RÖVANŞ ALACAKLAR

RÖVANŞ ALACAKLAR
Birkaç gündür hapisteki generallerin konuşmaları internet sitelerinde geziniyor. Konuşmalarındaki psikolojiye bakıldığında, derin bir kin ve nefret olduğu görülüyor. Biri çocuklara kadar rövanş almaktan bahsedebiliyor, diğeri iç savaş naraları atıyor. Bu manzara karşısında ne düşünmeliyiz?
Haki Demir, sitedeki yazısında, “Niye kaçmıyorlar?” başlıklı yazısında, psikolojik bariyerlerinin neden çökmediğini, neden hala direndiklerini, kaçmaya başlamamalarının sebebini mutlaka bulmamız gerektiğini ifade eden bir yazı kaleme almıştı. Generallerin konuşmaları kamuoyuna intikal edince o yazının ne kadar anlamlı olduğunu gördüm. Hiç kimsenin gündeme getirmediği bu konuyu Haki beyin feraseti tespit etmişti. Yazının bir yerindeki şu tespite bakın;
“Psikolojik çöküş de değilse, ümit kaynaklarını bilmemiz gerekiyor. Hala ümitlerini korumaları, o ümit kaynaklarının üzerine gitmeyi gerektirecek bir stratejiyi şart kılar. Bu kadar mesafe aldıktan sonra faka basmanın alemi yok. Nedir bu işin sırrı, bilmeliyiz, anlamalıyız.”
Hiç kimsenin aklına gelmeyen bu olay, Haki bey tarafından isabetle tespit edilmiş ve gündeme getirilmişti. Hem de 05.05.2012 tarihinde yayınlanan yazısında… Yani generallerin konuşmaları internete düşmeden çok önce…
Çeşitli defalar yazdık, bu adamlarda vicdan ve benzeri özellikler yok. Bunları serbest bırakmak gibi bir cürüm kim tarafından işlenirse işlensin, ağır bir vebal sözkonusudur.
*
Konunun en önemli noktası şu; Ergenekon ve benzeri Kemalist örgütlerle yargı hesaplaşıyor. Yargı süreci içinde bu adamların suçlarının cezası verilmeye çalışılıyor. Fakat bu adamlar, hukuki mücadele vermiyorlar, onların ki siyasi mücadele. Hukuku umursadıkları filan yok. Özünde bu konu, rejim meselesidir. Rejim konusu ise siyasi hesaplaşma alanıdır. Kemalist kafa ve örgütlerle yargının hesaplaşması doğru ve insanidir. Ne var ki, bu adamlar, hukuki mücadele vermiyor, siyasi mücadele veriyorlar ve bildikleri tek siyaset yolu da “militarizmdir”. Bu sebeple adamların direnmesi halinde beklenecek olan silahlı direniş olacaktır. Bu noktaya azami dikkat etmek gerek. Sadece yargı süreci ile yetinmek doğru bir tavır değil, kolluk güçlerinin de sürekli enselerinde olması ve kanuna aykırı en küçük kıpırdanışlarında derdest edilmeleri şart.
*
Bunlar dışarı çıktıklarında ne yapabilir? Gerçekten bir ihmal veya gaflet neticesinde dışarı çıkarlarsa neler yapabilirler? Hiçbir şey… Öyleyse problem ne? Problem dışarıdakiler… İçeridekilerden emekli olanlar çıktığında bir şey yapabileceklerini düşünmek komik olur. Dışarıdakiler güç sahibidirler ve bunları da psikolojik harekat olarak çıkarmak istiyorlar. İçeridekileri dışarı çıkarabilirlerse, tarafsız kalan veya halkın tarafına geçen subay kadroları üzerinde eskiden olduğu gibi psikolojik baskı yapacaklar. Muvazzaf tutukluların ise çıktıklarında yapabilecekleri bir şeyler tabii ki vardır ve asla çıkmamaları gerekir.
*
Anlaşıldığı üzere, adamların psikolojik kaynakları tükenmemiş. Haki beyin sorduğu soru hala gündemde ve canlı, “niye kaçmıyorlar?”. Bu soruyu mutlaka cevaplamamız gerekiyor. Bu sorunun cevabını bulana kadar doğru strateji tespit etmek mümkün olmaz. Adamların konuşmalarına bakıldığında, dışarıdakilerin bir şekilde adamlara ümit verdiği anlaşılıyor. İçeridekilerin psikolojik kaynaklarının tüketilmesi, dışarıdakilerin maddi ve fiili güç kaynaklarının kurutulmasına bağlıdır.
Aman dikkat, aman dikkat… Bu adamlar, iç savaş çıkarıp milyonlarca insanı öldürmekten imtina etmez, çünkü yıllarca böyle şeyler yaptıklarını sabıkalarında görüyoruz. Kadınlarımızı, çocuklarımızı, ihtiyarlarımızı öldürmekten onları alıkoyacak vicdan yok, bunu engellemenin tek yolu, bu adamlarda bir gram bile güç bırakmamak.
Son aylarda cemaat-parti kavgası gibi, aklı başında kimsenin inanmayacağı gündemlerle yaşıyoruz. Eğer gerçekten bu tür şeyler varsa, bugün gelinen noktada, elde edilen kazançların tamamını heba etme ihtimali ile karşı karşıyayız. Hem partinin hem de cemaatin böyle bir ahmaklık ve öküzlük yapmasını beklemiyoruz ama eğer yaparlarsa, bunun kadar büyük “öküzlük” olacağını hatırlarından çıkarmasınlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir