SEVGİLİLER SEVGİLİSİ

Hz. Allah’ın (CC) kainatı neden yarattığı bahsi, meçhullerin meçhulü bir noktadır. Her ne ise muradı, onu bilmek çetin bir mesele… Gizli bir hazine olduğu ve bilinmek istediği için insanları ve cinleri yarattığı bilgisi, kendi beyanı çerçevesinde malumumuzdur. Fakat bu beyan bile kendi içinde o kadar esrarlıdır ki, Necip Fazıl’ın üslubu ile “bildim seni ey Rab, bilinmez meşhur” ifadesinden daha ileri bir şey söylenemiyor.

 

            Haddimizi aşıp tefsir ilmine girmeden, zanlarımızı ilim kisvesi altında arz etmeden ifade etmek gerekirse, sanki Allah (CC), sadece kendine bir sevgili yaratmayı diledi. Merak ettiğim bahislerden biri de Hz. Risaletpenah (SAV) için Risalet mi öncedir sevgili olması mı? Acaba Hz. Allah (CC) için sevgili olmak ile Resul olmak arasında bir fark var mıdır? Resullerinin sevgilisi olmaması ihtimalinin misali var da sevgilisinin Resul olmaması ihtimali var mıydı acaba?

 

            Bilinmezlik sınırının ötesinde hadise şöyle olabilir mi?

 

            Hz. Allah (CC) kendine sevgili yaratmak istedi ve Hz. Risaletpenah’ı (SAV) yarattı. Sevgiliyi yarattı ya, sevgiliye bir lalezar lazım. Hz. Allah’ın (CC) sevgilisine ihsan edeceği bahçe, şanına layık olması veçhiyle kainat çapında olmalıydı değil mi? Kainatın yaratılma sebebi bu olabilir mi?

            İki cihan serverinin, sadece dünyada yaşadığından bahisle kainata ne gerek olduğunu düşünenler çıkarsa yuh olsun onlara. Sidret’ül münteha, kainatın sınırlarının dışında değil mi ve orayı da aşmış değil miydi? Kainat nedir ki? Kainatı büyük zannedenler, Habibullah’ı tanımamış olan küçük insanlar değiller midir?

 

            Kainat, Hz. Risaletpenah (SAV) için bir bahçe olarak yaratıldıysa, bu bahçede yaşanacak geçici bir hayat için “sevgili”ye yoldaşlar mı lazımdı? Dostu ve düşmanı dahil olmak üzere, hayatın kompozisyonunu oluşturacak kadar çeşitlilik gerekiyor olabilir miydi acaba insanların, cinlerin, hayvanların ve bitkilerin yaratılma sebebi?

 

            Öyle ya da böyle, ne murad ettiyse kendinde mahfuz… Kime ne ve kimin haddine, karışmak… Lakin Hz. Allah (CC) kendine bir sevgili yaratmayı dilediğinde, gerisi ne kadar teferruat olarak görünüyor. Gerisi, sevgilinin yaratılmasının tezyinatı olmaktan başka ne olabilir ki? Ve aslında “sevgili”nin ziyneti olabilmek ne büyük şeref…

 

            Allah’ım, senin övdüğünü övmeyen diller kurusun… Allah’ım senin sevdiğini sevmeyen yürekler dursun… Allah’ım bizi yarattığın için değil, sevgilini yarattığın için sana sonsuz hamdolsun… O’nu yaratmasaydın, O’nu yaratmasaydın, O’nu yaratmasaydın, bizi de yaratmazdın galiba… Hamdetmenin aslı, O’nu yaratmış olman değil mi?

 

            Şefaat Ya Resulullah… Şefaat Ya Resulullah… Şefaat Ya Resulullah…

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir