DARBE DAVALARI VE YENİ DÖNEM

DARBE DAVALARI VE YENİ DÖNEM
Ergenekon, balyoz, 12 eylül davaları başladığından beri ülkedeki bazı konular açıklığa kavuştu. Açıklığa kavuşan en mühim konulardan birisi, kendilerini ülkenin sahibi zannedenlerin, hukuk ve yargıyı hiçe sayması, kendilerine yöneldiğinde asla kabul etmemesiydi. Özellikle darbeci subay kadrolarının, askeri elbisenin, “hukuk geçirmez” bir yalıtkanlık özelliğine sahip olduğunu düşünmesiydi. Hukuka karşı “yalıtılmış” bir malzeme cinsi keşfedilmiş miydi bilinmez ama Türkiye’de zihni evrenlerini böyle inşa edenler vardı. Elbiselerinin hukuk geçirmez olduğuna inandıkları için, yaptıkları kanunsuz işleri ve darbe organizasyonlarını, gizleme ihtiyacı da duymamışlardı. İnsanın başına ne gelirse “batıl inanç”tan gelir, darbeci subay kadroları bu batıl inanca o kadar kapılmışlardı ki, elektriği çıplak elle tuttular ve çarpıldılar. Davalar başladığından beri neden çarpıldıklarını anlamakta zorluk çekiyorlar, balyoz davası karara çıktığından beri de çarpılma katsayıları arttı. Verdikleri tuhaf tepkiler, çarpılmanın, psikolojik dünyalarındaki batıl inancı keşfetmekten kaynaklanan alt üst oluşa işaret.
Davalar, hatta soruşturmalar başladığından beri süregelen bir propagandaları vardı. Cumhuriyetin değerleri, Kemalizmin ilkeleri, irtica ile mücadele gibi batıl inançları üzerinde kurdukları, kurguladıkları bir “haklılık” ve “yargı bağışıklığı” taleplerini dile getiriyorlardı. Cumhuriyetin değerleri içinde hukukun olmaması veya varolan hukukun kendilerine karşı harekete geçemeyeceği batıl inancı, sanıkların yanında yer alan geniş bir sosyal ve siyasal yelpaze oluşturdu. Davaları gayrimeşru ilan ettiler, düşünebiliyor musunuz, davaları gayrimeşru ilan ettiler. Çünkü kendilerinin yargılanması, batıl inançlarına göre başlı başına bir gayrimeşruluktu. Okumaya devam et

Share Button

DEMİREL NASIL YARGILANIR?

DEMİREL NASIL YARGILANIR?
28 Şubat darbesi, dünya siyasi tarihinde misali çok az sayıda olan “açık darbe” türündendir. Askerler ve onların sivil saz ekibi tarafından kapalı kapılar arkasında planlanmış olması, gizli darbe mahiyeti taşıması için kafi değil. En azından uygulama, açıktan yapılmıştır.
Açık darbe misallerinden biri olmasından dolayı 28 Şubat darbesinin yargılaması kolaydır. Belge, bilgi ve delil, mebzul miktarda mevcuttur. Yapılması gereken, bu belgeleri ve bilgileri, donanımlı hukukçuların ciddi bir hukuk değerlendirmesine tabi tutmasıdır. Belge ve bilgileri doğru “hukuki değerlendirmeye” tabi tutamayan kifayetsiz hukukçular yürütürse bu davayı, ortaya adalet değil de başka bir şey çıkar. Okumaya devam et

Share Button

İNTİKAM, ADALET VE DARBE DAVALARI

İNTİKAM, ADALET VE DARBE DAVALARI
Türkiye’de meseleleri ortasından konuşmak gibi bir problem var. Tarif edilmemiş, ne olduğunun bilindiği zannedilen mefhumlarla (kavramlarla) bodoslama ithamlar yapılıyor. Ülkede dil devriminden sonra “mana dili” olan ıstılah kaybolmuş, eski mana haritası ortadan kaldırılmış, onun yerine de yeni bir “mana haritası”, modern tabirle terminoloji kurulamamıştır. Bu boşluk, tüm tefekkür faaliyetlerini, fikir beyanlarını ve tartışmaları zehirliyor.
28 Şubat soruşturmasında bu problemi “intikam” mefhumu merkezinde yoğun olarak yaşıyoruz. İntikam, kendisine karşı suç işlenmiş olan “mazlumun”, bu suça ceza verme duygusu ve bu istikametteki faaliyetleridir. İntikam mefhumunu ne kadar zorlarsanız zorlayın, merkezindeki bu “özü” ortadan kaldıramazsınız. Merkezinde bu öz bulunduğu müddetçe, intikam duygusu, düşüncesi ve faaliyeti tenkide değil, haklarının peşinde olmak bakımından, takdire şayan bir tavırdır. Okumaya devam et

Share Button