ŞAHSİYET – İNSAN OLMANIN ÜST FORMU-

Şahsiyeti bir merkeze bağlama yaklaşımı anlamlı gelmiyor ilk bakışta. Doğrusu, teferruatına kadar netleştirilmiş bir çerçeveye şahsiyet demek kabil gibi görünmüyor. Şahsiyetin sistematik bir ciheti olduğu doğrudur fakat bunu teferruata kadar indirmek ve muayyen hale getirmeye çalışmak, hayatın mütemadi deveranı karşısında şahsiyeti elden kaçırmak olur.

Şahsiyeti en netice nizami bir insan iç dünyası olarak düşünmek kabilse eğer, ona bir merkez tayin etmek veya merkezi olduğunu kabul etmek yanlış olmayacaktır. Şahsiyetin bir merkezi olduğu düşüncesi, insan iç dünyasının giriftliğini ortadan kaldırmayacak şekilde kabul edilmesini gerektirir. Şahsiyet, müphemlik ile muayyenliğin tılsımlı bir harmanıdır. Merkezi olmadığı düşüncesinin ortaya çıkaracağı dağınıklık ve mutlak müphemlik bizi şahsiyete götürmeyeceği gibi varolması gerektiğini düşündüğümüz merkezi, insan iç dünyasındaki müphemliği ortadan tamamen kaldıracak derecede anlamak da donmuş veya kilitlenmiş bir yapıya işaret edecektir.