PSİKİYATRİ-1-PSİKİYATRİNİN TEMEL YANLIŞI

PSİKİYATRİ-1-PSİKİYATRİNİN TEMEL YANLIŞI
Psikiyatri insanlardaki “davranış bozukluklarını” inceler. Fakat incelediği davranış bozuklukları, insan bedenindeki organların davranış bozuklukları değil. Bilindiği üzere, tıp, insan bedeninin ve bedendeki organların davranış bozukluklarını inceleyen bir tatbik ilmidir. Temel ilim olarak biyoloji bu işi yapar. Psikiyatri ise insan bedeni veya bedendeki herhangi bir organın davranış bozukluklarını değil, insanın davranış bozukluklarını inceler. Öyleyse tam bu noktada ortaya çıkan çok önemli bir problem var. Psikiyatri neden tıp içinde bir kol halinde gelişmiştir? Yani kendisini neden tıbbi model olarak sunmaktadır?
Psikiyatri ile ilgili söylenecek her söz, öncelikle tıbbi model meselesi ile ilgilidir. Kendini tıp içinde mevzilendirmesi ve tıbbi model olarak inşa etmesi, temel bir probleme işaret eder. Psikiyatrinin mevcut kompozisyonunu kabul etmek durumunda kalırsak, insan davranışlarının temelini, yani kaynağını, biyolojik kurallara teslim etmek zorunda kalırız. Bunu yapmalı mıyız, yaparsak ne olur, bundan kaçınmak zorunda mıyız? İnsan davranışlarını biyolojik temelli kabul edersek, birkaç hususta temel tercih yapmış oluruz. Birincisi, ateist, materyalist, pozitivist ve evrimci bir dünya görüşünü tercih etmiş oluruz. İkincisi, birincinin tabii neticesi olarak, insanı, diğer tüm varlıklarla aynı seviyeye indirmiş, biyolojik gerçekliğinden başka bir gerçeklik tanımamış, dolayısıyla herhangi bir “değer” kabul etmemiş oluruz. Kısaca ruhu ve Allah’ı inkar etmiş olarak işe başlarız.
Gerçekten böyle midir? Psikiyatriyi tıp tabanlı kabul etmek buralara kadar gider mi? Gider. Çünkü psikiyatrinin geliştiği kültür havzası, materyalist-pozitivist anlayışla sulanmıştır. O havzadaki “insan tezi”, ruhu reddeden, bedenden ibaret kabul eden, tüm insan faaliyetlerinin maddi (bedeni) kurallara tabi olduğunu varsayan bir anlayıştır. İnsanı maddeden (bedenden) ibaret kabul eden anlayış aklı, ruhu ve Allah’ı inkar etmiş demektir. Ruhu ve Allah’ı inkar ile işe başlamış olduğu sabittir de, aklı inkar ettiğini söylemek fazla olmaz mı? Üstelik batı medeniyeti akıl medeniyetiyken… Fazla olmaz, aklı kullanmak başka bir şey, anlamak başka bir şey…
Haki Demir’in “Ahlak İdrak Akıl” başlıklı yazısında açıkça görüleceği üzere, insan, anlamadan “yapabilen” bir varlıktır. Anlamadan yapabilen ve kullanabilen tek varlık… Batı medeniyeti aklı, anlamadan kullandı. Anlamadan kullandığının en büyük delili de, psikiyatride tıbbi modeli kabul etmesi ve insan davranışlarını, davranışların kaynağını bedende aramasıdır. Aklı, kaynaklarıyla anlasaydı, psikiyatriyi bu temelde inşa etmezdi.
İnsanın bedenden ibaret olduğu düşüncesi, aksine sayısız hadise ve delil olmasına rağmen neden kabul görüyor? Çünkü bu düşünce “iman” haline geldi. Pozitif bilim batıda bir müddettir “iman” konusu olduğu için, ondan hareketle kurulan psikiyatri de temellerini bu imanda aradı ve bulduğunu zannetti. Aksine delillerin bir kısmını keşfeden de psikiyatridir ama bir defa iman ettikten sonra istikametini değiştirmek fevkalade zordur. Delillerden birini (ki önemli bir konudur) zikredelim. Korku, adrenal bezlerinin adrenalin salgılamasına sebep olmaktadır. Daha umumi şekilde ifade edelim, duygular psikolojinin kaynaklarından biridir ve bedeni (yani tıbbi) bir vaka değil, ruhi bir vakadır. Yani ruh duygu üretiyor, duygu zihni evreni etkiliyor, zihni evren ise bedeni etkiliyor. Aslında silsile bu olmasına rağmen, psikiyatri de bu silsileyi tespit etmesine rağmen, önceden iman edilmiş olan ters silsileyi kabule devam ediyorlar; beden duyguyu üretiyor. Doğrusu bedenin duygu üretmesi de mümkün ve örnekleri var, mesela aç kalan insanın duygu durumu açlığa ayarlı olarak gelişiyor. Fakat bunun üzerine psikiyatri kurulmaz ki. Çünkü ruhun daha ağır bir etkisi meydana çıktığında bedenin ihtiyacını erteliyor. Üç gündür açken başına oturduğunuz sofrada, tam iştiyakla yemeğe başlayacakken çok sevdiğiniz karınız ölüverse, açlığınızı hisseder ve yemek yiyebilir misiniz? Karısından nefret eden ve kurtulmak için çareler arayanlar bu misale bakmasınlar.
Ruhla beden arasında karşılıklı etkileşim olduğu doğru… Fakat ana kaynak ruhtur ve akış ruhtan bedene doğrudur. Bilim, teferruat üzerine kurulabilir mi? Gerçekten bir insan çaresiz bir hastalığa yakalandığında, duygu hali ve zihni evreni bundan etkilenir, dengesini bozabilir. Fakat bu noktada tıbbi olan hadise, tıbbi hastalıktır ve tıp ancak onu tedavi edebilirse edecektir.
Psikiyatrinin tıbbi model konusu batıda da tartışılmaktadır. Bizim yapmaya çalıştığımız, batıdaki tartışmaları buraya taşımak değil. Batıda psikiyatrinin tıbbi modeline getirilen eleştiriler, tıbbi modelin temelindeki esaslara yönelik değil. Yani, ruhun varlığını kabul ederek işe başlayan eleştiriler değil. Dolayısıyla batıdaki tıbbi model eleştirileri, insan tezi bakımından tıbbi model ile aynı zemine oturmaktadır. Böyle de olsa, tıbbi modele yöneltilen eleştiriler ciddidir ve psikiyatri tıbbi model konusunda ısrar ettiği müddetçe artık mesafe alamayacaktır.
Psikiyatriyi tıbbi modelden ve beden tabanlı olmaktan çıkardığımız takdirde bir teklifimiz olacak mı? Tabii ki olacak ama psikiyatrinin temellerini değiştirmek yerine yeni bir ilim dalı teklifimiz olacak. Psikiyatriyi ıslah etmek kabil olmadığı için imha etmek, ölmesine rıza göstermek, alanı boşaltmasına fırsat vermek gerek. Teklif olarak, Haki Demir’in, “ilimlerin tasnifi” yazı serisinde ifade ettiği, “insan ilmi”, insan ilminin ferd şubesi olarak “ruhiyat” ilimlerini konuşmamız gerekiyor. İlimlerin yeniden tasnif edilmesinin zamanı geldi ve geçti. Özellikle ihtisaslaşmadan kaynaklanan birçok problem, yeni bir tasnif çalışmasını şart kılıyor.
Not: Psikiyatri ile ilgili yazılarımızı seri yazı olarak düşündük, çok sayıda yazı konumuz var. Her yazıda, hem psikiyatriyi, hem batı bilim anlayışını ve hem de ihtisaslaşmanın oluşturduğu problemi teşhis etmeye çalışacağız. Tüm bunları yaparken, Haki beyin “ilimlerin tasnifi” yazı serisini takip ediyoruz. Bir anlamda, fikir Haki beyden, malzemesi bizden…
SELEHATTİN ADANALI
selehattinadanali@gmail.com

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir