PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-10-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -10-

Simya deneylerinin bitmediğini sadece kağıt para ile yeni bir forma kavuştuğunu iddia eden Binswanger’e göre, kağıt paranın üretilmesinin bir simya deneyi olması şu yön- dendir: Kağıt paranın üretimi de bir simya sürecidir ki süreç ‘kükürt’ ve ‘civa’nın evliliği ile başlar. Civa; ‘duyguyu, duyuları’, kükürt ise ‘irade’yi temsil eder. Duygusal anlamda halkın kağıt parayı altın gibi ‘değerli görmesi, hayal etmesi’ gerekir.

Mesela duygusal tetiklemeyi sağlamak için üzerine halk kahramanın resimleri konur, farklı desenler ve renklerle bezenir. Eskiden Çin’de duyusal tetiklemeyi sağlamak için kağıt paralara güzel kokular sürülürmüş. Mesela paradan sıfırların atılması da ‘simya’ sürecinin bir parçasıdır. İşte bu duygusal tarafı ‘civa’dır.

Kükürt yönü ise irade ile ilgilidir. Krala veya devlet iradesine boyun eğmelidir halk. Kağıt paranın kabulünü sağlamak için kimi krallar, idama kadar varan caydırıcı cezalara başvurmuşlar. Bu kısmı yakıcıdır. Ateştir. Kükürttür. Yöneticinin otoritesi ile kağıt para değerli kılınır. Buna ‘fiat’ denir. Demokratik dönemde ise ‘kağıt para’nın kabulü devletin intibaına bağlıdır.

Toparlarsak, önce su yani likit özelliği olan civa vardır. Kağıt para ile yeraltında katı halde duran altın, ‘sıvı’ hale yani ‘likit’ duruma geçmiştir. Böylelikle simyanın birinci evresinin sonucunda ‘felsefik civa’ elde edilir. Bu ‘kağıt paranın piyasaya sürülme aşamasıdır. Borca dayalı kağıt para, gelecekte var olacak katı altını, sıvı yani ‘likit’ hale getirmiştir. Nakit para için likidite teriminin kullanılması tesadüf değildir.

Lakin tek başına kağıt paranın piyasaya çıkması yeterli değildir. Çünkü eğer kağıt paraya karşılık bir değer üretilmezse enflasyon ortaya çıkar ve bir zaman sonra kağıt para kullanılamaz olur. Simya sürecinin ikinci evresinde domine edilen toprak alanı, mülkiyet genişlemelidir. Ne kadar çok toprak ve dolayısıyla doğal kaynaklar üzerinde hakimiyet kurulursa o kadar çok kağıt paraya mukabil değer üretilebilecektir. İngiltere’nin ve sonra ABD’nin ‘vahşi’ emperyalist politika- sıyla milyonlarca insan, bombalarla, ateşli silahlarla yakılmış ve sonuçta Hindistan’a kadar yeryüzü domine edilmiştir. İşte ‘kağıt para’nın başarısı simyanın ikinci evresi olan ‘felsefik kükürt’ün üretilebilmesine bağladır. Yani ateş öğesinin. Acıtıcı ve yakıcı öğe. Mekanın zorla gaspı. Böylelikle birinci evrede zaman, ikinci evre de mekan gaspedilmiştir. Zaman gaspedilmiş ve belirsiz geleceğe, gayba dayalı para üretilmiştir. Mekan gaspedilerek ise gerek sömürgeleştirme, gerekse ‘özgürlük’ vaadiyle kukla devletler kurulmuştur.

Mekanın gaspıyla ve ‘felsefik kükürt’ün üretimiyle sonuçlana ikinci evrede de yine civa ve kükürtün evliliği gerçekleşmiştir. Civa/su sembolizmi, propaganda ‘dalgası’ ile düşmanların içten ve dıştan zayıflatılmasıdır. Mesela, Irak’a girmeden önce Saddam’ın kimyasal silahlara sahip olduğunun propagandası ile dünya kamuoyunun ‘duygu ve duyu’ları yönetilmiştir. Aynı tip propagandalar işgali planlanan diğer bölgelerde de uygulanır. Bugün twitter, facebook mesela bu sürecin başlıca aletleridir. Civa faktörünü, kükürt/ateş izler ve propaganda dalgası ile aşınmış, birliği bozulmuş topraklar üzerine bombalar, füzeler yağar.

Üçüncü ve son evre ise, gasp edilen zaman-mekanın şekillenmesidir. Önce ülkenin can damarları kesilir, kurutulur, bataklığa çevrilir (bakınız Afganistan, bakınız Irak) sonra ise inşa dönemi gelir. Simya sürecinin üçüncü evresinin simgesi ise ‘tuz’dur. Gasp edilmiş mekanlar, simyagerin yeni pazarları olacaktır. Mülkiyeti üzerinde hakimiyet kurulan ülkenin hammaddesi ucuza alınacak ve teknoloji sayesinde on katı fiyatına geri satılacaktır. Üçüncü evrede de civa ve kükürtün birlikteliği gerçekleşir. Bu evrede civa, gerek hammaddelerin, gerek ise son ürünün ‘su’ yani denizyolu ile taşınmasını simgeler. Özellikle buharlı gemilerin icadı ticaretin yüzde 90’dan fazlasını gerçekleştiği vasıta olan su yolunun çok daha etkin biçimde kullanılmasını sağlamıştır. Kükürt faktörü ise, makinadır, teknolojidir. Makina teknolojisi (kükürt) ile üretilen mallar en ücra köşelere yine su (civa) yolu ile ikinci evrede uysallaştırılmış, başına uslu-çocuk kıvamında yöneticiler konulmuş ulus-devletlerin gaspedilmiş pazarlarına girecektir. Para daha çok malı, daha çok mal daha çok parayı, daha çok para da daha çok haz ve mutluluğu temin edecek, materyalist felsefeye sahip Judeo-Pagan cenneti inşaa edilmiş olacaktır.

Lakin onlar güzelliği arzu etmiş ama dünya, çevresi gün geçtikçe çirkinleşmiştir. O güven ve huzuru hayal etmiştir lakin gün geçtikçe isyanlar, savaşlar ile huzuru kaçacaktır. Zenginliği ile rahat rahat yaşayacağını zannetmiş lakin zenginliği meşguliyetini daha da arttırmış; mal, mülk, paraya kul olmuştur. Artık hayatını metanın emrinde geçirecektir. Özgürleşmemiş tam tersi daha da esir olmuştur. Her yeni zenginlik kaynağı yeni uğraşlar, yeni problem doğurmuştur. İşte çağımızda simya, halen bu şekilde devam etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir