NORVEÇ CANİSİ VE İNSANLIĞIN KATLEDİLMESİ

NORVEÇ CANİSİ VE İNSANLIĞIN KATLEDİLMESİ
Sabah gazetesinde 18.04.2012 tarihinde, Norveçli katil Anders Behring Breivik’in başlayan yargılaması haber yapıldı. Haber kısaca şöyle;
“Norveç’te geçen yıl 77 kişiyi öldüren aşırı sağcı Anders Behring Breivik, davasının ikinci gününde de şov yapmaya devam etti. Duruşma salonuna girdiğinde yine aşırı sağcı selamı veren Breivik, daha sonra müşteki yakınlarına da bir süre gülerek baktı. İlk duruşmada Müslümanların Avrupa’yı kuşatmasını engellemek için eylemlerini gerçekleştirdiğini söyleyen Breivik, “Umarım sözüm kesilmez. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra en çok ses getiren saldırıları düzenledim. Öldürdüklerim masum değildi. Yine olsa aynı eylemleri yapardım. Eylemler benim için intihar saldırısıydı ama öldürülmedim. Norveç’te faaliyet gösteren iki tane daha bağımsız aşırı sağ hücresi var. Onlar da saldırı hazırlığında. Beraatimi istiyorum” dedi. Almanya’da Türkleri öldüren aşırı sağcılarla gurur duyduğuna da söyleyen Brevik’in savunması propagandaya dönüşmemesi için canlı yayınlanmadı. Breivik’in, öldürdükleri arasında 17 yaşındaki Türk kızı Gizem Doğan da vardı. Öte yandan davaya bakan 5 yargıçtan biri olan resepsiyonist Thomas Indrebö, Facebook sayfasına yazdığı “Tek çözüm saldırganı asmak” mesajından dolayı tarafsızlığını kaybettiği gerekçesiyle azledildi. Sıradan vatandaşların davalarda yargıç olabildiği Norveç’te idam cezası bulunmuyor. 10 hafta sürmesi beklenen davada Breivik’in akli dengesinin yerinde olup olmadığına karar verilecek. Cezai ehliyeti olduğu yönünde sonuç çıkarsa Breivik 21 yıl hapis cezası alacak, aksi takdirde akıl hastanesine yatırılacak.”
Bu haberde benim dikkatimi çeken ifade, en sondaki, ceza ehliyeti yerindeyse 21 yıl hapis cezası alacağı bilgisiydi. Haberdeki bu bilgi yanlışsa, Sabah gazetesini şiddetle kınıyorum, gazeteciliklerini daha iyi yapmalarını tavsiye ediyorum. Eğer bilgi doğru ise, batı (Avrupa) tam bir felaketin ortasındadır.
Katil, yüz civarında insanı (sayısını unuttum) kast ederek, hem de bir defada, katliam suretiyle öldürdü. Bu caninin ceza ehliyeti olduğu takdirde alacağı hapis cezası 21 yıldan ibaretse, Avrupa insanlık sınırını çoktan aşmış ve hayvanlığın öteki ucuna varmış demektir.
Batıda böyle bir düşünce müsveddesi var. Hümanizm dedikleri düşünce müsveddesi, nüfuz ettiği her konuyu ve sahayı zehirliyor. Hümanist ceza hukuku anlayışının geldiği nokta işte burası. Norveç’te çok daha ileri noktaya ulaşmış demek ki, Avrupa ülkelerinin hepsinde dengesini kaybetmişti ama bildiğim kadarıyla çoğunda bu kadar uç noktaya savrulmamıştı. Batıyı anlamayan ahmak batıcılar, batıyı olduğu gibi tercüme etme çabasında olduğu için, bu düşünce müsveddesinin neticelerinin ne olduğu, neler olabileceği, insani sınırı ne kadar aştığı gibi hususları anlama istidadından mahrumdurlar.
Nasıl bir izahı olabilir bu saçmalığın? Amiyane tabirle, “ölenler öldü, kalan sağlar bizimdir” diyerek, kalanın katil olmasına bakmaksızın adamı biraz misafir edip, ıslah edilmiştir diyerek ortalığa salınacaktır. “Yahu ölenlerin ve yakınlarının hakları ne olacak?” diye sormayın. İnsan yaşadığı müddetçe insandır. Öldükten sonra sadece bir kadavra… Cesetten başka bir mana ifade etmeyen ölü insan, tabii ki hümanist hislerden ve düşüncelerden faydalanamayacaktır. Materyalizmi şimdi anladınız mı? Materyalizm, Allah ve Ahiret inancı taşımadığı, ölümü dipsiz bir kuyu kabul ettiği, ölen insana kadavradan başka bir kıymet atfetmediği için, insanlık dini olarak ürettiği hümanizmadan ölüler faydalanamaz.
Norveç ceza hukukunda mezkur caninin alacağı cezanın 21 yıl olup olmadığını bilmiyoruz. Fakat yukarıda kayda geçtiğimiz, hümanizma ve materyalizm ile ilgili fikirlerimiz, bu olaydaki cezanın azlığı ile sınırlı değil. Ölen kişinin tıp fakültelerinde “kadavra” olarak kullanılması bile yalnız başına insanlığın yaşayanlarla sınırlı olduğunu göstermeye kafi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir