PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-7-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -7-

17. yüzyılda İngiltere mali açıdan zor durumdaydı. Bunun üzerine ‘Tefeci Elitler’ bir araya gelerek devlete borç vermek maksadıyla ‘Merkez Bankası’nı’ kurdular, kar- şılığında ise para basma imtiyazı elde ettiler. Böylece devlet para sıkıntısını çözerken ‘Tefeci Elitler’ de ülkenin kredi mekanizmasını kontrol edebilecekti.

İngiltere Merkez Bankasının özelliği, ‘mevcuddan’ daha çok, ‘var olacak’ veya var olması ihtimali olan altına göre para basabilmesiydi. Böylelikle devletin borcuna dayalı para sistemi doğuyor, paranın basımı başka bir ifadeyle Şehadet aleminden Gayb alemine geçiyordu. Bunun manası artık sistemin zanna ve spekülasyona temayülünün artmasıydı.

Banka, devletin borcuna karşılık para basacak, ve basılan paranın karşılığını ‘gelecekte’ halktan toplanacak vergiler ve / veya iç pazarda ve istila edilen ülkelerin pazarlarında sağlanacak imtiyazlardan elde edilen gelirler oluşturacaktı. Bu esasen Kur’anda geçen bir modelin tekrarıydı. Firavun-Haman- Karun modeli. Karun, borç veren tefeci elitler. Firavun yani devlet ise borcu alan ve bu borçla tüm halkı tefecilere borçlu kılan. Haman ise tefecilerin devlet üzerinden borçlandırdığı halkın borçlarını vergi yoluyla tahsil eden veya iç kaynakların eksikliğinde savaş yoluyla ele geçirilen pazarları borcun karşılığı olarak tefecilere peşkeş çeken. Bir de Bel’am var ki o da faizin ekonominin gerçeği, onsuz ekonomi dönmez gibi safsatalarını kitlelere satan, benimseten.

Unutmayalım, ‘Tefeci Elitler’ sadece Merkez Bankası değil. Aynı zamanda ticari faaliyetleri olan bir tabaka. Haman vergileri topluyor, devlet de elitlerin ülke dahilindeki menfaatlerini kolluyor. Mesela ithal mallara vergi koyuyor, kısıtlamalar, kotalarla elitlerin ülkedeki menfaatlerini muhafaza ediyor. Elitlerin dış menfaatlerini de ‘Haman’ın askeri gücü sağlıyor. O zamanlar Hindistan, Güney Amerika bu yolla sömürülüyordu. Tüccar-Tefeci elitler bu bölgelere devletin askeri birlikleri ile beraber gidiyorlardı. Bugün de Irak’ın petrolleri, Afganistan’ın haşhaşı…ABD’nin askeri gücü istila ediyor, ‘demokratikleştiriyor’, ‘özgürleştiriyor’, ‘ elitler o kaynakların üzerine konuyor.

Hasılı bu dönemde paranın mahiyeti hususunda da önemli bir değişlik oldu. Artık kağıt para değerini, varolan kıymetlerden (altın, gümüş,vs..) ziyade gelecekte varolacak kıymetlerden almaya başladı. Yani sınırı belirli alemden sınırı belirsiz aleme geçiş. Bu da sınırı belirli kredi miktarından, sınırsız kredi verme kapasitesine ulaşması demekti ‘Tefeci Elitler’nin. İşte onların hızla gelişmesi, büyümesinin ardındaki sır budur. Çünkü sınırsız kredi verme gücüne sahip olarak hormonlu bir şekilde büyüdüler ve yeryüzünün kanserli hücresi olarak tüm bedeni hasta ettiler.

Elbette bu bir anda olmadı. Tedrici olarak geçildi. Önce bankanın bastığı paranın yüzde 50’sinin altın, gümüş karşılığı vardı. Gün geçtikçe, savaşlar ve borçlar arttıkça basılan paranın sade- ce yüzde 25, 10 derken 1973’te paranın altın ve gümüş bağlantısı tamamen sonlandırıldı.

Elbette devletin bu kadar borca içteki kaynaklarla dayanması mümkün değil. O yüzden önce vergiler yükselir, nitekim 1800’lerde İngiltere’de gelir vergisi de alınmaya başlar. İçteki kaynaklar yetmeyeceğinden başka ülkelerin topraklarına göz dikilir, silah gücü zayıf ülkeler sömürgeleştirilir, milyonlarca insan köleleştirilir. Firavun yönetme şehvetini, Karun ise servet şehvetini bu şekilde tatmin ederek hazlarında süreklilik sağlarlar.

Kağıt para aslında varolan altın ve gümüşü koruma altına almak, ticareti kolaylaştırmak için çıkmışken ‘Tefeci Elitler’ kendi menfaatleri doğrultusunda kağıt parayı yüzde 100 bir borç senedine dönüştürerek tüm halkı devlet eliyle borçlandırdı. Ve bugün de aynı sistem devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir