ülkelerde basılabilir.
Alternatiflerden birisi budur. Mümkün olacaksa bu çerçevede ısrar etmek gerekir. Fakat bu çerçevenin her ülkenin ihtiyaçlarını karşılama potansiyeli düşüktür. Aynı dergi muhtevası her ülkede aynı şekilde yayınlanırsa, her ülkeden fikir ve ilim adamlarının yazılarına yer vermek zor olur. Verilmek istendiğinde ise yayının muhtevası dergi hacmini fazlasıyla aşar. Bu problemi çözmek için derginin her sayısında bir gurup ülkenin yazarlarının yazıları yayınlanabilir ve yazarlar bu şekilde rotasyona tabi tutulur.
Derginin yarısı müşterek hazırlanır, diğer yarısı ülkenin inisiyatifine bırakılabilir.
Alternatiflerden ikincisi bu olabilir. Doğrusu başlangıç olarak daha iyi görünüyor. Hem yayınladığı ülkenin meseleleriyle doğrudan ilgilenen bir dergi olur hem de İslam coğrafyasının tamamına projektör tutan bir yayın haline gelir. Bu alternatif geçiş dönemi dergi çerçevesi olarak da düşünülebilir, daimi dergi çerçevesi olarak da düşünülebilir. Aynı derginin tüm İslam coğrafyasında yayınlanması hedefine ulaşmak istenirse, geçiş dönemi dergi çerçevesi olarak düşünmek mümkün.
Alternatiflerin tamamı bunlardan ibaret değil muhakkak. Biz iki tane alternatif sunarak, farklı dergi çerçevelerinin oluşturulmasındaki faydaya işaret etmek istedik.
*
Dergi için müşterek muhasebe tutmak gerekmez. Her ülke, kendi sınırlarında yayınlanan derginin maliyetini, dağıtımını, satışını sağlamalı, gelirini ve karını da kendisi almalıdır. Esas olan muhtevadır, muhtevada iştiraki sağlamak, maksadın gerçekleşmesine kafidir.
*
Müşterek dergi yayıncılığının hedefleri nedir?
Müşterek fikir üretim havzası oluşturmak… Fikir üretim süreçlerinde karşılıklı etkileşimi sağlamak… Medeniyet tasavvurunu geniş bir fikir ve bakış zenginliğinde gerçekleştirmek… Müslümanların mevcut ve müstakbel problemlerinin çözüm arayışını birlikte yapmak… Ülkeler arasındaki fikir ve kültür farklılıklarının derinleşmesine engel olmak, fikri “ayrışma” ihtimallerini ortadan kaldırmak… İslam ülkelerindeki ve dünyadaki gelişmeler karşısında müşterek duygu ve düşünce üretimini gerçekleştirmek… İslam coğrafyasında müşterek tavır alışların zihni altyapılarını oluşturmak… İslam medeniyet müesseselerinin her ülkede kurulmasını, takip edilmesini, desteklenmesini sağlamak…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir