ÖCALAN MİSALİNDE İNSANIN İLAH İHTİYACI VE SAPKINLIK ÇEŞİTLERİ

ÖCALAN MİSALİNDE İNSANIN İLAH İHTİYACI VE SAPKINLIK ÇEŞİTLERİ
Gazetelerde yayınlanan haberi okumuş olmalısınız. KCK operasyonunda gözaltına alınanların bazılarının telefon görüşmeleri, soruşturma aşamasında kayıt altına alınmış. Ve tabii ki gazetelere sızmış, iyi de olmuş.
Telefon görüşmelerinden anlaşıldığına göre, Öcalan’a atfettikleri kıymet, kan donduracak cinsten. Gazetelerin bazıları haberi, “Öcalan’ı peygamber gibi görüyorlar” başlığı ile vermiş. Mesela “Vatan” gazetesinin haber başlığı tam olarak buydu. Vatan gazetesi genel yayın yönetmeni ve editörleri de KCK ve PKK üyelerinden daha az cahil değil. KCK mensupları yaptıkları işin ne olduğunu bilmiyor ama bu konuda yalnız değiller, Vatan gazetesi editörleri de bilmiyor.
Adamlar Öcalan’ın doğduğu evi tavaf etmişler, bunu yapmakla hacı olduklarını söylemişler. Haccın şartları arasında Hz. Peygamberimiz (SAV) Efendimizin “Mezar-ı Şeriflerini” tavaf etmenin olmadığını bilmeyen bir gazete dolusu adam… Hani Cumhuriyet gazetesi, “bu sene hacc kurban bayramına denk geldi” diye haber yapmıştı ya, öyle bir cahillik misali Vatan gazetesinin yaptığı… Her neyse, konumuz Vatan gazetesi değil.
*
İnsandaki ilah ihtiyacı, sadece akli gereklilik değil, aynı zamanda hissi bir mecburiyettir. İnsan, tabiatındaki ana mecraların tamamında ilaha muhtaç ve mecburdur. Ya bir ilaha inanır veya bir ilah üretir. Marksistlerin tabiriyle “ilah yaratır”. Marksistler bunu söylerken, kendileri de başka bir ilah üretmekten kurtulamamıştır.
Yeryüzündeki hiçbir din ve düşünce, sahih ilah anlayışına sahip değildir, İslam’dan başka. Hiçbir ilah yoktur, ancak Allah vardır. Yani Allah’tan başka edindiğiniz ilahların hepsi, sahte, yalan istismar malzemesidir. Allah ise sonsuz kudret sahibidir, mülk O’nundur, hüküm O’nundur, O kainattaki her şeyden münezzehtir. Hiçbir teşbih kabul etmez, hiçbir ortaklık kabul etmez, hiçbir tahdit kabul etmez. Allah’ı insanın kalbi ve zihni evreninden, hayatın merkezinden çıkarma teşebbüsleri, O’nun yerine sahte ilahları ikame etme çabasıdır.
Allah’ın yerine ikame edilecek bir ilah tasavvur etmek muhaldir. Fakat Allahsızlaştırılmış insanların mutlaka putlara icat edip onlara tapması kaçınılmaz olur. PKK ve KCK misalinde olduğu gibi veya biraz uzakta olan Kuzey Kore’de diktatörün ölmesiyle ortaya çıkan manzaralar gibi… Kuzey Kore’deki insan manzaralarının rejimin zoruyla olduğu iddiaları var ve büyük ihtimalle de doğru. Fakat bu durum neticeyi değiştirmez. Rejim halkı zorluyorsa, siyasi rejim, diktatörünü hayatın merkezine ilah olarak dikmeye çalışıyor, halk, zorlama olmadan o manzaraları sergiliyorsa kendiliğinden (ve tabii ki rejimin de desteğiyle) hayatın merkezine bir ilah dikiyor.
Gazetelerin, KCK üyelerinin telefon kayıtlarını, “Öcalan’ı peygamber olarak görüyorlar” şeklinde yorumlaması, bir taraftan cahilliklerini diğer taraftan bu ülkedeki tevhid inancının ve şirk korkusunun zihni ve kalbi derinliklere tesirini gösterir.
Zihni evreninizi ne kadar ve neyle beslerseniz besleyin, kalbi evreni besleyemiyorsanız, yarım kalırsınız, saçmalamaya başlarsınız. Kalbi evrenin tek gıdası ve ilacı, tevhiddir. Kalb, ancak Allah’ı zikrederek tatmin olur. Eğer insanların kalbi evrenlerine Allah’ı, tevhid çerçevesinde yerleştiremezseniz, kalbi evren, ihtiyacını mutlaka bir ilah talebiyle ortaya koyar ve sahte ilahlarla beslenmeye başlar. Kalbi evrenin zihni evrenden daha derinde olmasından dolayı, süreçlerinden haberiniz bile olmaz ve bir müddet sonra bakmışsınız ki kendinize bir ilah edinmişsiniz. Ateist bir anlayışla yola çıkmış olmanıza rağmen, kalbin ihtiyacını Akl-ı Selim ile karşılamadığınız için, tabii olarak bir ilaha doğru aktığını fark etmeniz zordur. Zihni evreninizdeki ateizm temelli dünya görüşünüzle meşgul olurken, kalbi evreniniz zihni evreninizin altını oymuş ve derinliklerinde bir ilah tasavvur etmeye başlamıştır. Kendi ruh labirentlerinizden gelen bir etki olduğu için zihni evreninizi değiştirdiğini bile fark edemezsiniz.
Öcalan bu serserilerin tabii ki tanrısıdır. Yani onu tanrı edinmişlerdir. Bunu fark etseler de böyledir, fark etmeseler de… Çünkü tanrı (ilah) dediğiniz varlık, zihni evreninizde inşa ettiğiniz hiyerarşik piramidin zirvesindekidir. Başka bir ifadeyle “değerler piramidinin” zirvesi, kişinin ilahıdır. Birilerinin ilahı Öcalan’dır ama insanların ciddi bir kısmının ilahı, mesele paradır. “Herkesin bir bedeli vardır” diyen adam, parayı ilah edinmiştir.
Öcalan’ı peygamber kabul edemezler. İlahı olmayanın peygamberi olur mu? Peygamber edinmek için önce ilah edinmek lazım. İlahları kim ki, peygamberleri Öcalan olsun. Anlaşılıyor mu? İlahınız yoksa, adına peygamber de deseniz, onu ilah edinmişsiniz demektir.
FARUK ADİL

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir