SELİM ATALAY’DAN İLGİNÇ BİR YAZI

SELİM ATALAY’DAN İLGİNÇ BİR YAZI

Selim Atalay, 02.12.2011 tarihli yazısında, harika bir değerlendirme yapmış. Öncelikle o yazının okunmasını tavsiye ederim.

Yazıda, ABD ve AB’nin içinde bulunduğu krizi çıplak şekilde anlattıktan sonra, küçük bir ülkeden misal veriyor, kendi kaleminden aktaralım.

“Ne oluyoruz? dersek… Antigua ve Barbuda devletinin Genel Valisi bayan Louise Lake-Tack, yeni yasama yılında 2012 yılı öncesinde meclise ve ulusa sesleniş konuşması yapıyor… Karayipler’de, Küba’nın epey batısında 90 bin nüfuslu iki adayı İngiltere Kraliçesi adına yöneten Genel Vali’nin analizi, hem kahredici bir keskinlik taşıyor, hem de yeni dünya düzeninin aynası.”
Küçücük bir ülkenin dünyayı bu kadar ileri derecede takip edebildiği bir zaman diliminde yaşıyoruz. Hem de bu ülke, İngiliz milletler cemiyetine ait ve başındaki kişi de genel vali… Genel vali ama İngiltere’den bağımsız düşünmeye başlamış. Olacak iş değil… Dünya nereye geldi böyle… Zevkten boğulmak üzereyim. Hani bir fıkra var, “Hey Allah’ım, verdikçe veriyorsun” diye bitiyor. Kurban olduğum Allah’ım, verdikçe veriyor.

İktisadi krizden daha önemli olan, İngiliz milletler cemiyetine ait bir ülkenin genel valisinin, İngiltere’den bağımsız düşünebilmesi ve diplomatik ilişkimizin (elçiliğimizin) bile bulunmadığı bir uzaklıkta, bizden bahsediyor olması…

Arap ülkelerindeki isyanın arkasında İngiltere ve ABD olduğunu söyleyenler uyuyor mu yoksa akılsızlığa mı gark olmuş? İngiltere ve ABD kendi içinde öyle hızlı bir şekilde çözülüyor ki, gerçekten Arap isyanlarının arkasında onlar olsa bile kendileri çökeceği için Arap ülkelerindeki isyanlardan faydalanamayacaklar.

Dünya yeni bir düzene doğru hızla ilerliyor. Bu düzenin hakim unsuru tabii ki batı olmayacak. Bundan sonra batı, dünya düzeninin eşit bir üyesi olabilirse önümüzdeki birkaç asır için sevinsin.

Selim Atalay ilginç bir isim. Kendisi, ABD de yaşayan bir gazeteci. Oradan Türkiye’deki gazetelere muhabirlik ve yazarlık yapıyor. Yazılarını takip etmeyi özellikle tavsiye ederim. Özelliği ise şu; batının içinde yaşadığı için olmalı, batının içine yuvarlandığı krizi Türkiye’dekilerden daha iyi ve tarafsız değerlendiriyor. Türkiye’deki batılılaşmış yazarlar, batının krizinin geçici olduğunu söylüyor ve hakimiyetini devam ettireceğine inanıyor. Selim Atalay ise her yazısında krizin ne kadar derin olduğunu gösteriyor ve atlatılamayacağını ifade ediyor.

Selim Atalay üzerinde durmamızın bir sebebi var. Selim Atalay önemli bir süreci temsil ediyor. Eskiten batıya ne kadar uzaksanız o kadar az etkilenirdiniz, ne kadar da yakınsanız (hele de içindeyseniz) o kadar fazla etkileniyordunuz. Dünya aşağı yukarı iki asırdır böyle bir süreç yaşıyor. Selim Atalay’a bakınca bu sürecin tersine döndüğü görülüyor. Artık batıya ne kadar yakınsanız o kadar az etkileniyor ve krizin batıyı tüketeceğini görüyorsunuz, ne kadar uzaksanız o kadar fazla etkileniyor veya üzerinizdeki etkiyi devam ettiriyorsunuz. Mesela Atilla Yayla’nın yazılarına bakın, Türkiye’de olduğundan mıdır nedir, hala krizin sinek vızıltısı olduğunu anlatıyor. Ahmaklığın ilacı yok.

Atilla Yayla misali azaldı gerçi. Artık batıya kısa seyahatler yapan batılılaşmış yazarlar bile durumun ne kadar vahim olduğunu görmeye başladı. Fakat illa da batının “üstün medeniyet” olduğunda ısrar eden tuhaf adamlar bolluğu yaşıyoruz, ülkede. Hatırlıyor musunuz, Sovyetler çöktükten sonra dünyadaki tüm komünist partiler kendini feshetti de sadece Türkiye’deki varlığını koruyarak yoluna devam etmişti. Bundan dolayı Moskova’daki gösterilerde, “komünistler Ankara’ya” sloganları atılmıştı bir dönem. O komik olayların bir kısmını bu gün başka şekilde yaşamaya devam ediyoruz.
Selim Atalay, bu sürecin tersine döndüğünü, batının merkezinden bildirmeye devam ediyor. Yazılarının takip edilmesini ısrarla tavsiye ederim.

FARUK ADİL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir