SURİYE MİSALİNDE YERALTI DEVLETLERİ

SURİYE MİSALİNDE YER ALTI DEVLETLERİ
İki yıl önce Halep’te geziyoruz, çevrede ne devlet var ne de devleti temsil eden bir bina ve görevli. Birkaç milyonluk şehirde üç günlük gezimiz süresince, bir tane asker, polis veya resmi görevli olduğu zannını veren bir memurla karşılaşmadık. Sadece gömlekleri polis üniformasına benzeyen ama silahsız olarak trafiği düzenleyen görevliler vardı. Ki bunlara da halk bas bas bağırıyordu. Sadece kaleyi gezerken, surlarından adliye sarayı olduğuna kanaat getirdiğimiz bir bina gördük. Bir de önünde nöbet tutan askerin bulunduğu fakat ne olduğu anlaşılmayan bir bina…
Çok şaşırtıcı bir durum… Devlet ortada yok. İnsan ister istemez soruyor, devlet mi yok, devlet ortada mı yok? Aslında ikisi de doğru. Öncelikle devlet yok. Sonra da devlet ortada yok.
Devlet ortada yok, hayatın hiçbir noktasında devlet görünmüyor. Hayata müdahalesini sıfıra kadar indirmiş. Hayatı ve halkı tamamen kendi haline bırakmış. Hiçbir meselesiyle ilgili değil. O kadar ki, sokaklar pislik içinde. Basit bir belediye hizmeti olan temizlik işlerini bile yapmıyor. Rüzgar eser, yağmur yağarsa temizleniyor galiba sokaklar… Devletin hayatın içinden çekilmiş olması iyi gibi geliyor insana önce… İnsan kendini özgür hissediyor. Rahat bir nefes alıyor. Çünkü devletin görüntüsü bile insan üzerinde çok ağır psikolojik baskı oluşturuyor.
Başka şehirler ve özellikle de başkent Şam’ın ne durumda olduğunu bilmiyorum. En büyük ikinci şehir olan Halep’te devleti görmedik. Devletin ortada görünmemesinden dolayı, adına devlet dedikleri (aslında devlet başka bir şey) canavardan çok çekmiş bir insan olarak, fevkalade memnun oldum. Türkiye’deki militarist diktatoryadan sonuna kadar müşteki olanlar için cennet gibi bir ülke manzarası oluşturuyor. Devletin zulüm, işkence, haksızlık, yolsuzluk ve baskıdan başka bir şey yapmamış olduğu seksen yıllık Türkiye misalinin psikolojik tortularını kurşun gibi iç dünyasında taşıyan bizim gibi insanların Halep’te gördüğü manzara, tek kelimeyle müthiş… Ne var ki tam bir çöplük manzarası… Devleti adım başı görmeyince hissettiğimiz hürriyeti derin derin içimize çekme teşebbüsümüze pislik mani oluyor. Devletin hizmet için varolması gerektiği düşüncesinin en orijinal misalidir Suriye… Devlet hayattan o kadar çekilmiş ki, hiçbir hizmeti de yerine getirmiyor. Kırk katır mı, kırk satır mı?
*
Devlet ortada yok, bu doğru… Hem de tüm fonksiyonlarıyla yok. Peki devlet var mı? Hayır… Fonksiyonları yoksa kendisi de yok demektir.
Görüntüsü ve fonksiyonu olmayan devlet nerede? Yeraltında… Yeraltında çünkü Suriye’de devlet, Baas Partisi, El-muhaberat ve operasyonel silahlı birimlerden ibaret… Bunların tamamı da yeraltında… İllegal bir devlet duymuş muydunuz? Duymadıysanız bilin ki Suriye, tam manasıyla bir illegal devlettir. Hiçbir hizmet birimi olmayan, vatandaşın meseleleriyle asla ilgilenmeyen, günde bir saat bile görüntü vermeyen bir devlet… Fakat her sokakta birkaç tane muhbiri olan Muhaberat… İllegal devletin yönetici insan kaynaklarını seçen ve yetiştiren, nerde olduğu bilinmeyen Baas Partisi… Ne zaman nerde ortaya çıkacağı halk tarafından asla bilinmeyen özel silahlı birimler… Kanun yok, nizam yok, hizmet yok… Fakat Baas Partisi aleyhine rüyasında konuşan birini anında tespit ve derdest eden bir korsan örgüt. Rüyasında Baas aleyhine konuşan adam, kendisi bile konuştuğunu hatırlamadığı halde Muhaberat tarafından derdest edilip kafasına kurşun sıkılan bir ülke…
*
Diktatörlüklerin iki çeşidi görülmüştür. Birisi, yeraltındaki illegal rejimler diğeri tüm hayata nüfuz ve müdahale eden militarist rejimler… Birinde siyasi rejimi hiç görmezsiniz diğerinde siyasi rejimi her saat görmekten kurtulamazsınız. Birinde o sizi görmek istediğinde siz de onu görürsünüz diğerinde kesintisiz görüşüyorsunuz. İkisi de illegaldir ama birincisi namuslu illegaldir zira hiçbir zaman görmezsiniz. İkincisi de illegaldir ama açıktır, illegaliteyi gözünüze sokarak ve açıktan gerçekleştirir ve sizin duygu ve düşüncelerinizi hiç umursamaz. Birincisi illegal olmanın gereğini tam olarak yerine getirdiği için size hizmet etmez. İkincisi açık illegal olduğu için hizmet birimlerini kurar fakat o birimlerde hizmet üretmez.
Suriye, sahip olduğu coğrafya ve nüfus bakımından illegal devletle (ki bu devlet değil) yönetilebilen bir ülke büyüklüğündeydi. Türkiye de kurulduğu dönemde o kadar bir nüfusa sahipti ve diktatörlükle yönetilebildi. Türkiye artık illegal devlet ile yönetilemeyecek kadar büyüdü ve gelişti. O kadar ki, artık Suriye çapındaki ülkeler bile illegal devlet ile yönetilemez hale geldi. İçinde yaşadığımız çağ, illegal devletlere müsaade etmiyor. Türkiye o tür siyasi rejim denemelerini geçeli çok olmuştu fakat bunu anlamayan ahmaklar vardı ve anlama zafiyetlerinin bedelini ağır şekilde ödüyorlar. Suriye’de de bunu anlamayan ahmaklar var ve bedelini çok ağır ödeyecekler.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir