NASIL BİR DERGİ?

NASIL BİR DERGİ

(Terkip ve İnşa dergisi 1. sayı)

Fikri ve ilmi çalışmaların birbirinden bağımsız konular üzerinde yürütülmesi hem bir külliyat oluşmasına mani oluyor hem de sayısız tezadı, muhtevaya zerk ediyor. Bir üst başlıkta toplansa zıtlık olarak görülecek ve halledilmesi için çalışılacak meseleler, üst başlığa çıkılamadığı, yani terkip edilemediği için zıtlık olarak görülmüyor, aksine farklı fikirler olarak kabul ediliyor. Tezat oluşturan fikirler telif ve terkip edilmek yerine farklı fikir muamelesi görünce, dipsiz ve verimsiz bir tartışma başlıyor ve hiç bitmeyecek hissi veriyor. Sanki içinde bulunduğumuz dönemin karakteristiği budur.
Bu girdaptan çıkmanın bir çaresi olmalı. Herhangi bir gurubun fikirlerine hapsolmadan ama her gurubun fikriyatını muhafaza ederek, İslam medeniyet tasavvurunu telif ve inşa hamlesi başlatmak bir çare olabilir. Her gurubun kendi fikriyatını ve içtimai bünyesini muhafaza ederek, İslam medeniyet tasavvuruna ve inşa hamlesine katkı sunması, fikri ve ilmi faaliyetlerini bu ufka dönük olarak yapması, ortaya çıkacak müktesebattan da azami derecede faydalanması, galiba müşterek tefekkür havzasını oluşturmak için doğru yol olsa gerek.

İslami cemaatleri birleştirmek gibi beylik ve ütopik lafları bir tarafa bırakarak, her gurup ve cemaatin, İslam’ın tefekkür ve faaliyet ufku olan medeniyet tasavvuru ve inşası için müşterek gayret ve faaliyette bulunması, günümüzün temel vazifesi ve mesuliyeti olmalıdır. Bu işi yapmanın müşterek havzasını bulmak, tüm üretimlerimizi orada verimlendirmek ihtiyacı içindeyiz.
Bu ihtiyacı biz karşılamak iddiasında değiliz. Bu ihtiyacı karşılayacak mecra ve havzanın ne kadar büyük bir iş olduğunun farkındayız. Bizim yapmaya çalıştığımız iş, tatbikatta küçük bir emsal oluşturmak, fikriyatta ise meselenin farkına varılmasına katkıda bulunmaktır. Bu kadar büyük bir işin bizim açmaya çalıştığımız mütevazı bir mecrada akması (gerçekleşmesi) tabii ki şart değildir ve zaten mümkün de değildir. Böyle bir mecra açma temrini sayılabilecek olan çabamız aynı zamanda bu istikametteki her çalışmanın (gurup ve cemaat tefriki yapmadan) yanında olmak mesuliyetini bize yüklemektedir. Mesuliyetimizi müdrik bir şekilde taahhüt ederiz ki, her kim bu mecraya katkı sağlamak isterse kabulümüzdür, her kim böyle bir mecra açmak isterse katkıda bulunmak omuzlarımızdaki bir mükellefiyettir.
*
Ebubekir Sıddık Karataş’ın “Yayın çizgimiz ve ufkumuz” başlıklı yazısında tespit ettiği çerçeve içinde olmak şartıyla, Müslüman fikir ve ilim adamlarının tüm üretimlerine talibiz. Dergimizi, satmak için çırpınacağımız bir yayın uzvu olarak değil, müşterek fikriyat üretmek için bir mecra olarak hazırladık. Medeniyet tasavvuru ve inşa hamlesi için düşündüğümüz derginin her sayısındaki “dosya konusuna” yüzlerce yazı talebimiz var. Toplanacak yazılar, dergi hacmini aştığı takdirde dergi ile birlikte kitap olarak basılacaktır. Derginin “dosya konusu” ile ilgili yayınlanmaya değer her yazı, ya dergide ya da kitapta mutlaka yayınlanacak, böylece her sayımızda gündeme aldığımız konu etraflıca tetkik edilmiş olacaktır.
Faruk Adil’in “Neden yeni bir dergi?” başlıklı yazısında ifade ettiği gibi, dergi çıkarmak için yola çıkmadık. Biz zaten yoldayız, yolda dergiye ihtiyacımız oldu. Fakat dergi asla yolculuğumuzun gayesi olmadığı gibi esas vasıtası da değildir, maksadımız “kitabiyat”tır ve temel yayın şeklimiz de kitaptır. Dergi, muhabere ihtiyacımızı karşılayacaktır. Dergi vasıtasıyla “tanış” olduğumuz kıymetli insanlarla müşterek fikir üretmeyi, ürettiklerimizi kitaplaştırmayı, kitapları bütünlüğü olan bir külliyat haline getirmeyi hedefliyoruz. Müslüman fikir ve ilim adamlarımızın yazılarını kitaplaştırmanın yanında, her sayıdaki “dosya konumuz” ile ilgili yayınlanmamış eserleri varsa onları da dergiyle birlikte yayınlayıp dağıtmayı düşünüyoruz. Eğer aynı konuda yayınlanmış eserleri varsa onları tanıtmak ve temin noktalarını ve adreslerini okuyucuya ulaştırmak niyetindeyiz.
Mesele sadece nazari bir çaba ve faaliyetten ibaret değil. İslam medeniyet tasavvurunun ana haritası ortaya çıktıktan sonra, inşa hamlesine dönük şekilde “medeniyet müesseseleri” fikrini geliştirmek, numunelerinin teşkilat yapılarını üretmek ve bunları devlet ve cemiyet hayatında tatbik edilebilir şekillerde piyasaya sunmaktır. Çalışmalar bu noktaya kadar geldiğinde, medeniyet müesseselerinin kurulması ve idaresi hususlarında danışmanlık yapacak insanları tespit edecek ve muhtelif sahalarda şuraların oluşmasına vesile olmaktır. Ülkemizde ve dünyada, tüm Müslüman gurupların ve fertlerin hizmetine sunmak, talep etmeleri halinde tatbikatın murakabesini, tenkidini, tashihini yapmaktır.
Böyle bir dergiye ihtiyaç olduğu zannındayız. Zannımız doğru ise ümmete faydalı olacağımızı ümit ederiz, zannımız yanlışsa, çalışmalarımızı bu istikamette yapmaktan ibaret bir faaliyet içine girmiş oluruz. Neticede yaptığımız, yapmaya çalıştığımız iş, İslam medeniyet tasavvurunu telif etmek, inşa hamlesini başlatmaktan ibarettir. Bunu dergiyle veya dergisiz olarak yapmaya devam edeceğiz inşallah.
Derginin süreli yayın olması, aktüalite tuzağına düşme ihtimalini gündeme getiriyor. Yapmaya çalıştığımız şey, dergiyle aktüaliteye girmek değil, o tuzağa düşmek hiç değil, aksine dergi yoluyla İslam medeniyet tasavvuru ve inşa hamlesini “aktüel” hale getirmektir. Bunu yapabilirsek ne mutlu bize…
AHMET KAMİL TUNCER
ahmetkamiltuncer@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir