Etiket arşivi: AKIL İNŞASI VE DUYGU EĞİTİMİ

LİSAN-DUYGU MÜNASEBETİ BAŞLIKLI MÜLAKAT

ÖZGE SENA BİGEÇ ile Dil-Duygu Üzerine MÜLAKAT

Mülakat: Metin ACIPAYAM

 Beden Ülkesi’nde sınırlar ‘akıl’ ile ifade edildiği zaman, ülkenin yönetimi ve kararlarının alındığı yer de ‘kalp güzergahı’ olacaktır.

Metin ACIPAYAM: Her şeyin bir dili var. Duygu da buna dahil. Üstelik duygunun dili en tesirli dildir. Aklın dili, yalanın bol olduğu, anlaşılmasının zor olduğu bir dildir. Duygu dili ise, yalanı az olan veya yalan olduğunda anlaşılması kolay olan dildir. Aklın dili, bildiğimiz ve kullandığımız, adına lisan da dediğimiz dildir. Duygu dili ise standardı olmayan, kelimesi bulunmayan, bazı konularda ortak davranış şekilleri geliştirilmiş olsa da bu davranış şekillerine mahkum olmayan bir dildir. Bu güzergahtan bakacak olursak dil duygu münasebeti hakkında neler söylersiniz?

LİSAN-DUYGU MÜNASEBETİ BAŞLIKLI MÜLAKAT yazısına devam et

AKIL İNŞASINDA DUYGU EĞİTİMİ-1-AKIL İNŞASINDA DUYGUDAN NASIL FAYDALANILIR?

AKIL İNŞASINDA DUYGU EĞİTİMİ-1-
AKIL İNŞASINDA DUYGUDAN NASIL FAYDALANILIR
Aklın inşa sürecinde kullanılması en zor olan duygulardır. Çocuk yaşta duyguların kullanılması ve onlardan akıl inşasında faydalanılması gerçekten ciddi bir iştir. Üstelik tehlikelidir de… Fakat aynı zamanda duygu, akıl inşasındaki en önemli konulardan biridir. Duyguyu ihmal ederek aklı inşa etmek çok zordur.
Duygu, ruhtan akıp gelen saf enerjidir. Duygu olmadan insan harekete geçemez, herhangi bir konuda çalışamaz, hiçbir şey arzu edemez. Her faaliyet için mutlaka az veya çok duygu gerekir. Mesela akıl verdiği karara duygu pompalamazsa, o kararı uygulamaya geçemez.
Aklı sadece duygu ile inşa etmek, duygusal insan türünü ortaya çıkarır ki, aklın fonksiyonlarını yerine getirmesine engel olur. Gerçi aklı sadece duygu ile inşa etmek zaten mümkün olmaz ama duygu oranını fazla kaçırmak da aklın sağlığını bozar. Bununla birlikte, duygudan faydalanılmadan akıl inşası ise mümkün değildir.
Duyguları eğitmenin iki zorluğu var. Birincisi, insan doğar doğmaz duygu akışı başlar. Dolayısıyla akıl öncesinde de duygu akışı vardır. Gerçi akıl öncesi dönemde duygudan başka ne var ki? İkincisi, duygu, insanın öz enerjisidir. İnsan öz enerjisine karşı çıkamaz. Bu sebeple akıl ile duygu karşı karşıya geldiğinde galip olan duygudur. Sadece, duygu eğitilmişse ve eğitilmiş duygu ile akıl inşa edilmişse, akıl duyguya mağlup olmayabilir.
Aklın inşa sürecinde harcına “eğitilmiş duygu” katılırsa, hem o akıl harika olur hem de duygu karşısında fazla bocalamaz. Duygunun karşısında direnebilen ve bağımsız şekilde karar verebilen akıl, muhteşemdir. Bu sebeple akıl inşasında duygu eğitimi, başlı başına önemli bir konudur. Fakat önemi kadar da zordur.
Akıl inşasından önce duygular eğitilememişse, akıl oluştuktan sonra duyguları eğitmek daha da zor hale gelir. Fakat akıl oluşmadan önce duyguların eğitimini nasıl yapacaksınız? Akıl da olmadığına göre neye yaslanarak, dayanarak, güvenerek duyguları eğiteceksiniz? Görüldüğü gibi duygu eğitimi birçok paradoksu içerir. Akıl olmadan duyguyu eğitmek zordur ama duyguyu eğitmeden de aklı duyguya karşı direnir hale getirmek de zordur. Buyurun, akıl inşasının en zor konusuna.
Zorluğu bir tarafa, aynı zamanda tehlikelidir de. Gerçekten “duyguyu eğitiyoruz” diye insanın (çocuğun) zihni evreninde sağlıksız duygu mecraları açılabilir. Neticede duygu eğitimi, ona mecralar açmaktır. Duygu zaten sürekli akar. Durdurmak ve depolamak mümkün değildir. Yapılacak iş, ondan faydalanılacak sağlıklı mecralar açmak ve aklın o mecralardan beslenmesini sağlamaktır. Fakat duyguya mecralar açarken, sağlıksız mecralar açma tehlikesi de var.
Akıl inşası için duygunun eğitilmesi şarttır, zordur, tehlikelidir. Bu üç özellik arasında doğru yolu ve metodu bulmak gerekir. Bilinmelidir ki, bu şartlar içinde doğru yol, keskin kılıç ağzı gibidir. Bu özelliklerini bilerek ve size de hatırlatarak bu yazı serisine başlıyoruz. Hepimize kolay gelsin.
OSMAN GAZNELİ
osmangazneli@gmail.com