SELAHATTİN DEMİRTAŞ MİSALİNDE SİYASET VE GERÇEKLİK

SELAHATTİN DEMİRTAŞ MİSALİNDE SİYASET VE GERÇEKLİK

Cumhurbaşkanlığı seçimi, ne milletvekili seçimine ne de mahalli seçime benzer. Seçilmek için yüzde elli artı bir oy gerekiyor. Milletvekilliği seçimindeki yüzde on barajı, seçime bağımsız olarak girmek şeklinde aşan adaylar var, mahalli seçimlerde ise zaten baraj yok. Özellikle mahalli seçimlerde, yüzde on beş oyla bile belediye başkanlığını kazanmak mümkün olabilir, seçime giren parti ve adayların oyları dengeli dağılır ve birinci gelen parti oyların toplamının yüzde on beşini alırsa belediye başkanlığını kazanır. Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise baraj yüzde ellidir, birinci turda yüzde elli artı bir oyu alan olmazsa, en çok oyu alan iki aday ikinci tura katılır ve yine baraj yüzde elli artı bir oydur. Hal böyle olunca, küçük partilere ancak ittifak etmek, büyük partilerin yedeğinde seçime girmek gibi bir ihtimal ve yol kalıyor.

Selehattin Demirtaş işte bu şartlarda cumhurbaşkanı adayı oldu. Kendisini aday yapan milletvekillerinin mensup olduğu partinin aldığı/alacağı oy, ancak yüzde 6-7 civarındadır. Bu durumda ortaya çıkan manzara nedir? Tavuğun kendini darı ambarında görmesi gibi bir şey…

Selehattin Demirtaş’ın adaylığını açıkladığı ilk basın toplantısı, aç tavuk-darı ambarı misalini ortaya seren bir sululukla gerçekleşmişti. Selehattin Demirtaş’ın adaylığını açıklayan kişi de, bizzat kendisi de meselenin farkında oldukları için konuşmaları “gülerek” yapıyor, sorulara gülerek cevap veriyordu, kısaca tam bir mizansen sergileniyordu. Daha sonraları meselenin cumhurbaşkanı seçimi olduğu farkedildi herhalde ki daha ciddi tavırlar alındı, daha iddialı laflar edilmeye başlandı. Mesela ikinci turda hangi adayı destekleyeceğine dair haklı ve yerinde sorulara karşı dikkatli ve kararlı bir tavır alındı ve “bu soruyu bize değil, diğer iki adaya sormanız gerekiyor, çünkü biz ikinci tura kalan iki adaydan biri olacağız” türünden cevaplar verilmeye başlandı. İş bu noktaya gelince ilginç bir manzara oluştu, bir taraftan arkasındaki siyasi desteğin miktarı diğer taraftan ciddi iddialar tuvale yansıyınca tuhaf bir resim ortaya çıktı.

Siyaset tabiatı gereği büyük iddialar gerektirir. Büyük iddialar ise büyük halk destekleri ister. Bir siyasi kadronun büyük fikirleri ve iddialarının olması mümkündür ama bu iddialar siyasi sahada seslendiriliyorsa, büyük halk desteği olmazsa olmaz. Siyaset dışı (veya üstü) fikri hareketlerin büyük fikirleri ve iddiaları olması ve bunları içtimai sahaya taşımaları mümkün ve makuldür. Büyük fikirlerin ve iddiaların siyaset dışı gerçekleştirilme ihtimali ve yolu vardır. Ama siyasi bir kadronun büyük iddialarını siyasi alanda dillendirilmesi, aynı zamanda halktan büyük destek talebini ihtiva eder.

Selehattin Demirtaş misalinde büyük siyasi fikirler ve idealler seslendirmek fakat bu iddiaları “Kürt seçmen” parantezine sıkıştırmak çok komik manzaralar oluşturuyor. BDP’yi HDP’ye dönüştürmeleri ve iddialarını “Kürt seçmen” parantezinden çıkarmaya çalışmaları tabii ki takdire şayandır ve meselenin bir boyutunu anladıklarını gösterir. Fakat onlarca yıllık müktesebatın “Kürt seçmen” parantezine sıkıştırılmış olması, değişim ve dönüşümün bir seçim sürecinde gerçekleşmesini beklemek için fazla iyimser olmaktır.

Siyaset ve gerçeklik meselesi, Türki siyasetinde pek anlaşılmış gibi görünmüyor. Siyaset tabiatı gereği büyük iddiaları gerektirdiği için, ülkede teşkilatlanmasını bile tamamlayamamış siyasi kadro ve hareketlerin büyük iddialarda bulunması komik fotoğraflar oluşturuyor. “Büyük iddialarınız yoksa siyasette ne işiniz var?” sorusuyla karşılaşmak mukadder, buna mukabil, “Cürmünüz ne ki bu kadar büyük iddialarınız var?” sorusuyla karşılaşmanız da kaçınılmaz. Siyasetin tabiatından kaynaklanan bu paradoks, çeşitli tezahürlere sahip… Mesela Saadet Partisi, bir zamanlar ülkeyi yönetecek kadar oy almış bir siyasi hareket olarak büyük iddialardan vazgeçmiyor, buna mukabil on yılı aşkın süredir yüzde dördün üzerine çıkabilmiş değil. Bir zamanlar ülkeyi yönetmiş bir kadronun kılıç artıklarından bir heyet tarafından temsil edilen Saadet Partisi varoluş kavgası veriyor, bu kavgayı verirken de ülkeyi yönetmiş olmanın nefs emniyetiyle büyük iddialar dillendiriyor. O kadar ki Erdoğan’ın ABD projesi olduğunu iddia edecek kadar da savruluyor. İddialarından vazgeçemeyen, buna karşılık halk desteği yerlerde sürünen Saadet Partisi, kaçınılmaz olarak “gerçeklik kavrayışını” kaybediyor.

Gerçeklik ve gerçeklik kavrayışı birbirinden farklıdır. Problem de buradan kaynaklanıyor. İnsanların zihni evreni, gerçeklikten aldıkları bilgiler ile mefkurelerinden (ideallerinden) aldıkları fikirlerin harmanlanmasıyla oluşur. Gerçeklik ile ideal arasındaki sarkaç, doğru ritmik hareketlere sahip değilse, ya idealler lehine gerçeklikten kopuşlar yaşanıyor veya gerçeklik lehine ideallerden kopuşlar meydana geliyor. Her iki ihtimalde birbirinden tehlikeli neticelerin ana rahmidir.

Siyaset tabiatı gereği büyük iddiaları gerektirdiği için, gerçek ile gerçeklik kavrayışının arasındaki makası en fazla ve en hızlı şekilde açan hayat alanıdır. Siyasete girenlerin ilk ve sürekli dikkat etmeleri gereken mesele, akıl sağlığıdır. Çünkü gerçeklik ile gerçeklik kavrayışı arasındaki makasın açılması, önce akıl sağlığını tehdit eder. Akıl sağlığını kaybedenlerin bırakın siyasetçi olmasını, normal bir adam olmak gibi bir meseleleri var demektir.

Gerçeklik ile gerçeklik kavrayışı arasındaki makası hızlı şekilde açan siyaset, birçok idealist insanı yemiştir. Siyasetçilerin birçoğu ya katı gerçekliğe savrulmuş (şu real-politik meselesi) ve ideallerinden uzaklaşmıştır veya gerçeklikten kopmuş ve muhayyel bir hayat yaşamaya başlamıştır. Mefkuresine hassasiyetle bağlı siyasetçiler, gerçeklik kavrayışını kaybettiğinde zihni zehirlenmeye uğruyor ve küçük bilgi kırıntılarından büyük iddialar üretmeye başlıyorlar. Bu gün bu türden birçok misalle beraber yaşıyoruz.

Siyaset, idealler ile gerçekler arasındaki güzergahın adıdır. İdealleri “gerçek” kılmak veya gerçekliği ideallerle (mefkureyle) baştan inşa etmek için siyaset yapılır. Fakat bu mesele çok girifttir, çok çetindir, çok zordur.

Muhkem bir mefkure olmalı, teferruatlı bir gerçeklik kavrayışı (hal muhasebesi) yapılmalı, bu ikisi arasındaki sürecin menzilleri doğru tespit edilmelidir. Halkın seçimlerden birinde bir partiye teveccüh etmesi, mefkurenin o seçim döneminde “gerçek” kılınabileceğini göstermez. İdeal ile gerçek arasındaki makas, hiçbir zaman 4-5 yıllık bir seçim döneminde aşılamaz. Süreç dikkatli planlanmalı, safhalar titizlikle tespit edilmeli, bir taraftan gerçeklik ideale taşınırken diğer taraftan mevcut gerçeklik içinde halkın ihtiyaçları karşılanmalıdır.

Akparti’nin en büyük başarısı, mevcut şartlarda (gerçeklikte) halkın ihtiyaçlarını karşılayarak ideale doğru hareket etmesidir. Akparti’nin bu konuda başarılı olduğunun en büyük delili, ona yöneltilen tenkitlerdir. Bir taraftan ideali esas alarak yapılan tenkitler var, diğer tarafta ise gerçeklikten uzaklaştığına dönük tenkitler… Değişim sürecinin tabiatı da tam olarak budur. Bir taraftan ideali esas alarak tenkit edenler gerçeklik kavrayışından kopmuş olan akılsızlar, diğer taraftan gerçeklikten koptuğunu söyleyerek tenkit edenler ise idealleri olmayan özelliksiz insanlardır.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ MİSALİNDE SİYASET VE GERÇEKLİK” hakkında 1 yorum

  1. İdealleden kastınız nedir ? eğer genel kabül gören idael kavramı ise bir nebze akılsızlığıa razı olunabilir ama bir müslümanın idealden ziyade inançları vardır.Müslüman her hangi bir kişi veya kurumu tenkit ederken ideallerine göre değil inançlarına göre tenkit eder.İnançta müslümanın tek ve yegane gerçeklik kavrayışıdır.Gerçekliği kavrayıp ona göre hareket etmek her zaman sırat-ı müstakime götürmez.Elan var olan ve gerçeklik olarak önümüzde duran o kadar çok tenkide muhtaç şeyler varki….
    misal kadının toplumsal hayata itilmesi ,atılması,çalışma hayatında olması için gösterilen gayretleri görünce hangi ideallere hizmet edildiğini düşünmek akılsızlık ise aklı selime selam olsun. müslümanın tek ideali vardır (bu kavramı siz kullandınız diye kullandım aslında tek inancı vardır) Allah rızasıdır.Halkın ihtiyaçlarını karşılamak ideali yakalamada pek yardımcı olmaz.Hatta yoldan çıkarabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir