Sosyal Muhalefet Projeksiyonu-4-Anlayış ve Prensip

SOSYAL MUHALEFET PROJEKSİYONU-4-
ANLAYIŞ VE PRENSİP
Sosyal iktidar, halkın meseleleriyle karşılıksız olarak ilgilenecek bir yapıdır. Şahsi-ferdi menfaat gözetmeksizin halkın veya halkın bir kısmının meseleleriyle ilgilenecek ve onları yetkili merciler önünde dile getirecek, gerektiğinde bunun mücadelesini yapacaktır, yapmalıdır. Bu çerçevede geliştirilebilirse, cemiyetin hamiyetperver, diğerkam, derin ahlak sahibi insan kaynaklarını kendine çeker. Her halkın içinde bu tür mizaç hususiyetlerine ve ahlaki özelliklere sahip insanlar mevcut. Bunlar halka hizmet etmek istediklerinde uygun mecralar bulamıyorlar. Halkın en asil insan kaynaklarını, halka hizmet etmek imkanından mahrum bırakmak çok vahim.
İktidarı sadece siyasi alana hapsetmek, aynı zamanda hizmet etmek isteyen insanları da siyasete mecbur etmektir. Oysa siyasi iktidar aynı zamanda menfaat devşirmeye teşne olan bir yapıdır. Halka hizmet etmek isteyen insanların siyasete atılmak zorunda kalması, siyasette hizmet edecek noktalara gelmenin zorluğu dikkate alınırsa, halkı, asil insanların hizmetinden mahrum etmektir. Siyasetin paraya olan ihtiyacı, harcanan paranın daha sonra bir şekilde çıkarılmaya çalışılması, siyasette bir yerlere gelebilmek için halka, özünde yanlış olan vaatlerde bulunulması, hem siyaseti çirkinleştiriyor hem de asil insanları alanın dışına itiyor. Diğer taraftan, gerçekten halka hizmet için siyasete atılan insanlarla menfaat için siyaset yapan insanlar arasındaki farkın görünmez hale gelmesi, siyasette, alçakların önünü açarken, asil insanların da önünü kapatıyor.
Halka hizmetin maliyetini sıfıra kadar indirmek gerekiyor. Mümkün olmadığı noktada sıfıra en yakın seviyeye kadar indirmek gerekir ki, halka hizmet etmek isteyen insanlar, bu maliyeti kendi ceplerinden karşılayabilsinler. Siyaset, halka hizmetin en pahalı yollarından birisi haline geldi. Bu durum çok derinlere kadar nüfuz eden bir sistem problemidir.
Her şeyin (dinin bile) çok kolay istismar edilebildiği bir kültür ve ahlak ikliminde yaşıyoruz. Sosyal iktidar ve sosyal muhalefet yapılanmalarının da istismar edileceğini göz önünde bulundurarak, sosyal iktidar kendi mecrasına dökülene kadar bazı prensipler oluşturmak gerekiyor. Öncelikle kuruluş sürecine ilişkin prensiplerin oluşturulması şart. Nihai prensipler daha sonra kültür ve ahlakı oluşurken vazedilebilir. Burada bahsini edeceğimiz prensipler, kuruluş aşamasına ait olup, bir kısmı geçici, bir kısmı ise kalıcı mahiyettedir.
*
Sosyal iktidar, özünde alicenaplık, diğerkamlık, yardımseverlik gibi asil ve ahlaki kaideleri ihtiva ettiği için, iktidar tasnifinde (siyasi, iktisadi ve içtimai iktidar tasnifinde) en muteberi olmalıdır. En fazla kıymet verilen, en fazla hürmet edilen, en fazla sözü dinlenen iktidar seviyesinde olmalıdır. Kültür ve ahlakının bu şekilde oluşturulması şart çünkü aynen öyle.
Siyasi iktidar ile sosyal iktidar arasında kesin çizgiler oluşturmak gerekir. Siyasi iktidardan sosyal iktidara geçişi mümkün fakat sosyal iktidardan siyasi iktidara geçişi imkansız kılmak lazım. Hayatın yönü, aşağıdan yukarıya doğru çevrilmelidir. Siyasi iktidar, kıymet olarak, sosyal iktidarın aşağısındadır. Siyasi iktidardan sosyal iktidara geçiş, yükseliştir, buna müsaade edilmeli hatta teşvik edilmelidir. Sosyal iktidardan siyasi iktidara geçişin önü kesilmeli, hayatın yönü aşağıya çevrilmemelidir. Diğer taraftan sosyal iktidardan siyasi iktidara geçiş yolu açık olursa, sosyal iktidarın istismarı engellenemez.
*
Sosyal iktidarın kullanılabilmesi ve hizmet sunabilmesi için maliyet düşük tutulmalıdır. Bunun yollarını özel olarak araştırmak ve geliştirmek lazım. Örgütlenme ve faaliyet çeşitleri üzerinde ciddi araştırmalar yapılmalı. İnsanlar, “parça zamanlarında” çalışabilme imkanı bulabilmeli, buna uygun örgütlenme ve faaliyet tarzları oluşturulabilmelidir.
İnsanların parça zamanlarını önemsemek lazım. Milyonlarca insan kendini halka vakfedemez ama milyonlarca insan günde veya haftada birkaç saatini ayırabilir. Bunun ne kadar büyük bir emek ve zaman oluşturulacağı hayal edilebiliyor mu? Bu ülkede yaşayan insanların kahir ekseriyeti, işlerini aksatmamak şartıyla haftada birkaç saatini halkın hizmetine sunabilir. Bu halk alicenap bir ruha sahiptir. Bu tür imkanlar oluşturulamadığı için halk yardımsever görünmüyor, çünkü yardım etmenin örgütlenmiş imkan ve fırsatlarını bulamıyor.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir