ROBOT TEKNOLOJİSİNDE (YAZILIMDA) YANLIŞ HEDEF, SUNİ ZEKA

Robot teknolojisinde konunun kilitlendiği nokta “suni zeka” meselesi. Suni zekayı üretemediklerinde robot teknolojisinin fazla ilerlemeyeceğini biliyorlar. Malum olduğu üzere “suni zeka” bir yazılım konusu. Bu sebeple meselemiz, hem bilgisayar yazılımlarıyla ilgili temel bir bahis hem de robot teknolojisinde patinaj yapılan konuyla ilgili.
Suni zeka çalışmaları, teknolojideki ilerleme ile paralel gitmiyor. Teknoloji, suni zeka çalışmalarının birkaç katı daha hızlı ilerliyor. Bu gün itibariyle suni zekadaki gelişmeler, teknolojideki gelişmelere nispetle en az elli yıl geride görünüyor. Neden? Çünkü yanlış konu üzerinde debeleniyorlar.
Yanlış konu… Suni zeka üretilemez. Suni akıl üretilebilir.
Zeka yekparedir. Saf halde bulunur. Saf halde olan (yekpare) varlıklar inşa edilemez. Onlar “yaratma” konusudur. İnsanın “yapabilme” kudreti, terkibi varlıklar için sözkonusudur. Terkibi varlıklar, analitiği kurulabilen varlıklardır. Cüzlerine (unsurlarına) ayrılabilen, yani unsurlardan terkip olunmuş varlıklardır. Bir varlık, yekpare ise “yapabilme” ufkunun ötesindedir.
Zeka, yekpare unsurdur. Akıl ise terkibi unsur… Suni aklın inşa edilebilmesi (yapabilme kudretine konu olması) mümkün… Fakat zekanın üretilmesi muhal…
Bir parantez… Yaratma kudreti ile yapabilme kudretinin sınırı, saf (yekpare) varlık ile terkibi varlık bahisleridir. Yanlış anlaşılmasına mani olmak için ekleyelim. Her şey “yaratma kudretine” konudur. Fakat Allah, insana yapabilme kudreti bahşetmiştir. Ne var ki, yapabilme kudretini sınırlamıştır. Yaratma kudreti ile yapabilme kudretini birbirinden tefrik etme metotlarından biri, saf varlık ile terkibi varlık tarifleridir.
Yaratma kudreti, herhangi bir malzemeye ihtiyaç duymaksızın “varetmedir”. Yapabilme kudreti ise, mevcut varlıkları farklı şekillerle terkip edebilmektir. Yaratma kudreti ile yapabilme kudretinin asıl farkı budur. Bu fark, saf varlıklar ile terkibi varlıklar bahsinde anlaşılır hale gelir. Yapabilme kudretinin sınırı, “varlığın nihai özü”dür. Onu yapabilmek muhaldir.
İnsan ile alakalı terminoloji yanlış oluşmuştur. Zeka, terkibi bir iç alem unsuru olarak kabul edilmiş ve temel bir hata yapılmıştır. Zeka, saf haldedir. Dolayısıyla gelişmez, değişmez, artmaz ve azalmaz. Bu özelliklerin tamamı, akılda mevcuttur. Akıl, terkibi bir mahiyet taşıdığı için bu özelliklerin tamamını bünyesinde taşır. İnşa edilebilmesi, değiştirilebilmesi, geliştirilebilmesi de bundandır. Zeka doğuştan mevcuttur ve ölene kadar aynıdır. Akıl ise doğuşta nüve olarak var ve inşa edilmesi ve geliştirilmesi gerekir. Zaten aklı her insanda (farkında olalım veya olmayalım) inşa ediyoruz. Öyleyse yazılımda da inşa edebiliriz.
Suni zeka ile ilgili çalışmalar hiç mesafe almamış mıdır? Almamıştır. Fakat birçok şey yapılabiliyor. Bu durum nasıl açıklanabilir? Şöyle; suni zeka çalışması yaptığını zannedenler, aslında suni akıl üzerinde çalışıyorlar. Aldıkları mesafe de suni akıl konusundaki mesafedir. Bu durumda bir şey fark eder mi? Mesafe alınıyorsa aynı istikamette neden devam edilmesin?
Fark eder. Suni zeka üzerinde çalıştıklarını zannedenler, aslında suni akıl üzerinde çalıştıkları için çok yavaş mesafe alıyorlar. Bunun da farkında değiller. Dolayısıyla aynı yanlış istikamette devam ediyorlar. Suni akıl üzerinde çalışsalar, doğru istikamete girecekler ve akıl bahsinde nasıl çalışacaklarını bilecekleri için çok daha hızlı mesafe kat edecekler.
Suni zeka diye suni akıl üzerinde çalışmak, karada gidecek aracı, denizden gidecek araç zannederek inşa etmeye benzer. Denizden mesafe almak için gereken hareket unsurları başkadır, karada mesafe almak için gereken hareket unsurları farklıdır. Şu anda yapılan iş, denizde gidecek araç yapmaya çalışmaktır. Dolayısıyla araç, karada gövdesi üzerinde hareket ettirilmeye çalışılıyor. Bu sebeple de ite kaka hareket ettiriliyor ve hızı çok yavaş kalıyor.
*
Suni akıl inşasında dünyanın çok ilerisinde olabiliriz. Dünyanın en gelişmiş suni aklını inşa edebiliriz. Bunun teorik imkanları mevcut. Geriye kalan teknolojisini üretmek… Teknolojik altyapısı ise ülkede zaten var. Öyleyse geriye ne kalıyor? Bu meseleyi anlayacak ve teşebbüs edecek bir teknik heyet.
Teorik imkanlarına sahibiz. Çünkü akıl ile ilgili yirmi küsur kitabımız var. Aklın tüm unsurlarını biliyoruz. Aklın teferruatına kadar analitiğini yaptık. Ve bu literatür dünyada hiçbir yerde yok. Türkiye ve İslam alemi için büyük bir teknolojik sıçrama olur. Mühendisler göreve…
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir