SERDAR AKİNAN-1-FARKLI BİR ŞEYLER İÇİYOR OLMALI

SERDAR AKİNAN-1-FARKLI BİR ŞEYLER İÇİYOR OLMALI

Akşam gazetesi yazarı Serdar Akinan… 25.01.2012 tarihli, “Dış politika nanay” başlıklı yazısında bir şeyler anlatmaya çalışmış. Doğrusu yazı da kendinin değil, iktibas… Ama altına imzasını attığına göre, kendine ait fikir muamelesi yapabiliriz.

Öncelikle bir hususu tespit edelim. Türkiye’de kimsenin herhangi bir konuda derli toplu fikri yoktur. Gazetecilerin ise hiç yoktur. Buna rağmen her konuda ağzı dolusu tenkitten geri durmazlar. Oysa tenkidin ilk şartı, tenkit konusunda ciddi, hacimli, kuşatıcı fikir sahibi olmaktır. Serdar Akinan, ülkenin geneline ve ortalamasına aykırı davranacak değil ya. O da ortalamaya uyuyor ve herkes gibi her konuda hoyrat şekilde tenkitte bulunuyor.

Konu, yazının başlığından da anlaşıldığı üzere, “dış politika”… Dış politika Türkiye’de herhangi bir konu değil. Türkiye Cumhuriyeti seksen yıldır bağımsız olmadığı ve dış politikasını da batının dış politika masası yönettiği için, ülkede dış politika konusunda fikir sahibi hiç kimse yok.

Hiçbir konuyu batıdan bağımsızlaştıramadığımız doğru ama dış politika tamamen onların yönetimindeydi. Memlekette dış politika konusunda literatür bile oluşmadı. Dış politika alanında literatür oluşmayan ülkenin dış politikası bağımsız olur mu? Dış politikası bağımsız olmayan ülke, bağımsız mıdır? Sayısı bellisiz komedi…

Yazar ne yapıyor? Bazı hadiseleri alt alta dizip, Davutoğlu’nu ve onun dış politikasını tenkit ediyor. Hem de şu ifadelerle; “Ortadoğu’nun dengelerini okuyamayan Davutoğlu, Türkiye’yi son derece tehlikeli bir denklemin aktörü haline getiriyor.” Davutoğlu kim? Ülkede dış politika ile ilgili en hacimli eseri telif etmiş birisi, uzmanlık alanı da Ortadoğu… “Stratejik Derinlik” kitabının dışında ülkede dış politika ile ilgili “yön tayin edebilecek” başka bir eser var mı? Bu eseri de tenkit etmek mümkün ama kıymetini tespit ederek… Memlekette dış politika konusunda bir literatür oluşacaksa, bu kitap başlangıç olacaktır. Yazardaki hoyratlığa bakın… “Ortadoğudaki dengeleri okuyamayan Davutoğlu…”. Çok ilginç… Bunlar bizden farklı ne içiyor da böyle oluyor? Hah hatırladım, bizden farklı olarak alkollü içki içiyorlar. Alkollü içkilerin bu kadar farklılık meydana getireceğini de düşünmemiştim doğrusu.

“Komşularla sıfır sorun” politikası konusunda her gelen Davutoğlu ve hükümete çatıyor. Komşularla aramızda birtakım problemler çıktığı için bu politikanın iflas ettiğini söyleyip tenkit ediyorlar. Bunların aklı şöyle çalışıyor olmalı; “ne söylediyseniz, o, derhal olmalı”. Bu bir politika… Yani takip edeceğiniz bir prensip, peşine gideceğiniz bir hedef, gerçekleştirmek istediğiniz bir strateji… Yani “ben barış taraftarıyım” diyorsun, adam gelip sana çatıyor. Seni izleyenler de sana çatana bir şey demiyor fakat sana, “hani sen barış yanlısıydın” diye fırça atıyor. Tamam da be kardeşim bu iki kişilik bir iş. Sen ne kadar barış yanlısı olursan ol, adam sana çattığında, barış yanlısı olmak, hiçbir şey yapmadan ölmeyi mi gerektiriyor. Gerçekten alkolü fazla tüketiyor olmalılar. Konuyu neden alkole getiriyorum, çünkü bizden farklı olarak içtikleri içecek olarak sadece onu biliyorum. Varsa başka bir içtikleri, cahilliğime versinler ve beni aydınlatsınlar.

Yazar dış politika konusunda hiçbir fikir beyan etmiyor. Bazı hadiselere bakıp, dış politikanın kötü gittiğini söylüyor. Dış politikaya dair hiçbir dil, prensip, hedef koymuyor. Hadiseler üzerinden yapılan kurgular (inşa değil, sadece kurgu), bu gün aleyhe olsa bile yarın lehe olabilir, bu gün lehe olsa bile yarın aleyhe olabilir. Dış politikada dengeler ve gündemler her an değişir, yarım saatlik periyotlarla düşmanlar dost, dostlar düşman olabilir. Dış politikayla ilgili “sıfır fikir” sahibi olunca, söyleyebileceği bir şey yok, bazı hadiseleri kendince eğip bükmekten başka… Oysa Türkiye ilk defa dış politikada “prensipler” vazetti. Yanlış veya doğru, eksik veya tamam, derin veya değil ama bir prensip diplomasisi takip ediyor, etmeye çalışıyor. Ülkede prensipli dış politika takip edebilmenin fikri çerçevesi ve insan kaynakları (hariciye kadrosu) olmamasına rağmen… Seksen yıldır büyükelçi, maslahatgüzar filan yetiştirdiler ama diplomat yetiştirmediler. Bu kadar kısır bir ortamda, Davutoğlu gibi bir adam, ülkenin belki de tek şansı olmasına rağmen… Ülkedeki yaygın kültür olan “kıymet katli” otomatik olarak işliyor ve elimizdeki tek “adamı” kıymak için sıraya giriyoruz. Pes… Alkol, sadece aklı almıyor anlaşılan, ahlakı da imha ediyor olmalı. Ahlak olmadığında vicdan çırılçıplak kaldığı için berhava oluyor, bu sebeple vicdandan değil de ahlaktan bahsediyoruz. Alkol kötü şey vesselam…

Yazacak daha çok şey var ama bunlar gibi adamlarla fazla meşgul olmak insanın ruh dünyasına zarar veriyor. Alkol kokuyor adamlar, anlasanıza…

İBRAHİM SANCAK

ibrahimsancak2011@gmail.com

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir