AKIL İNŞASINDA AHLAK EĞİTİMİ-4-AHLAKIN HAYAT ANLAYIŞI BOYUTU

AKIL İNŞASINDA AHLAK EĞİTİMİ-4-
AHLAKIN HAYAT ANLAYIŞI BOYUTU
Ahlakın sistemli olmaması, çelişkiler taşıması, kurallarının öğretenler tarafından ihlal edilmesi, sağlıklı bir akıl meydana getirmez. Ahlak, bir hayat anlayışıdır ve kurallarının birbiriyle çelişmemesi gerekir. Çelişen kurallar öğretilir ve çelişki umursanmazsa, çocukta meydana gelen akıl da çelişkileri umursamaz. Akıl, zaten çelişkileri ortadan kaldırmak ve bir düzen sağlamak içindir. Çelişkiler aklın bünyesine yerleşirse, akıl, çelişkileri çelişki olarak algılamaz.
Aklın çelişkileri algılamaması veya umursamaması çok vahimdir. Bir hayat görüşüne sahip olamaz, hayat görüşü üretemez. On dakika önce yaptığı işin tersini on dakika sonra yapar. On dakika önce söylediği söz ile çelişen başka bir sözü on dakika sonra inanarak söylemeye başlar. Asla güvenilir bir yapı arzetmez ve güvenilir bir insan meydana getirmez. On dakika önce sadakat için yemin eden akıl (adam) oradan ayrılır ayrılmaz başka birine, sadık kalacağına yemin ettiği kişi aleyhine konuşmaya başlar. Toplumda ne kadar yaygın ve çoktur değil mi bu tip kişilik tipi.
Bir insana nasıl güvenirsiniz? Söylediği söze bakar mısınız? Dilin kemiği mi var? Söz söylemekte ne var, söz vermekte ne var? Yemin ederek söz veriyor, taahhütte bulunuyor insanlar ama ertesi güne kalmadan ihanet ediyorlar. Neden öyle yaptığını sorduğunuzda ise “daha zekice davrandığını” söylüyor. Evet… Daha zekice olabilir ama daha ahlaksızca ve daha akılsızca. Çünkü insanda güveneceğiniz merkez zeka değil, akıl ve ahlaktır. Biri olmadığında ise diğeri de olmuyor. Ahlak yoksa akıl meydana gelmez, kişi sadece zeka ile yaşar. Zekanın ise doğru-yanlış cetveli yoktur. Aldatabileceğini kanaat getirdiği kişiyi aldatır. Aldatma imkanı olmasına rağmen aldatmayan akıl ve ahlaktır.
Akıl öncesi çağdaki ahlak eğitimi, güvenilir akıl formu oluşturmanın en önemli faktörlerinden biridir. Fakat öğretilen ahlak, çelişik kurallar taşımamalıdır. Çelişik kurallar taşıyan bir ahlak, kuralların hepsinin ihlal edilebilir olduğunu gösterir. Çünkü çelişki zaten teorik ihlaldir. Aklın bünyesinde birbirini ihlal eden kurallar, aklın hayatta da o kuralları ihlal edeceğini gösterir. Kolaylıkla ihlal edilen kural, aklın fonksiyonlarını imha eder.
Mesela Allah’ın her şeyi yarattığını öğrettiğiniz çocuğa, insanların hayatlarını nasıl yaşayacağına karışmadığını öğretemezsiniz, öğretmemelisiniz. Bu açıkça çelişkidir. Her şeyi yaratacak kadar kudret sahibi olduğunu söylediğiniz Allah’ın, insanların hayatlarını nasıl yaşaması gerektiğini bilmediğini, bu sebeple insanların başka yollarla nasıl yaşamaları gerektiğini öğrenebileceklerini söylemek, aklın altında kalkacağı bir çelişki değildir. Bu tür çelişik bilgiler ve bu bilgilerin davranışlarının aklın bünyesine yerleşmesi, akıllı görüntülü “akılsız insanlar” yetiştiriyor. Bu tür insanlar (akıllar) her şeyin yapılabileceğini düşünüyor. Patronunu aldatabilirse aldatıyor, karısını aldatabilirse aldatıyor vesaire.
Çelişik bilgi ve davranış kalıplarıyla büyüyen çocukta sağlıklı bir akıl oluşmadığı için düşünme kabiliyeti de gelişmiyor. Düşünme kabiliyeti gelişmeyince, menfaatlerinin peşinde giden, hayatta hazdan başka bir şey aramayan, bunları elde edebilmek için cinayete kadar her şeyi yapan bir akıl formu meydana geliyor.
Sistemli düşünebilme kabiliyetini kazandıran faktör, çelişkisiz bir ahlak eğitimidir. Akıl öncesi çağdaki bu eğitim, üzerinde hassasiyetle durulması gereken önemdedir.
OSMAN GAZNELİ
osmangazneli@gmail.com