SOSYAL MATEMATİK-1-SOSYAL MATEMATİK BİLİMİ KURULABİLİR Mİ?

SOSYAL MATEMATİK-1-SOSYAL MATEMATİK BİLİMİ KURULABİLİR Mİ?
Sosyal matematik bilimi neden kurulmadı? Bu soruyu bir çok matematikçiye ve sosyal bilimciye sordum. Anlaşmışlar gibi hem matematikçiler hem de sosyal bilimciler aynı cevabı verdi, “çünkü sosyal olayların rakamları yoktur”. Onlar bu şekilde cevap vermediler de, ben cevaplarının ortak noktasını aktardım. Özet olarak verdikleri cevaplar, toplumun ve toplumsal olayların denklemlerini kuracak, formüllerini oluşturacak, işlemlerini yapacak “sabitleri” yok. Toplumda her şey değişkendir, değişmeyen tek şey, değişimdir. Sabiti olmayan bir alanda matematik bilimi geliştirilemez. Haklılar… Sosyal olayların sabiti yoktur, tek sabit “değişim”dir ki buna sabit denir mi? Bu sebeple de denklem kuramıyorlar, formül geliştiremiyorlar, bağıntı oluşturamıyorlar vesaire. Diğer taraftan haksızlar ve de ahmaklar… Hem sosyal bilimcilerin hem de matematikçilerin kafaları, kendi alanlarının kurallarına sabitlenmiş durumda. Bilim için “sabit” nokta gerekiyor ama bilim adamı için sabitleri olmayan bir kafa gerekiyor. Bunların hepsinin kafası donmuş…
Konu şu; hazırladığınız denklemin yüzde yüz sonuç vermesi gerekmiyor ki. Matematik denkleme, o denklemlerin yüzde yüz doğru sonuç vermesine alışmışlar, kafalarını da o şekilde dondurmuşlar ya, illa yüzde yüz doğru sonuç verecek denklem arıyorlar. Tamam, sosyal matematikte asla yüzde yüz doğru sonuç verecek denklem kurulamaz. Ama bir siyasi partinin elinde, yüzde yetmiş doğru sonuç veren bir sosyal matematik denkleminin olduğunu hayal edebiliyor musunuz? Bununla ne kadar büyük verimler ederler, ne kadar doğru planlamalar yaparlar. Adamlar yüzde yüz doğru sonuca ulaşmaya takılmışlar, yüzde doksan doğru sonucu umursamıyorlar. Bilim adamlarının bu kadar körkütük cahil olduğunu ilk defa sosyal matematik çalışmasında gördüm.
Siyasi partiler, sosyal matematik olmadan yaptıkları çalışmalarda sanki yüzde yüz sonuç elde ediyorlar da, adam (bilim adamı), yüzde yüz doğru sonuç olmadığı için sosyal matematik biliminin kurulamayacağını söylüyor. Zannedersiniz ki konu nükleer denklem, milyonda bir hata verirse çok vahim sonuçlar ortaya çıkar, bu sebeple de yüzde yüz kesin sonuçlar vermeyen bir disiplinin bilim olamayacağını, matematik bilimi hiç olamayacağını söylüyor. Bilim adamları bu olan ülkenin siyasi partileri de gördüğünüz gibi…
Türkiye’de bilim adamı yok. Sosyal matematik bilimindeki “belirsizlik payı”, sosyolojideki belirsizlik payından çok düşük… Psikoloji bilimindeki belirsizlik payı dikkate alındığında ise sosyal matematik neredeyse “kesin bilim” diye nitelendirilebilir. Sosyal bilimcilerin bildiği halde anlamadığı konu, sosyal bilimler zaten pozitif bilimlerden “belirsizlik paylarındaki” yükseklikle ayrılır. Sosyal matematiğin, sosyal kısmını anlıyorlar da, matematik kısmını anlamıyorlar. Matematik deyince mutlaka iki ile ikinin çarpımının dört etmesini istiyorlar. İyi de o zaman matematik olur, sosyal matematik olmaz ki.
İçince yaşadığımız çağın ağırlaşmış bir problemi var, aşırı uzmanlaşma veya mikro uzmanlaşma… Bilimleri birbirinden bağımsız hale getirdiler, bilimlerin birbiriyle bağlantıları kurulduğunda ortaya muhteşem değerler çıkıyor, Türkiye’de kimsenin haberi yok. Zaten yirmi birinci asır, sentez bilimlerin çağı olacak. Batı bilimler arasında sentezlemelere gitmeye başladı fakat Türkiye’deki üniversiteler ve bilim çevreleri batıdan gelmediği takdirde böyle bir çalışmayı kabul etmeyecek kadar sığlar ve bilimden de uzaklar.
Evet, sosyal matematik bir sentez bilimdir. Birçok bilimin sentezlenmesinden elde edilen, şu anda dünya literatür taraması yapıldığında görülmeyen, bu sebeple de sadece Türkiye’de bulunan ama bilim çevrelerinin haberi olmayan yeni bir bilim dalıdır. Ortaya çıktığı takdirde (piyasaya sunulduğunda) çok hızlı şekilde literatüre gireceği düşünülen fakat öneminden dolayı gizli tutulan bir bilim dalı.
Sosyoloji, psikoloji, biyoloji, istatistik, matematik, iktisat ve siyaset bilimlerinden harmanlanmış, sentezlenmiştir. Sentezinde başka bilimler de var fakat bunlar ana ögeleri oluşturuyor. Nasıl sentezlenmiştir? Aslında bu bilim dalları incelenerek, “şu konular sosyal matematik için gereklidir” diyerek bir seçim yapılmış değil. Sosyal matematik bilimi kurulurken, hangi bilimden hangi konuya ihtiyaç duyulmuşsa alınmıştır. Kullanılan metot, sentez değil, inşadır. Çünkü sosyal matematik biliminin kurulması, teorik bir çalışmanın sonucu değil pratik bir çalışmanın sonucu ortaya çıktı. Hassasiyet haritası çıkarmak için yapılan çalışmalar, sosyal matematik biliminin yolunu açtı. Hassasiyet haritası çalışmalarında elde edilen verileri değerlendirebilmek için bir “disiplin” gerekti. Yani verileri gelişigüzel değil de bir disiplin içinde değerlendirmek ihtiyacı ortaya çıktı, bu ihtiyaç bir disiplin sistemi örmeyi gerektirdi. İşte o noktadan sonra yeni bir bilimin ipuçları ortaya çıkmaya başladı. Konunun yeni bir bilim olduğu farkedilince, ilgili her bilim dalı incelendi ve bir senteze ulaşıldı. Sentezin kıvamını tutturmak için hala çalışılıyor.
Yazının başlığındaki soruyu cevaplandırmak gerekirse, evet sosyal matematik bilimi kurulabilir, kuruldu, kullanılıyor. Denebilir ki, son aşamasına gelinmedi, hala çalışmalar yoğun olarak devam ediyor. Fakat çalışmaların devam etmesi, bilimin kurulması için değil, geliştirilmesi için… Şu anda sosyal matematik denklemleri yüzde yetmiş doğru sonuç veriyor. Çalışmanın başında, ilk hedef, yüzde elli doğru sonuçtu. Bu sonuca ulaşıldığı zaman sosyal matematik biliminin kurulduğu kabul edilecekti, yüzde elli doğru sonuç aşılalı çok oldu, yüzde yetmişe ulaşıldı, yeni hedef, yüzde doksan…
Yüzde doksan doğru sonuca ulaşmak mümkün ama o seviyeye ulaşmak için ihtiyaç duyulan “veri” fazla. Sonucun doğruluk oranı arttıkça maliyet de artıyor. Çünkü sosyal matematik, matematik gibi masa bilimi değil, aynı zamanda “saha” bilimi, sosyoloji gibi de sadece saha bilimi değil aynı zamanda masa bilimi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir