NAKİBU’L EŞRAF-HARİCİYE NAİPLİĞİ-

NAKİBÜ’L EŞRAF-HARİCİYE NAİPLİĞİ

Nikabet Teşkilatı, İslam Ülkelerinin tamamında teşkilatlanabilir, Nakibü’l Eşrafın bu istikametteki iradesi hiçbir murakabeye tabi değildir. Teşkilatın, İslam ülkelerindeki hükümetlerin tavır ve davranışlarıyla alakalı olmak üzere, istediği büyüklükte ve çeşitlilikte şube açması mümkündür.

Nikabet Teşkilatının yurtdışı teşkilatlanmaları, en az iki niyabet üzerine bina edilir; hariciye niyabeti ve meşayıh niyabeti… Tüm hariciye teşkilatı, hariciye niyabeti tarafından idare edilir.

İttihad-ı İslam’ın siyasi veçhesinden Başyüce mesuldür, Başyüce’nin hariciyedeki vazife listesinin birinci sırasında İttihad-ı İslam vardır. Ümmetin vahdeti ise Nakibü’l Eşrafın mesuliyet listesindedir.

Hariciye Niyabeti, asgari dört maksadı takip eder; “Asil Neslin” sicilini tutmak ve zat işleri ile meşgul olmak, tasavvuf muhitlerini belli bir tertibe bağlamak, içtimai müesseseleri (mesela sivil toplum kuruluşları) üzerinde manevi vesayet kurmak, ilim ve tefekkür muhitlerine nüfuz etmek…

Hariciye Niyabeti, bir İslam ülkesindeki devlet ve hükümetin rıza göstermemesi durumunda, sadece birinci maksadın peşine düşer ve o ülkedeki “altın neslin” sicilini tutmak, zat işleriyle meşgul olmak ve talim ve terbiyelerini takip etmekle iktifa eder. Nikabet Teşkilatı, tüm naiplikleriyle beraber, hiçbir İslam Ülkesinde siyasi, iktisadi, içtimai ihtilaflara taraf olmaz, manevi kıymet ve nüfuzunun, cemiyet planındaki tezahürlerini bekler. Hariciye Niyabetinin yurtdışı teşkilatları ve temsilcileri, içinde bulundukları siyasi, içtimai, harsi havza ile onların seviyesine mütenasip bir münasebet tesis eder, Büyük Doğu Devletinin memuru ve temsilcisi gibi hareket etmez, cemiyete, doğrudan İslam ile ulaşır.

Hariciye Niyabeti, bulundukları İslam ülkelerinde Büyük Doğu Devletini temsil etmek gibi bir siyasi vazifeye ve mesuliyete sahip değillerdir. Zaten Nikabet Teşkilatının yekunu, Büyük Doğu Devlet cihazının bir cüzü değil, onun manevi hamisidir. Diğer İslam ülkelerindeki tavır ve edaları, Büyük Doğu Devletinin İslam ile kurduğu bağın sıhhatini göstermek, o bağ sürdüğü müddetçe de manevi himayelerinde olduğunu ifade etmekten ibaret bir mevzilenişi vardır. Böylece ümmetin vahdetinin, Büyük Doğu Devleti merkezinde değil, nikabet teşkilatı merkezinde kurulmasının ruhi ve akli altyapısını oluşturur.

Hariciye Niyabeti, tüm dünyada sadece İslam’ı temsil etmek iddiasındadır. Bu daire içinde, ümmetin vahdetinin temini çok daha kolay olur. Zaten ümmetin vahdetini temin edecek olan yegane müessese nikabet teşkilatı, yegane kadro ise Ehl-i Beyttir. Bu istikametteki çabalar, İslam ülkelerindeki devlet ve hükümet nezdinde olduğu gibi halklar nezdinde de hüsnü kabul görecektir. Kuvvetli İslam ülkelerinin (devletlerinin) zayıf olanları ezmesi, işgal etmesi, sömürmesi gibi İslam’a mugayir hallerin zuhuruna mani olacak kadro ve teşkilat budur.

*
Büyük Doğu Devleti Hariciye teşkilatı, Nakibü’l Eşrafın hariciye naibinin emrindedir. Hariciye Niyabeti, bulunduğu ülkede herhangi bir iş için Başyücelik Devleti hariciye teşkilatından bir talepte bulunduğunda, bu, emirdir.

Devlet hariciye teşkilatı temsilcileri, hariciye niyabeti temsilcilerinin önünde elpençe divan dururlar, mekanın, halka kapalı veya açık olmasına bakmaksızın bu tavrı sergilerler. Bulundukları ülkedeki resmi ve sivil zevat, Büyük Doğu ülkesinde nikabet teşkilatının ve temsilcilerinin itibarını ve kıymetini bu şekilde görür. Devlet hariciye temsilcilerinin, hariciye niyabeti reisi veya memuruna karşı sergiledikleri tavırdaki en küçük edepsizlik ve hassasiyetsizlik, vazifeden men edilmeleri (memuriyetten ihraç edilmeleri) için kafi sebeptir.

*
Nikabet Teşkilatının kabul ve itibar gördüğü İslam ülkelerinde, devletler arası ihtilafların hakemidir. Büyük Doğu Devlet cihazının yüksek irtifaındaki sarsıntılarda inisiyatif alması gibi, İslam ülkeleri ve devletleri arasındaki ihtilaflarda da hakem mesuliyetini üstlenir. Nakibü’l Eşrafın “hakemliği”, tesirsiz bir tavassut olmaktan öte, hilafetin salahiyetine maliktir.

İki İslam Ülkesi hükümeti, Nakibü’l Eşrafı, bil-kuvve halife görecek kadar itibar etmiyorsa, yani taraflar arasındaki ihtilafın hal yolunu hilafet emiri olarak baştacı etmeyecekse, hakemlik vazifesini, Nakibü’l Eşraf değil, hariciye niyabeti üstlenir.

*
Nikabet Teşkilatı ve Nakibü’l Eşraf, Büyük Doğu Devleti dışındaki bir İslam ülkesinde, Büyük Doğu Devletindeki itibarına ulaştığı takdirde, Nakibü’l Eşraf, o devlete, “ülke naibi” tayin eder. Ülke naibi, o ülkede, Büyük Doğu Devletindeki nikabet teşkilatının tamamını inşa ve ihdas eder, kendisi de o ülkenin, “ülke naibi” sıfatıyla Nakibü’l Eşrafı olur. Bir İslam ülkesine “ülke naibi” tayin edildiğinde, hariciye niyabeti bünyesinde derhal o ülkenin işlerini takip etmek üzere “…… ülke dairesi” ihdas edilir.

Hariciye niyabeti, İslam ülkelerinin kuvvet ve nüfusta yarısını temsil edecek sayıda “ülke naibi” tayin ettiğinde, nikabet teşkilatı “hilafet” makamının ihdası için faaliyetlere başlar. İttihad-ı İslam ve hilafet müessesesinin inşası faaliyetleri, Büyük Doğu Devlet cihazının dışında ve Nakibü’l Eşrafın tasarrufu altında yürütülür.

Hilafetin ihdası, İttihad-ı İslam’ın tesisi için Nikabet Teşkilatının tüm faaliyetlerinde Büyük Doğu Devlet cihazı, “emri subaylığı” veya Nakibü’l Eşrafın “yaveri” mevkiindedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir