SOSYAL MUHALEFET PROJEKSİYONU-16-İNSANİ ENDEKS MERKEZİ

SOSYAL MUHALEFET PROJEKSİYONU-16-
İNSANİ ENDEKS MERKEZİ
Sosyal iktidar sadece siyasi iktidara ve kamu kurumlarına karşı bir hassasiyet geliştirmez, sivil hayatta da hassasiyet geliştirir ve standart arayışına girer. Bu çerçevede, kamu kurumlarına yönelik olduğu kadar mesela işyerlerinde de “insani endeks” çalışması yapmalıdır. Çalışma hayatının her alanında bir endeks geliştirmeli ve bulunduğu şehirde bunun takipçisi olmalıdır.
Nasıl yapılabilir? Çalışma alanları tasnif edilir, her alan için iki-üç kişilik uzman gönüllüden müteşekkil “masa” oluşturulur. “İş güvenliği masası” gibi… Kamu ve sivil kuruluşların işyerlerini teftiş eder ve rapor hazırlar. Raporu kamuoyu ile paylaşır. Teftişe müsaade etmeyen kuruluşlar hakkında imkanlar dahilinde araştırma yapar ve kendilerini denetletmedikleri de raporda kayıt altına alınır.
Kuruluşların kendilerini denetletmeyeceğini düşünenler yanılırlar. Sosyal iktidar kendini ispat ettikten sonra kuruluşlar, periyodik olarak yayınlanacak olan raporlarda, denetlenmiş kuruluşlar listesinde yer almak için sıraya girerler. Çünkü kendini denetletmeyen kuruluşlar hakkına ciddi tereddütler hasıl olur ve bu durum o kuruluşa pahalıya patlar. En pahalı kıymet “itibardır”. Kuruluşlar, itibarlarını kaybederler.
Sosyal iktidar hayata müdahale etmez. Hiçbir kuruluşa veya şahsa ne yapacağını söylemez ve icbar etmez. Sadece kendi prensiplerini deklare eder ve bunların takipçisi olacağını bildirir. Hayat kendiliğinden sosyal iktidarın ekseninde şekillenmeye ve akmaya başlar. Çünkü sosyal iktidar, “itibar” üreten merkez haline gelir. İtibar zorla ve emirle gerçekleştirilemez. İtibar talep edilir.
İtibar en büyük sermayedir. Kamu veya sivil kuruluşlar itibar sahibi olmak isterler, istemelidirler. İtibarsız müessese ve şahıs, varlığını devam ettirme imkanını kaybeder. Sosyal iktidar, kanunda yazılı olmayan, zaten kanunla tesisi de imkansız olan “itibar” üzerinde çalışır. Hiçbir şahıs veya müessese, kanuna dayanarak itibar sahibi olamaz. Hukuka dayanarak meşru olduğunu iddia edebilir ama asla itibar sahibi olduğunu iddia edemez. Kanun, meşruiyet kaynağı olabilir (aslında meşruiyet kaynağı da değil) ama itibar kaynağı değildir. İtibar, şahıs veya müesseselerin, hassasiyet, hizmet, kalite ve gayret ile elde edilir. Kanunda ne yazarsa yazsın, eğer müessese kaliteli mal üretmiyorsa, insan hayatı hususunda hassasiyet sahibi değilse, hizmet vermek yerine halka külfet getiriyorsa, insanların ihtiyaçları ve problemleri için gayret göstermiyorsa, anayasanın ilk maddesine de yazsanız, itibar sahibi olamaz.
Resmiyetin yani devletin itibar kaynağı olduğu zannedilir. Derin bir yanlış anlayış var bu hususta. Bir zamanlar devlet itibar kaynağı haline gelmiş, hala o dönemlerin devam ettiğini zanneden akıl fukaraları var. Osmanlıda devlet itibar ve asalet kaynağı haline gelmiş uzun dönem. Fakat yıkılmaya başladığından itibaren ve cumhuriyetin kurulmasından sonra devlet hiç itibar kaynağı olmadı. Cumhuriyet dönemi bu konuda çok felaket… Milli bayram dedikleri günlerde okul talebelerini ve askerleri zorla meydan yerine toplamaktan başka bir itibar görüntüsü oluşturabildiler mi?
Memlekette itibar kaynağının para olduğu bir dönem yaşıyoruz. Doğrusu dünya da bu durumda… Paranın en büyük itibar kaynağı haline gelmesi, ahlaksızlaşmanın, soysuzlaşmanın, yozlaşmanın en derin hallerinden biridir. “İnsani endeks merkezi” bir taraftan kuruluşları denetlerken, diğer taraftan halktaki bu kanaat ile mücadele etmeli ve itibarın ahlak ve hassasiyette olduğunu anlatmalı. Bunu gerçekleştirmek için ciddi çalışmalar yapmalı. Çünkü bir milletin itibar kaynağı olarak neyi kabul ettiği, o halkın medeniyet ve insaniyet seviyesini gösterir. Paranın tek itibar kaynağı olduğu cemiyetler, ahlaki zafiyetin dibine inmişlerdir. Düşünsenize, resmi pezevenklik yaparak (genelevi çalıştırarak) kazanılan parayla itibar sahibi olunabilen bir toplumu… Parayı tek itibar kaynağı veya en önemli itibar kaynağı haline getirirseniz, alınteri ile kazanılan paranın uyuşturucu kaçakçılığından kazanılan paradan farkını izah edemezsiniz. İkisi de aynı banknot çünkü.
Sosyal iktidarın insani endeks merkezi fonksiyon kazanırsa, hayat sosyal iktidar merkezinde şekillenmeye başlar. Hayatın bir merkez etrafında dönmesi, ne dehşet bir güçtür.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir