ŞERİAT MAHKEMELERİNİ KURABİLİRİZ

ŞERİAT MAHKEMELERİNİ KURABİLİRİZ
Mevcut sistem içinde Şeriat Mahkemelerini kurabiliriz. Şeriat Mahkemesi tarafından verilen kararları kolluk kuvvetleri vasıtasıyla (yani maddi müeyyide desteğiyle) tatbik ve infaz edebiliriz. Mevcut mahkeme kararlarının tatbikindeki tüm müeyyideleri veya destekleri kullanabilir ve işletebiliriz.
Bu mümkün mü? Mümkün olabilir mi? Şeriat dendiğinde kalb krizi geçirecek kadar düşmanlık hislerine gark olan Kemalist siyasi rejimde bu mümkün mü? Mümkün olmadığı düşünülür. Fakat mümkün olmadığı düşüncesi, tetkik ve tefekkürden değil, psikolojik korku bariyerlerinden doğar. Bu ülkede kanunen serbest olan birçok şey, siyasi rejimin hayaletleri tarafından yasaklanmıştır. Kanun bir türlü uygulanamaz. İlk uygulayanların akibeti meçhul hale gelir ve bir daha da teşebbüs eden olmaz. Artık o alan, kanunen serbest fakat fiilen yasaktır.
Evet… Bu mümkün… Küçük bir farkla mümkün… Adı Şeriat Mahkemesi olmamak şartıyla mümkün… Diğer tüm unsurları ile mahkeme teşkil edilebilir, yargılama yapabilir ve kararları infaz ve tatbik edilebilir. Kısa başlıklar altında meseleyi izah etmeye çalışalım. Mahkemenin nasıl teşkil edileceği, nasıl çalışacağı ve nasıl tanıtılacağı hususu ile ilgili müessese projesini hazırladığımızı da not edelim.
Bu meselenin mevzuattaki kaynağı nedir?
HUMK madde 407 ile 444 arasında tanzim edilmiş olan “tahkim” müessesesi ile Şeriat Mahkemelerini kurabilir ve çalıştırabiliriz. Hukukçular bu hükümleri tetkik etmeli, üzerinde çalışmalı ve bu düşünceyi geliştirmelidir.
Şeriat Mahkemesi nerede teşkil edilebilir?
Bu hususta mevzuat bir yer tespit etmiyor, taraflara bırakıyor. Yani serbest. Herhangi bir yerde teşkil edilebilir ve yargılama yapılabilir. (Madde 425) Bizim düşüncemiz ve teklifimiz, Hukuk Bürolarında teşkil edilmesi istikametinde. Zira mahkemenin yapacağı yargılama neticesinde verilen kararın infaz edilmesi için hukukçulara ihtiyacı var.
Hakem veya hakem heyeti nasıl seçilir?
Kanun, hakemi veya hakem heyetini ihtilaflı tarafların seçmesi şartını koyuyor. Bu imkan, istenilen şahısların hakem olabileceğini gösteriyor. Dolayısıyla, hukuk bürolarında, o şehirde tanınmış İslam âlimlerinin (tabi ki fakihlerinin) bilgileri bulunur. İhtilafa taraf olanlar onlar arasından hakemleri seçerler. (Madde 416)
Yargılamada Şeriat tatbik edilebilecek mi?
Yargılamada tatbik edilecek kaideler (yani hukuk) serbest… Mevzuattaki “tahkim müessesesinin” maksadı, insanların aralarındaki ihtilafı istedikleri gibi çözebilmelerine imkan tanımak. Bu manada, tatbik edilecek kaidelerin neler olduğuna mer’i hukuk karışmıyor.
Mahkemenin (hakem heyetinin) salahiyeti neler olacak?
Öncelikle özel hukuk ihtilaflarına bakabilecek. Kamu hukuku alanında yargılama yapamayacak. Özel hukuk alanında ise iki adet sınırlama var. Biri gayrimenkullerin aynına ait ihtilaflar diğer ise tarafların iradelerine tabi olmayan ihtilaflar. (Madde 408)
Salahiyet sınırlaması, özel hukuk alanı için fevkalade az. Tarafların iradelerine bağlı olan ve gayrimenkulün aynına ilişkin olmayan her konuda yargılama yapabilmek, insanların aralarındaki ihtilafların kahir ekseriyetine şamil bir yetki demektir.
Yargılama nasıl olacak?
Yargılama usulü serbest. Taraflar, yargılama usulünü serbestçe kararlaştırabilirler. Sadece kanunun amir hükümlerine aykırı bir yargılama yapılamaz. (Madde 424) Kanunun amir hükümleri ise burada bahsini ettiğimiz maksadın gerçekleşmesine mani değil.
Yargılama imkanları olacak mı?
Şahit dinlemek, keşif yapmak gibi yargılama imkanları olacak mı? Hakem heyeti (Şeriat Mahkemesi) mevzuattaki bu ve benzeri yargılama imkanlarını kullanabilecek mi? Evet. Mevcut mahkemelerin yapabildikleri her şeyi yapma imkan ve salahiyetine sahip olacaklar. Hatta ihtiyat-i tedbir kararı vermek ve bunu infaz etmek de dahil… (Madde 414)
Kararın infazı nasıl olacak?
Kararın infazı, mevcut mahkemelerin kararlarının infazı gibidir. Mevcut mahkemelerin kararlarının infazında hangi hukuki imkanlardan faydalanılıyorsa, bunda da aynı imkanlardan faydalanmak mümkün.
Faydaları neler olur?
*Müslümanlar kendi aralarındaki ihtilaflarını Şer’i Şerif’e göre halletme imkanına sahip olurlar. Ki bizim ecrini beklediğimiz fayda tam olarak bu…
*Müslümanlar, hukuk ve yargılama konularında kendi öz müesseselerine sahip olurlar.
*Müslümanlar, hukuk ve yargılama konularında tecrübe sahibi olurlar. Bu konularda kendilerine olan itimatları artar.
*İslam hukuku, meriyetten kaldırıldığı için gelişmesi fevkalade yavaşladı. Bu yolla gelişmesi hızlanır ve zamanın dışında kalma tehlikesi bir nebze de olsa ortadan kalkar.
*İslam hukuku ile meri hukuk arasında mukayese imkanı ortaya çıkar. Halk, ikisi arasındaki mukayeseyi bizzat yapabilecek misallere kavuşur.
*Halk, İslam hukukunun tatbik edilebileceğini bizzat görür. İslam’ın bir hukuk sistemi olduğunu ve tarihi bir hadise olmadığını bizzat tecrübe eder.
Zararı olabilir mi?
*Kötü misallerin ortaya çıkma ihtimali var. Hadisenin yeni olmasından ve kültürünün oluşmamasından kaynaklanan kötü misallerin ortaya çıkma ihtimali üzerinde hassasiyetle durulmalı.
*Müslümanların aralarındaki ihtilafı Şeriat’a nispetle çözebilme imkanına kavuşması, İslam’ın bütünün tatbikatına olan ihtiyacın önünü kesebilir. Atalete sevkedebilir. Bu hususa dikkat edilmelidir. Bu tehlikenin önüne geçilebilmesinin dahiyane yolu, Merhum Necip Fazıl’ın, “vasıta sistem” düşüncesinde yatıyor. Vasıta sistem, bizi İslam’a ulaştıracak ara sistemdir. Nihai sisteme (veya öz sistemimize) ulaşabilmemiz için ihtiyacımız olan müesseseleri içinde toplayacağımız zihni havza, vasıta sistem denkleminde mahfuzdur. Bu tür müesseseleri, vasıta sistem müessesesi olarak isimlendirirsek, nihai sisteme ulaşmamıza mani olmayacak aksine öz sistemimize olan ihtiyacımızı artıracaktır.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir