ŞEREFLİ İNSANLAR, DÜNYANIN ŞEREFİNİ KURTARDINIZ

Mısır halkının ve İhvan’ın mukavemeti, yaşadığımız devirdeki herhangi bir hadiseyle mukayese edilebilir gibi değil. Halkın sokaklardaki mukavemeti, yanında vurulup yere düşen arkadaşına, akrabasına rağmen devam etme cesaret ve dirayeti, ordu, polis ve baltacı eşkiyatların insanları öldürmeye başlamasına rağmen sokakları bırakmaması, önünde hürmetle eğilecek bir insanlık destanıdır. İhvan liderlerinin çocuklarının keskin nişancılar tarafından özellikle hedef alınması ve şehit edilmesi, buna rağmen liderlerin çocuklarını sokaklardan çekmemeleri, şehit çocuklarının naaşı önünde dirayetini kaybetmemesi, mücadeleye devam etmesi, vakarlarını dimdik ayakta tutması müthiş hadiseler.
Birçok şey söylenebilir şüphesiz. Bu çapta muhteşem bir hadise hakkında kitap bile yazılabilir ve hala her şey söylenmiş olmaz. Bir husus özellikle dikkatimiz fazla çekti, o nokta üzerinde durmak istiyoruz.
İhvan liderleri ve arkalarındaki halk, başta bütün Müslümanlara, sonra tüm yeryüzüne ve insanlığa şeref kattı. Bu günün tüm insanlığına yetecek kadar şeref getirdiler dünyaya ve tüm insanlığa gösterdiler. İleride tarih yazılırken, bu devrin tahlillerinde, Mısır’daki İhvan ve mensuplarının, şerefi temsil ettiklerini, tüm dünyaya rağmen bunu yaptıklarını, tüm dünyanın kendilerine karşı şerefini kaybettiğini, dünyanın şerefsizliğine rağmen şereflerini muhafaza ettiklerini kaydedecek. Bu devir için tarih, şerefin bir-iki ülkede kaldığını, onların da çok yüksek bir şeref payesine ulaştıklarını, bu sayede hala dünyada insanların ve insanlığın yaşadığını söyleyecek ve şunu ekleyecek; “Eğer o devirde onlar olmasaydı, insanlık alet kullanan hayvanlar topluluğu olarak yaşamaya devam edecek ve bir daha insanlaşamayacaktı”.
On dört asırdır dünyayı “insanlık” için yaşanılabilir kılan Müslümanlardı. Bir asır (yirminci asır) köşelerine çekildiler, o asırdaki katliamlar (sayısal olarak) insanlık tarihindeki tüm katliamlara denk seviyeye yükseldi. Sadece ikinci cihan harbinde yetmiş seksen milyon civarında insan katledildi, bilanço tarihin arşivinde… Vahşet o kadar ileri gitti ki, İslam’ın öz topraklarında, hilafet merkezinde, Anadolu’da, şapka giymedikleri gerekçesiyle, yani bu kadar ucuz bir sebeple binlerce insan katledildi. İslam olmadığında, Müslümanlar kudretini kaybettiğinde, “insan” denilen varlık çeşidinin nasıl katliam yaptığı, ne kadar vahşi olduğu bir asır boyunca her gün görüldü. İslamsızlık, insansızlıktır. İnsanlık, bir asır boyunca bunu gördü, yaşadı ama tecrübe edinemedi.
İhvan lideri, şehit çocuğunun naaşının başında çocuğuna ağlamıyor, İslamsızlaştırılan ve tabii olarak insansızlaştırılan dünyanın ve ülkesinin ne kadar vahşi, ne kadar hayvani, ne kadar berbat bir yer olduğuna ağlıyor. O kahraman insan biliyor ki, İslamlaştırılan bir ülke ve Müslümanlaştırılan bir halk asla öyle olmaz. O kahramanların iktidar için mücadele ettiğini, bu mücadele için binlerce insanın öldürüldüğünü, bu sebeplerle iktidar talebinden vazgeçmeleri gerektiğini söyleyen bazı gafil Müslümanlar, çağın şerefsizlik hastalığına yakalanan ahmaklardır.
Bu gün yeryüzünün şeref ve asaletini temsil eden İhvan, tüm insanlığa yetecek kadar şeref sahibi olmakta, kendisini destekleyenler de aslında onların Allah’ın onlara indirdiği şeref ve asaletten pay alabilmekte, buna rağmen bazı Müslümanlar o şerefi paylaşmamak için ısrarla direnmektedir. Şerefsizliğin de bulaşıcı olduğunu bilenlerdeniz, şerefsizler topluluğu içinde yaşamayı kanıksayanlar veya her işlerini şerefsizlerle yapmaya alışanlar, şeref ve asaletlerini hızlı şekilde kaybediyorlar. Buna mukabil, şeref de, asalet de bulaşıcıdır, şerefli insanlarla yaşayanlar, onlarla iş yapanlar, onların yanında yer alanlar, onlara yardım edenler hızlı şekilde şerefleniyorlar.
Biz, günümüz İhvan kadroları ve mensuplarıyla aynı zaman diliminde yaşamaktan, o insanları görmekten, onların safında yer almaktan dolayı şeref duyan insanlarız. Bu gün, şeref ve asaletin, dünyaya İhvan tarafından dağıtıldığını, başka yerde şeref arayanların bulamayacaklarını düşünüyoruz. Allah’ın rahmetinin bazı durumlarda yeryüzünün belli bir bölgesine indiğini, oradan dağıldığını, oraya yönelmeyen, oradaki Müslümanlara yardım etmeyenlerin o rahmetten faydalanamayacağını zannediyoruz. Nasıl ki bir zaman Çanakkale’ye iniyordu, en azından kalbiyle orada olmayanlar faydalanamıyordu, bu günde İhvan’ın üzerine iniyor ve dünyaya oradan dağılıyor olmalı.
Tabii ki Allah’ın neyi nasıl yapacağı bilinmez, rahmetin ne zaman, nereye, nasıl ineceği belli olmaz. Fakat rahmet, şerefsizlerin üzerine inmez, soysuzların üzerine inmez, vicdansızların üzerine inmez, hayvanlara bile iner ama hayvanlaşan insanların üzerine inmez. Zor durumdaki Müslümanın yanında olmayan Müslümanın üzerine iner mi? Yardıma ihtiyacı olan Müslümana yardım etmeyen Müslümanın üzerine iner mi? Muhal farz bir Müslüman yanlış yapsa ve zor duruma düşse, buna rağmen ona yardım etmeyen Müslümanın üzerine rahmet iner mi? Müslümanın yanlışını savunmamak ayrı bir şeydir, Müslümanı savunmamak ayrı bir şey… Müslümanlar yanlış yaptıklarında onları terk eden alçaklar, bu tavrınızla, yanlış yapmadığınız iddiasına savrulmuyor musunuz? Bir kimse, bir gurup, bir cemaat, bir hareket, yanlış yapmadım, yapmıyorum düşünce ve kanaatini taşıdığı andan itibaren, “gizli peygamberlik” iddiasında bulunmuş olmuyor mu? Size, Müslümanların yanlış yapmayacağını söyleyen biri mi var? Her yanlışta bir Müslümanı terk ederseniz, bir müddet sonra dini terk etmiş olmayasınız?
İhvan yanlış da yapmış olabilir doğru da yapmış olabilir. Mukavemet kararı vermesi, onların takdirindedir, Mısır’ın şartlarını onlar biliyor. Yetki onlarda, mukavemet kararı verirken yanlış bir karar da almış olabilir. Bütün bu ihtimaller mümkün ama bütün bunlara rağmen tüm Müslümanların ve tüm insanlığın şerefini kurtaracak çapta bir mücadele yürütüyorlar. Hadi aklınızın bağlı olduğu şablonlar bunu anlamanıza engel oluyor, yahu imanınızla damı görmüyorsunuz, kalbinizle hissetmiyor musunuz? Bunu hissetmeyen kalbi niye taşıyorsunuz, sökün atın et parçası haline gelen o uzvu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir