PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-16-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -16-

”Tefeci Elitler’’ tekel güçlerine herhangi bir tehdit tespit ettiklerinde buna şiddetle karşı çıkacaktır. Yakın tarihte bunun örneklerini görebiliriz. Hitler, ‘Tefeci Elitler’nden borç almak yerine ‘Mefo Bills’ adında kendi parasını basmasıyla birlikte borç esaretindeki Almanya’yı tüm dünyaya meydan okuyacak bir güce taşımıştır bile diyebiliriz. Ama Hitler’in parasından daha ilginç denemeler de yaşanıyor aynı coğrafyada.

1931’de Almanya’nın Schwanenkirshen kasabasında, kriz sebebiyle iflas etmiş kömür madeni, girişimci Habecker tarafından 40,000 marklık kredi ile satın alınır. Satıştan elde ettiği nakiti kasaya koyan Habecker, bu miktara mukabil WARA isimli kağıt para basar. Yeni para kasaba halkı tarafından kabul edilir çünkü Wara’ların Mark’ın aksine ‘kömür’ karşılığı vardır. Habecker, kömür ürettikçe yeni Wara’lar piyasaya sürer. İsteyenler Wara’larını kömüre çevirip ulusal piyasada satabilir. Wara, kağıt paranın asli görevine döndürülmesidir. Kağıt paranın çıkışının amacı hakiki bir değeri temsildir. Lakin tedrici bir usulle, halka hissettirmeden kağıt paranın karşılığı olan değerli madenler piyasadan çekilmiş ve halk elinde kağıt parçalarıyla kalakalmıştır. Bu küresel çapta bir hortumlamadır.

Wara’nın başka bir özelliği ‘negatif faiz’li oluşudur. Wara, her ay mütemadiyen yüzde bir değer kaybedecektir. Bu da kullanıcıların parayı istiflemek yerine bir an önce elden çıkar- malarını tetikleyerek paranın dolaşım hızını arttırır. Dolayısıyla, Wara’lar hem kriz ile çökmüş kasabayı canlandırır, hem de tüm Almanya’da yayılarak 2000’den fazla işletmede 2 milyon kullanıcıya ulaşır. Her işletme ürettiği mamül karşılığı miktar- da Wara’lar sürer, böylece para arzı sonsuz arzulara değil reel üretime paralel genişleyerek enflasyona neden olmaz; tam ter- si sosyo-ekonomik dengeyi sağlar. Durumu gören, para basımında tekel olan Almanya Merkez Bankası devreye girer ve faizsiz, borçsuz ve reel bir değer karşılığı olan Wara’yı yasaklar.

Wara’nın Almanya’daki başarısı 1933’te Avusturya’nın Worgl kasabasında yankı bulur. Ekonomik krizin doruk noktada olduğu, işsizliğin her yanı sardığı dönemde kasabanın bele- diyesi ‘Para Sertifikaları’ basar. Sertifikalar, Merkez Bankasının pozitif faize bağlı kağıt parasının aksine ‘negatif faiz’ prensibine bağlıdır; her ay yüzde 1 değeri vergi olarak belediyeye aktarılır. Halk vergi vermemek için parayı elinden bir an önce çıkartarak paranın dolaşım hızını arttırır. Merkez Bankasının bastığı şillingler yılda 23 kez, Worgl parası ise tam 463 kere dolaşır ve toplam 32,000 Worgl şilling 14,000,000 şilling değe- rinde malın piyasada işlem görmesini sağlar. Modelin bir yılda kasabadaki işsizliği yüzde 25 azaltması üzerine Avusturya’nın 170 kasabasının valisi Worgl parasını bölgelerinde uygulamak amacıyla biraraya gelir. Parası tekel güç olan Merkez Bankası hemen harekete geçer ve modeli yasaklatır. Modelin yasaklanmasıyla birlikte Worgl’de işsizlik bir sene içinde yüzde 30’lara kadar çıkar.

Alman iktisatçı Silvio Gesell’in (1880-1926), ‘Negatif faiz’ fikrinin zekat ile benzer işlevi olduğunu düşünüyorum. Negatif faiz uygulaması da zekat gibi birikmiş servetin belli bir miktarını vergi olarak alır. Elbette iki uygulama arasında mahiyet farkı olsa da Worgl ve Wara mucizeleri ‘zekatın’ sosyo-ekonomik faydalarından en azından birini ortaya koyan bir ‘ayet’ olarak görülebilir. Elbette parayı istifleyene ödül olarak verilen faizin aksine, ihtikar yapana bir ceza olan negatif faiz bu manada islamın ruhuna uygun denilebilir. Lakin bu tip para birimleri paranın ‘tasarruf aracı’ olma vazifesini yerine getiremez sadece ‘mübadele aracı’ görevini ifa ederler.

ABD’li iktisatçı Irving Fisher (1867-1947), Worgl ve Wara deneyimlerinden ilhamla büyük depresyonunun merkez üssü ABD’de de benzer sistemlerin tatbik edilmesini tavsiye eder, konu üzerine ilmi makaleler yayımlar. Kriz nedeniyle halkın nakit paraya ulaşmakta sıkıntı çektiği ortamda fikir hızla yayılarak ABD’de 400’den fazla şehirde, binlerce kurum ve ku- ruluşta uygulanmaya başlar. ‘Acil nakit sıkıntısına’ çare olarak tasarlanan ‘Stamp Script’ isimli paraların ülke çapında uygulanması için Alabama ve Indiana senatörleri yasa teklifi dahi yaparlar. Ama sonunda ABD halkının altınına el koyup bunları FED’e teslim eden aynı Roosevelt bir kez daha FED’in ‘hakkını’ korur ve bu tarz paraların kullanımını toptan yasaklar.

Bugün başta Almanya ve Japonya olmak üzere yerel para birimlerine büyük bir rağbet var. Dünyada binlerce bu tip para birimi var. Mesela, Almanya’nın yerel ‘Kubik’ para- sının karşılığı bir metreküp su. Herkesin suya ihtiyacı oldu- ğundan para olarak dolaşımda kabul görüyor. Ayrıca suyun fiyatı stabil olduğundan değerini koruyor. Başka bir örnek Japonya-Osaka’nın ‘Charcoal’ parası. Bir birim ‘Charcoal’ bir gram kömüre eşit. Yine Almanya’nın Steyerberg kasabasında bir kilowatt saat elektriğe endeskli ‘Sonnenscheine’ parası tedavülde. Elektrik dışı ihtiyaçlar için de kullanılabiliyor. Ve daha saymadığımız binlercesi mevcut sistemin ‘hilesini’ farkeden duyarlı insanlar tarafından deneyimleniyor.

Ayrıca İsveç’in JAK Bankası da işletmeler için ilham alınabilecek modellerden. JAK bankası 40,000’e yakın üyesi tarafından yönetiliyor ve üyeler bankadan ‘faizsiz’ kredi kullanabiliyorlar. Konsept harika. Bankanın kasasında paralarını tutan üyeler bunun karşılığında puan kazanıyor ve kendileri de ihtiyacı ol- duğunda kredi çekebiliyorlar. Hakkaniyetli bir sistem. Sonuçta sen başkalarına fayda sağladığın kadar fayda almaya hakkın olmuş oluyor. Alın size bir model. Geliştirin ve uygulayın. Ama nerdeee..Bizimkilerin aklı maalesef daha çok, haram sistemi nasıl kitabına uydururuza çalışıyor. Cumartesi yasağını nasıl atlatırız yerine, diğer günler balıkları nasıl avlarız veya başka ne gibi rızık modelleri geliştirebiliriz diye kafa yorsalar Rableri yardımcı olacak. Ama sınav bu ya. Nasıl ki Yahudilere cumartesileri balıklar bol bol geliyorsa, şimdi islami finansta da çok büyük fırsatlar var..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir