NAKİBU’L EŞRAF-HAKEM MÜESSESELERİ-

HAKEM MÜESSESELERİ

Hayatın altyapısı hukuk kaidelerinden ibaret değildir, hukuk yalnız başına, insan kalabalığını cemiyet haline getiremez. Hayatın “haklar” altyapısı hukuktur ve haklar katidir. Oysa hayat keskin ölçülerle yaşanamaz ve yaşatılamaz. Hukukun kati ölçülerinin yanında, munis esaslar manzumesi olan ahlakın da bulunması şarttır.

***
Ahlak, yazıya geçirilebilir ve karara bağlanabilir mi? Bu soruya “evet” cevabını vermek zor görünüyor ama aslında doğru cevap “evet” olmalıdır. Kaydedilen ve kararlara mevzu edilen ahlakın, ahlak olmaktan çıkıp hukuk haline gelmesinden endişe edilir, bu endişe yanlış değil. Bu endişe giderilmeli, ihtiyaç duyulan tedbirler alınmalı ve ahlak kayda geçmelidir.

Kayda geçmelidir ki bilinebilsin, kayda geçmelidir ki kültürün kaynağı haline gelebilsin, medeniyet inşasına katkıda bulunabilsin. Ahlak, aynı kaynağa bağlı olarak gelişmeli ve hayatı yalnız başına taşıyabilecek kuvvete ulaşmalıdır. Ahlakın kuvvet kazanması, insanlara sirayeti ile ölçülür. Kuvvetlenip insanların derinliğine doğu indikçe, yerleşik hale gelecektir.

Kuvvetlenmesi, ferdin, cemiyetin ve hayatın merkezine yerleşmesi için, berrak bir ahlak anlayış ve nizamına ihtiyacımız var. Ne olduğu bilinmeyen, tertip ve terkip edilemeyen, nasıl tatbik edileceği anlaşılamayan ahlak zayıf kalır ve zaman içinde yok olur.

***
Son birkaç asırda yaşadığımız çöküş o kadar büyüktür ki, asırlardır oluşturulan ahlak müktesebatı da yok oldu. Kahir ekseriyetinin kaydının yapılmaması, ağır bir maliyet ile karşılaşmamıza sebep oldu.

Ahlaki esaslar, ferd ve cemiyet hayatında itiyat, devlette işleyişinde teamül haline getirilmelidir. İslam devleti yeniden kurulacağı için, itiyat ve teamül esaslarının tespit ve izah edecek bir mercii lazımdır. Bu mercii, neyin ahlak olduğunu söyleyecek, tatbik şartlarını tayin edecek, itiyat ve teamül haline gelmesi lüzumuna işaret edecektir.

***
Hakem mercileri, üstlerinde istinaf mahkemeleri, onların da üstünde Nikabet Teşkilatı olmak üzere, cemiyetin ahlakını inşa edecek, ahlakın, insanın kalbine kadar sirayet etmesine nezaret edecek, ihtiyaç hasıl olduğunda, nazari çerçevede esasları tespit ve ilan edecek bir mecraya ihtiyacımız var. Bu ihtiyaç, her şeyi yeni baştan inşa etme zaruretinin neticesidir.

Bu mecra; devlet cihazının, hukuk ve kaza teşkilatının dışında açılmalıdır. Hukuk nasıl ki devletten müstakil ise, ahlak dahi öyledir. Ahlak devletin dışında doğmaz ve gelişmez de, devletin içinde geliştirilmek istenirse, kuvvetin ahlakı zuhur eder. Ama ahlak devletin dışında bir mecrada akar, havzada toplanır, merkezde idare edilirse, devlet de ona ittiba eder, etmek mecburiyetinde kalır, neticede devletin ahlakı değil, ahlakın devleti yani ahlaklı devlet kurulur.

***
Hakem mercileri, halkın, ihtilaflarını ahlak esaslarına göre halledilmesini istediğinde müracaat edeceği müesseselerdir. Bu zaviyeden bakıldığında hakem mercileri, ferd ve cemiyetin ahlakını idare edecektir. İhtilafların halli, ahlaki hayatın veya hayatın ahlakının idare edilmesi için sadece bir vesiledir. Esas olan ahlaklı bir cemiyet inşasıdır.

İhtilafların halli, ahlaklı cemiyet inşası için çok mühim bir içtimai maniveladır. Mevzuu zaten ihtilafta düğümlenir, ihtilafların ahlaki esaslara göre halledilmeye başlanması, ahlakın, cemiyet ve hayatı ihata ettiğinin alametidir. Bu sebeple ihtilafların ahlaki kaidelere nispetle halledilmesi için müessese inşası ve cemiyet ve hayatı o mihraka sımsıkı bağlanması, maksadın aşağı yukarı tahakkuk ettiğini gösterir.

***
Hakem müesseseleri mahkemelerden daha mühimdir. Mevzuu mihrakına bağlamak için tespit edelim, hukuk ahlaktan daha mühimdir. Fakat hukuka ihtiyaç duymayacak kadar ahlaklı bir cemiyet inşası, hukukun da nihai maksatlarından biridir. Hakem müesseseleri, ihtilafları mahkemeye intikal ettirmeden halledebilmenin yoludur. Halkın mahkeme yerine hakem müesseselerine gidecek hale gelmesi, oradaki kararları baş tacı etmesi çok yüksek bir seviyedir.

Hakem müesseselerinin ehemmiyeti göz önüne alınmalı, üzerinde çok titiz çalışmalar yapılmalıdır. İmkan dahilinde en küçük içtimai vahide kadar nüfuz etmeli, ülkedeki her insanın ulaşabileceği mesafede olmalıdır.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir