SEÇİM MUHALİ MÜMKÜN KILAR MI?

SEÇİM MUHALİ MÜMKÜN KILAR MI?
7 Haziran seçimleri bitti, neticeler belli oldu, meclisin matematiği ortaya çıktı. Matematik, zoru kolaylaştırmanın bilimidir, “bir” rakamını, önüne yazılan tüm varlık cinslerinden tecrit ederek bir sistem kurar. Bir elma, bir aslan, bir insan, bir peygamber gibi rakamın önüne ne yazıldığı, yazılan varlığın mahiyeti, kıymeti, hususiyetleri umurunda değildir. Meseleye meclis matematiği açısından bakıldığında, ortaya çıkan koalisyon ihtimalleri bellidir; Akparti-CHP, Akparti-MHP, Akparti-HDP, CHP-MHP-HDP… Bunlar mutlak çoğunluk hükümetleridir, aynı şekilde azınlık hükümetleri de aynı formüllere bağlı olarak birinin veya ikisinin dışarıdan destek vermesiyle kurulabilir. Yine matematik olarak hiçbir parti genel başkanının içinde bulunmayacağı ama güvenoyu almaya kafi milletvekili sayısına sahip partilerin destekleyeceği teknokrat hükümetler de mümkündür.
Meclisin matematik haritası bunu gösteriyor fakat bir de siyasi haritası var. Matematikte 1=1 gerçeği dikkate alındığında, CHP, MHP, HDP milletvekillerinin her birini “bir” saymak ve alt alta koyarak toplamak mümkün, böylece koalisyon için ihtiyaç duyulan güvenoyu çoğunluğu sağlanmış olur. Matematiğin sahtekarlığı da tam olarak burada ortaya çıkıyor, “bir” rakamının önündeki varlığı umursamayan veya tüm hususiyetlerini ihmal ederek sadece adedini ele alan, böylece o varlığın “varoluş şartlarını” yok sayan tecrit manevrası, olmazları “olur” hale getiriyor. “Matematik akıl” denilen ucube de tam olarak budur, her meseleyi sayılarla, dolayısıyla sadece maddi kar-zarar hesabıyla gören bir mahiyete sahiptir. Matematik akıl, ilk önce ahlaksızdır, sonra ideal ve hedef yoksunudur, sonra da şahsiyetsizdir.
*

Meclisin matematik haritasıyla birlikte siyasi haritası da malum olmasına rağmen, matematik harita üzerindeki vurgu çok yoğunlaşmış durumdadır. Matematik harita üzerindeki yoğunluktan dolayı siyasi haritanın neleri “mümkün” ve neleri “muhal” kıldığını daha az tartışıyoruz. MHP ile HDP’nin siyasi hususiyetleri dikkate alındığında tam bir ateş ile barut olmasına rağmen, matematik imkanın oluşturduğu manevrayla yan yana getirilmeye çalışıldığı görülüyor. Matematiğin kolaylaştırıcı sahtekarlığı, siyasi imkansızlıkları görmezden gelmeye, imkansızlıkları matematik manevrayla mümkün hale getirmeye sevk ediyor bazı kesimleri.
MHP’nin HDP’den çok daha yakın olduğu Akparti’yle hükümet kurmayacağı, buna karşılık HDP’nin içinde bulunduğu bir koalisyona katılacağı veya dışarıdan destek vereceği iddiaları veya propagandaları havalarda uçuşuyor. MHP’nin HDP’ye karşı husumeti, Akparti’ye olan husumetinden kat be kat fazla olmasına rağmen, matematik imkandan başka hiçbir ihtimalde mümkün olmayan MHP ile HDP’nin doğrudan veya dışarıdan destekli hükümet kurmasını makul görenler ciddi bir akıl sarsıntısı yaşıyor olmalılar.
Akıl sarsıntısı yaşandığını söylemek, MHP ile HDP’nin asla bir araya gelmeyeceğini iddia etmek değildir. Zaten mesele de tam olarak bu noktada düğümleniyor.
Türkiye, bugün itibariyle düşük yoğunluklu ve “soğuk savaş” türünden bir üçüncü dünya harbinin ana cephesi haline gelmiştir. İkinci kurtuluş savaşının yürütüldüğü, tam istiklalin kazanılmasına ramak kaldığı, 2023 yılında yüzyıllık anlaşmaların yırtılıp atılmasıyla tam istiklalin resmileşeceği bir süreçte, “muhal”in “mümkün” hale geldiğini görme ihtimali var.
*
MHP ile HDP bir araya getirilir, doğrudan veya dışarıdan desteklemek yoluyla koalisyon hükümeti kurulursa, “muhal” mümkün hale gelmiş olacaktır. İşte bu ihtimal üzerinde düşünmek gerekir.
CHP ile MHP arasındaki altmış yılı aşan siyasi ihtilaf ve husumeti, MHP ve CHP ile HDP arasında kırk yıldır devam siyasi ihtilaf ve husumeti ortadan kaldırıp bir koalisyon hükümetini mümkün kılmak, sadece matematiğin sihirli tecrit maharetiyle izah edilemez. Normal şartlarda ve siyasi hayatın tabii seyrinde bu asla mümkün olmaz. Eğer bu “muhal” mümkün olursa neler anlamamız gerektiğine dair tefekkür temrinleri yapalım;
*Yeni Türkiye’ye karşı milletlerarası koalisyon, ülkemizdeki hayatın tabii altyapısını imha edecek veya geçici olarak devre dışı bırakacak kadar güçlüdür.
Türkiye’ye karşı kurulan milletlerarası koalisyonun güçlü olduğu konusunda bir tereddüdümüz yok, mesele ülkenin ve milletin hayat altyapısına müdahale edecek kadar kalbi ve zihni evrenimize sızmış olup olmamalarıdır. Başka bir ifadeyle, milletlerarası koalisyonun, ülkenin ve milletin hayat altyapısına müdahale etmesini mümkün kılacak kadar içeride taşerona sahip olup olmadığı sorusudur. Bir kabilenin bile hayat altyapısına sızmak ve onu müdahale etmek, içeriden işbirlikçileri olmadığı müddetçe çok zordur.
CHP hiçbir zaman bu milletin bir parçası olmadı, onun temel vazifesi, bu milleti kendinden uzaklaştırmak, Batılılaştırmak ve İslami hüviyet ve iddialarını terk etmesini sağlamaktır. Bu iş için organize edilmiş bir Truva atıdır, bu sebeple batı dünyasının kendinden istediklerini batıdan daha fazla istemek gibi marazi bir bünyeye sahiptir. Bu manada milletin içinde “yabancı kontenjan” yeterince var. Milletperverliğinden tereddüt edilmeyen, bu sebeple de CHP’yi baştan beri tabii ve zaruri hasım (veya siyasi rakip) olarak gören MHP’nin, batılı koalisyonun hayat altyapımıza müdahale etmesine müsaade edip etmeyeceği meselesi kritik mevzudur. MHP yabancı mihraklara teslim olmadığı takdirde ülke güvende demektir.

*Milletlerarası koalisyon, Türkiye’deki siyasi partilerin bünyesini bozacak, siyasi ilkelerini paspasa çevirecek kadar nüfuz etmiş demektir.
Siyasi partilerin ilkeleri iktidar olmak için feda edilebilir değerlerden ibaret olabilir mi? Türkiye’de mesele hep böyledir de siyasi partiler yıllardır halkı aldatmakla mı meşguldür? Milletlerarası koalisyon veya iktidar sevdası, ilkeleri paspasa çevirecek kadar kıymetli midir yoksa ilkeler halkı aldatmanın fikri hileleri midir?
CHP ve HDP’nin batıcı bir ideolojiye sahip olması, zaten batılı güçler tarafından devşirilmiş olduğunu veya ikna edilebileceğini gösterir. MHP de böyledir de biz yanlış mı biliyoruz, MHP’nin milletini önceleyen siyaset takip ettiği iddiası koca bir yalandan mı ibarettir?

*MHP’nin HDP ile koalisyon kurması, bir sonraki seçimde baraj altında kalmasını gerektirecek bir intihardır, öyleyse milletlerarası koalisyon, MHP’yi siyasi intihara ikna edecek veya zorlayacak kadar güçlü veya kılcal damarlarına kadar sirayet etmiştir.
MHP, uzaktan da olsa siyasi akrabası olan Akparti ile hükümet kurmaktan kaçınacak, buna mukabil uzak hısımlık bir tarafa hasım olduğu, hatta hasımlığın ötesinde düşman ilan ettiği HDP ile koalisyon yapacak… Böyle bir ihtimal vaki olduğunda anlaşılır ki, milletlerarası koalisyon MHP’nin yönetici iradesine Devlet Bahçeli’den daha fazla nüfuz etmiş demektir. Böyle bir hadiseyi başka şekilde izah etmeye çalışmak, matematikteki tüm vasıfları imha eden tecrit hamlesine sığınmaktır ve bunu da ancak batının sahip olduğu, ahlaksızlığın zirvesini ifade eden “matematik akıl” ile izah etmek mümkün olur. MHP, matematik akla teslim olacak kadar ilkesiz ve ahlaksızlaş mıdır?
Sonraki seçimde baraj altında kalma ihtimali, daha önce tecrübe edildiği için hayali bir iddia olmasa gerekir. Bir şahsın veya müessesenin (veya siyasi partinin), intihara ikna edilmesi ancak ve sadece matematik akıl ile mümkündür. Fakat bir insan zihninin veya bir müessese aklının intihara ikna edilmesi için öncelikle tüm ilkelerinden, ahlakından, hedeflerinden uzaklaştırılacak kadar derin şekilde beyin yıkamadan geçirilmesi gerekir. Ya da zaten zihni evreninin önceden işgal edilmiş olması lazımdır.

*Akparti’nin iktidardan düşmüş olmasına İsrail, ABD, İngiltere ve Avrupa ülkeleri sevindiğine göre, MHP’nin onları sevindirmeye devam etmesi için ikna edilmesi, milletlerarası koalisyonun MHP tabanının siyasi ve milli düşüncelerine nüfuz edecek kadar derinleşmiştir.
İsrail’deki bir gazete köşe yazarının, Erdoğan’ın yenildiğini ama hala bir kaplan olduğunu yazdıktan sonra, “fino köpeği” olmaya razı olacak mı olmayacak mı türünden bir soru sorması, istiklalini kazanmamış Cumhuriyet Türkiye’sindeki başbakanların yurt dışındaki itibarını ve mevkiini göstermesi bakımından mühimdir. MHP, İsrail’in de içinde bulunduğu milletlerarası koalisyonun programına uygun şekilde hareket ederse, kurulacak koalisyon hükümetinin başbakanına “fino köpeği” muamelesi yapılmasına, bu muameleyi en azından İsrail’in yapmasına fırsat vereceği, sebep olacağı, katkıda bulunacağı açıktır. Tabii ki kendilerine ait olduğunu vehmettiğimiz iradelerinde hürdürler, istedikleri gibi karar verebilirler.
*
Ya da bütün bunlar böyle değildir, milletlerarası koalisyon etkisizdir ama muhalefet partilerinin Akparti düşmanlığı bu kadar ağır travmalar yaşatmaktadır. Her iki ihtimalde de muhalefetin çok ciddi problemleri var demektir, muhalefetin problemleri aynı zamanda ülkenin problemleridir. Bu ülkenin normalleşmesi için muhalefet partilerinin dış müdahaleye veya yönlendirilmeye gönüllü olmaktan kurtulması, dış baskılara direnmesi ve kendini Akparti veya herhangi bir siyasi görüşe “karşı olmakla” ifade etmekten uzaklaşması şarttır. Muhalefet her ağzını açtığında ülkenin normalleşmesi veya normalleştirilmesinden bahsediyor, ülkenin muhalefete anormal görünmesinin sebebi ise kendi ayarlarının bozukluğu yani kendi bakışının anormalliğidir. Muhalefet, idrak yollarını temizleyip akıl terazisini düzelterek hadiselere yeniden bakmalıdır, böyle baktığında her şeyin olması gereken normallikte seyrettiğini görecek ve her şeyi bir anda anlamış olacaktır.
EBUBEKİR SIDDIK KARATAŞ
ebubekirsiddik2000@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir