ORYANTALİST TAARRUZ

ORYANTALİST TAARRUZ

(Terkip ve İnşa dergisi 3. sayı)

Birkaç asır önce başlayan oryantalist taarruz, yirminci asırda netice almaya başladı, yirmi birinci asırda ise pisliklerini temizlemek zorunda kalıyoruz. Oryantalist taarruz o kadar derine nüfuz etti ki, temizlemek çok zor. Zira oryantalist taarruzun neticeleri, “Sahih İslam” başlığı altında kadim müktesebatı imha etmek için faaliyet gösteriyor.
Oryantalist taarruzun tüm tesirlerini temizlemek çok zor… Oryantalizmin her çeşit tesirini, her Müslüman ferdin zihin ve kalb dünyasından temizlemek için dünya çapında bir seferberlik gerekiyor. Bunu yapmak için seferber edilecek insan gücü ve zaman, başka işlere fırsat ve imkan bırakmayacağı için doğru da değil. Bunun yerine İslam medeniyet tasavvuru ve inşa sürecini başlatmak, doğru ortaya konulduğunda yanlış anlaşılacağı için tercih edilmelidir. İslam medeniyet tasavvuruna giden yol açıldığında, o ufka doğru atılan her adım, yanlış anlayışların bir kısmını telafi edecektir. Bu sebeple oryantalist taarruz veya batının başka çeşit hamleleriyle yoğun şekilde vakit kaybetmek yerine, meselenin de ehemmiyetine binaen özet kabilinden bazı tespitler yapıyoruz. Batıya dair tenkitlerimizin bu çerçevede okunması ve aşırı teferruat aranmaması gerekir.

*
Oryantalizmin temel hedeflerinden birisi, idrak melekemiz olan “akl-ı selim”i imha etmek oldu. “Ne okunduğu” kadar “ne ile” okunduğu da mühimdi ve akl-ı selim bizzat İslam’ın inşa ettiği akıl terkibiydi. Akl-ı Selim imha edilip, yaygınlaşan batılılaşma neticesinde kendi okullarımızda pozitif eğitim-öğretim başlayınca, “pozitif akıl” formu ikame edildi. Böylece Müslümanların “idrak melekesi” batılı pozitif idrak melekesi olan akıl formuna mahkum edildi. Batılı akıl formuyla okunmaya başlandığı için, artık ne okunduğunun önemi kalmadı. Müslümanlar ise batılı akıl formu olan pozitif akılla Kur’an-ı Kerim’i okumanın, oryantalist okuma olduğunu fark edemedi.
İslam’ın kendine iman eden bir insanda, kendi temel kabullerini bünyeleştiren bir akl-ı selim inşa ettiğini unuttu Müslümanlar. Akl-ı Selim bahsini o kadar unuttular ki, akıl ve akl-ı selim meselesiyle ilgili bir tane bile kitap telif edemez, bir tane tetkik ve tahkik faaliyetinde bulunamaz oldular. Türkiye’nin yirminci asır İslami ıstılahında (literatüründe) akıl ve akl-ı selim ile ilgili bir tane çalışmanın bulunmaması, meselenin ne kadar derin ve vahim olduğunu göstermez mi? Bu durum aynı zamanda “neden Fikirteknesi ailesine” katıldığımızın da izahıdır.
Akl-ı Selimi inşa etmemek, batılılar gibi düşünmek ve İslam’ı batılılar gibi okumaktır. Batılılar gibi düşünecek ve İslam’ı oryantalistler gibi okuyacaksak, İslam’a neden ihtiyacımız olduğunu izahta zorlanırız.
*
Oryantalizmin hedeflerinden birisi de tasavvufu yok etmek veya mistik bir meşgale haline getirmekti. Oryantalizmin derin işgaline uğrayan zihin ve kalbler, tasavvufun, şirk ve en ağır küfür çeşitlerinden biri olduğunu, İslam ile hiçbir alakasının bulunmadığını iddia etmeye başladılar. Yabancı kültür iklimlerinden İslam’a sızan mistik bir yol ve usul olduğunu iddia ederken, hem İslam’la alakasızlığını ileri sürüyorlar hem de bu taarruzlarında başarısız olurlarsa tasavvufun “mistik bir yol” olduğuna dair bir tortu bırakmak istiyorlar. Tasavvufun mistik bir anlayış olduğu, bu sebeple İslam ile alakası olmadığı iddiası, gerekçesi kendinden menkul bir iftiradır. Oryantalizm, önce tasavvufu kendisine uygun şekilde tarif ediyor, ilk tahrifatını tarifte yapıyor, sonra da o tarif üzerinden tenkit ediyor. Böylece tenkit (taarruz) tutmasa da, gerekçe akıllarda kalıyor ve şüpheler oluşuyor.
Tasavvuf İslam’ın derinlik boyutudur. Tasavvufa karşı başlatılan oryantalist taarruz neticesinde Müslümanların tefekkürde derinleşme imkanı fevkalade azalmıştır. Oryantalist taarruz, Müslümanları sığlaştırmakla, basit ve bedevi bir hayata mahkum etti. Sığlaşan ve basitleşen tasavvuf karşıtlarının biraz zeki olanları, hikmet ihtiyacını batının felsefesiyle karşılamaya, girift meseleleri ve izahları filozofların eserlerinde aramaya başladılar. Oryantalist taarruz hedefine ulaşmış, bir kısım Müslümanların nazarında bir filozof, bir veli şahsiyetten daha muteber hale gelmiştir.
*
Oryantalist taarruzun neticelerinden birisi de, batının bilim telakkisine teslim olan ve onu “evrensel değer” olarak kabul eden bir kısım Müslümanlar, batı perspektifiyle kadim müktesebatımızı hesaba çekmeye, müktesebatı “hurafe” olarak tavsif etmeye başladı. Kadim müktesebatımıza hurafe diyenler, her nedense felsefeye “hikmet” diyorlar. Batı ile hesaplaşması gereken Müslümanların bir kısmı, batıdan aldıkları zehir ile İslam’ın on dört asırlık müktesebatı ile hesaplaşıyor, Müslümanlar arasında fitne çıkarıyorlar.
*
Oryantalizmin Türkiye’deki resmi temsilcisi ve tatbikçisi Kemal Atatürk’tür. Atatürk’ün zorla yaptığı müktesebat katlini ve yerine meal ikamesini, şimdi bazı Müslüman fikir ve ilim adamı iddiasındakiler, “sahih İslam” başlığı altında devam ettiriyorlar. Bu ülke şeyhler, hocalar ülkesi olmayacaktı Atatürk’e göre, bir kısım mealciler de şeyhlere, alimlere karşı şiddetli bir mücadele yürütüyorlar. Nedense?
*
İslam’ın bilgi telakkisi, “iman mevzuları” ve “itimat mevzuları” üzerine kuruludur. İman mevzularını her Müslüman aşağı yukarı bilir. İtimat merkezlerimiz ise, ilk nesil olan Sahabe-i Kiram’dan başlamak üzere, Allah Azze ve Celle’nin dinini bize kadar ulaştıran ümmetin nezih kadrolarıdır. Mukaddes emanetin nesilden nesile intikalini temin eden mecra ise malum olduğu üzere Ehl-i Sünnet’tir. Ehl-i Sünnet husumeti, aynı zamanda “itimat merkezlerimiz” olan Sahabe-i Kiram’dan başlamak üzere, Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye’nin intikalini mümkün kılan mecranın kurutulması, dinin naklinin inkıtaa uğratılması ve böylece dinin tahrif edilmesidir.
Oryantalist taarruz, bir taraftan “bilgi telakkimizi” ve medeniyet müktesebatımızı imha etmek isterken diğer taraftan “itibar ve itimat merkezlerimizi” yok etmek için hamle yapmıştı. Bir kısım Müslümanlarda bu hamlenin netice ve eser verdiğini görmek hüzün vericidir.
AHMET KAMİL TUNCER

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir