AKIL İNŞASINDA BİLGİ-5-BİLGİ HİYERARŞİSİ

AKIL İNŞASINDA BİLGİ-5-
BİLGİ HİYERARŞİSİ
Zihni evrende düzeni kurmanın en etkili yolu, bilgiyi hiyerarşik düzen içinde vermektir. Bilgide bir hiyerarşi olduğunu göstermektir. Az önemli, önemli, çok önemli bilgiler olduğunu bilmelidir çocuk. Bilgiler gelişi güzel öğretilmemeli, öğretilen her bilginin bir hiyerarşiye tabii olduğu anlatılmalıdır.
İnsan zihnini soyut olarak düzenlemek (disipline etmek) mümkün olmuyor. Zihni evrenin malzemesi bilgi olduğuna göre, bilginin hiyerarşik düzene sahip olduğunu öğretmek ve bilgileri de hiyerarşik düzen içinde vermek gerekir.
Zihin hiyerarşik bilgiyle dolmaya başladığında, doğal olarak hiyerarşik yapıya kavuşur. Hiyerarşik yapı, bilindiği üzere bir disiplindir. Tek disiplin çeşidi hiyerarşik (dikey) değildir tabii ki ama o yaşta çocukların dikey disiplini daha kolay anlayacakları bilinir.
Bilgiler, önemli-önemsiz gibi hiyerarşik disiplinle verilebileceği gibi, parça-bütün şeklinde de verilebilir. Çocuğun anlama seviyesine (ve yaşına) göre basitten karmaşık olana doğru çeşitli hiyerarşik düzenler içinde verilmesi mümkündür.
Bilgiyi hiyerarşik bir düzen içinde vermek kadar, bilgiyi verenin de hiyerarşik düzene sahip olması gerekir. Şahıslar arasında hiyerarşik düzen olduğu çocuğa fark ettirilmelidir. Çocuğun çevresinde yaşayan insanlar arasındaki hiyerarşik yapıyı fark etmesi sağlanmalı ve bilgiler de bu hiyerarşik yapıya göre tasnif edilmelidir.
Çocuğun çevresindeki hiyerarşik yapı, amir-memur, reis-tabii şeklinde değil, önemli şahıs-normal şahıs, uzman şahıs-normal şahıs, tecrübeli şahıs-normal şahıs, güvenilir-güvenilmez şahıs, ahlaklı-ahlaksız şahıs türünden “kıymete” dayalı hiyerarşiler kurulmalı ve gösterilmelidir. Bu türden “değer” hiyerarşileri, çocuk zihnini, güce ayarlı değil, “kıymete” ayarlı bir düzene kavuşturur. Kime itibar edeceği, kime güveneceği, kimin sözünü dinleyeceği gibi, bilgi hiyerarşisinin altyapısını kurmasına yardımcı olur. Topluma bakıldığında, hasta olduğunda doktordan başkasını dinleyen, ev yapmak gerektiğinde mühendisi değil duvar ustasına itibar eden vesaire çok sayıda insan görülüyor. Zihni evreninin (eğer varsa) disiplini yanlış oluştuğunda uzmana değil, başka şahıslara müracaat ediyor.
Bilgi kaynaklarının hiyerarşisi ile bilgi hiyerarşisi birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Bilgi hiyerarşisi tabii ki sadece bilgi kaynaklarına bağlı değil ama bilgi kaynaklarıyla yakından ilgisi olduğu da doğru. Çocuk zihni bilgileri hiyerarşik düzene sokamaz. Çocuk, bilgi kaynaklarının hiyerarşisini fark ederse, öğrendiği bilgileri kaynaklarına göre düzen sokabilir.
Baba ve annenin yabancıdan daha güvenilir olduğu öğretilmeyen bir çocuk, zihnindeki bilgileri hiyerarşik düzene sokamadığı için, sokakta karşılaştığı yabancı bir adamın sözüne itibar ederek onunla gidebilir. Akıl öncesi çağda bilgi hiyerarşisini kurmanın en kestirme ve etkili yolu, kaynak hiyerarşisini oluşturmaktır.
Öğretmenin önemli ve güvenilir şahıs olduğu öğretilmeyen çocuğu okula göndermeye gerek kalmaz. Önemsiz ve güvenilmez bir şahıs olarak bildiği öğretmenden çocuğun öğreneceği bir şey yoktur.
OSMAN GAZNELİ
osmangazneli@gmail.com

AKIL İNŞASINDA BİLGİ-4-SENTEZLENMELERİNE GÖRE BİLGİ ÇEŞİTLERİ

AKIL İNŞASINDA BİLGİ-4-
SENTEZLENMELERİNE GÖRE BİLGİ ÇEŞİTLERİ
Bilgiler nasıl sentezlendiklerine göre çeşitlere ayrılır. Bu sınıflandırma akıl öncesi bilgilenmede önemlidir, bilinmesi gerekir. Burada sözünü edeceğimiz sentez, çocuğun kendi iç dünyasında yaptığı sentezdir. Çocuk yaşta (akıl oluşmadan önce) sentez yapması mümkün müdür? Hayır. Fakat o çağda da olsa insan iç dünyası kendiliğinden sentezleme işini yapıyor. Bunlar doğal sentezlemelerdir ve aklın oluşmasında ciddi etkileri var.
Çocuğun dışarıdan öğrendiği bilgi, sentezlenmemiş olan basit bilgidir. Öğrendiği bilginin yapısının karmaşık olması değil burada önemli olan, bilginin doğrudan öğrenilmesi (ezberleme de dahil) ile ilgili bir durumdur. Çocuk, dışarıdan aldığı bilgiyi, duygu ve tecrübe ile sentezlemezse (yani doğal sentez gerçekleşmezse) o bilgiler zihin dünyasında bir merkeze bağlanma zorluğu taşırlar. Akıl öncesi çağdan bahsettiğimize göre herhangi bir bilgi birimini, belli bir eksene oturtma işini akıl yapamaz. Öyleyse bilgileri zihni evrende düzenleyebilmek için onların sentezlenmesi gerekir.
Çocuk yaştaki sentezleme işi ancak tecrübe ve duygu ile yapılabilir. Tecrübe ve duygu ile sentezlenmemiş olan bilgi, zihni evrende bağımsız kalır. Bağımsız bilgilerin cirit attığı zihni evren, bütünlüğe ulaşamaz.
Çocuk, dışarıdan öğrenerek elde ettiği bilgilere sahiplenmez. İnsan zihni, bilgiyi içine almakla ona sahiplenmiş olmaz. Sahiplenebilmesi için o bilgi birimiyle özel ilişkiler kurmalı ve sentezlemelidir. Sahiplenilmeyen bilgiler bağımsız kalırlar ve disipline girmezler.
Çocukların bilgiyi sahiplenmesi, onları duygu veya tecrübeyle sentezlemesi halinde mümkündür. Akıl öncesi çağda çocuğun bilgiyi sahiplenmesinin başka bir yolu yoktur.
*
Duygu insanın derinliklerinden (ruhtan) akıp gelen öz enerjidir. İnsan zihnindeki her şeyin tutkalıdır. İçeriğine duygu damlatılan bilgi, insanın “ben merkezine” bağlanır ve o insana ait hale gelir. Duygu insan zihninde, bilginin tapulama işlemidir. Duygudan tamamen soyutlanmış olan bilgiler, bağımsızlığını korur. Bağımsızlığını koruyan bilgiler, kişinin mülkiyetine girmez. Kişinin mülkiyetine girmeyen bilgi üzerinde işlem yapması (zaten onu sahiplenmediği için) zordur. Dolayısıyla o bilginin düzenlenmesi (bir düzene kavuşturulması) çok zordur.
Duygu insanda doğuştan itibaren mevcut olduğu için, kullanabileceği ilk mıknatıs (tutkal) budur. İlerleyen yaşlarda başka mıknatıslar da kullanabilir ama akıl öncesi çağda eldeki tek imkan duygudur. Bu sebeple akıl öncesi eğitimin özü, duygu eğitimidir.
Tecrübe de duygudan faydalanır. Bir bilgiyi tecrübe eden çocuk, ondan fayda veya zarar göreceği için bilgiyi, zihni evreninde duygu ile harmanlar. Akıl öncesi çağdaki tecrübe etme işi, duygu yardımı ile yapılır.
Akıl öncesi eğitimde çocuğa bilgiler, duygunun yardımı verilmelidir. Sevgi, öğretme biçimi olarak kullanılmalıdır. Mümkün olduğunca çocuğa verilen bilgilerin içine az veya çok duygu pompalanmalıdır. Bunun ne kadar zor (zahmetli) olduğunu biliyoruz bu sebeple en azından önemli bilgilerin içerisine/içeriğine mutlaka duygu enjekte edilmelidir.
İçeriğine duygu enjekte etmek, bilgiyi öğrenme, anlama ve kullanma hızını şaşırtıcı şekilde artırır. Duygu enjekte edilen bilgileri öğrenme, anlama ve kullanabilme hızına bakıldığında, yaşının çok üzerinde bir kişiyle karşı karşıya olunduğu görülür.
Dini eğitimin, akıl öncesi yaşta, duygu yöntemiyle yapılması fevkalade iyi neticeler verir. Allah, Peygamber, sahabe, ehl-i beyt ile ilgili bilgiler, “sevgi” ile harmanlanmış şekilde verilmelidir. Bilginin duygu ile harmanlanması, ona önem kazandırır, bu her yaşta böyledir, akıl öncesi çağda ise bilgiye önem kazandıracak duygudan başka bir faktör yoktur.
OSMAN GAZNELİ
osmangazneli@gmail.com

AKIL İNŞASINDA BİLGİ-1-ZİHNİN BİLGİYE İHTİYACI VAR

AKIL İNŞASINDA BİLGİ-1-
ZİHNİN BİLGİYE İHTİYACI VAR
Zihnin malzemesi bilgidir. Zihni bilgiden boşalttığında büzülür, daralır ve nokta haline gelir. Ne kadar bilgi konulursa da o kadar genişler. Genişlemesinin sınırı yoktur. Bu sebeple bilgi fazlası diye bir şey olmaz. Fazla bilgi ile ilgili problem, dağınık ve kaotik bilgi yığınıdır. Disipline olmuş bilginin fazlası olmaz. Veya disipline olmuş zihni evrene ne kadar bilgi yığarsanız yığın, zarar değil fayda elde edersiniz.
Zihin hiçbir fiziki mekan ölçüleriyle anlaşılmaz. Hacminin büyüme kabiliyeti sınırsızdır. Zihni evrende bilgi yoğunluğu oluşmaz. Ne kadar bilgi koyarsanız koyun, zihni evrenin bilgi yoğunluğu aynıdır, çünkü hacmi genişler. İnsan zihninde bilgi yoğunlaşması örnekleri vardır ama o durum bilgi fazlalığından değil, dikkat yoğunlaşmasındandır. Bunları birbirine karıştırmamak gerekir. Mesele insanın aklı veya duyguları bir konuya kilitlendiğinde (önemli bir problemini çözmekte zorlandığında) zihni belli bir koordinatında (o problemle ilgili koordinatında) bilgi yoğunlaşması yaşanır. Bu durum, zihni evrenin genel anlamda bilgi yoğunlaşması yaşadığını göstermez.
Zihnin bilgi ile ilgili yaşadığı/yaşayacağı problem, kaotik bilgilerle işgal edilmesidir. Özellikle çocukluk çağındaki bilgilenme, önce kaotiktir. Çünkü zihni alışkanlıklar, mecralar, konu sistematiği gibi disiplin işlemleri oluşmamıştır. Bu sebeple bilgilenme süreci, başlangıçta kaotiktir ve bu noktaya dikkat etmek gerekir.
Önce kaotik şekilde bilgilenme (öğrenme) gerçekleşir. Bu aşama, aklın bilgilenme safhasıdır ki bu safha aklın inşasında birinci aşamadır. Bundan sonra bilgileri disiplinle öğrenme aşaması başlar. Bu aşama ise kuralların oluşması ve öğrenilmesi aşamasıdır. Aklın inşasındaki ikinci aşamadır.
Kaotik öğrenme (bilgilenme) aşamasından sonra hızlı şekilde zihnin disipline edilmesi gerekir. Zihni evreni dışarıdan müdahale ile disipline etmek çok zordur. Bunun tabii ve kolay yolu, kuralların öğretilmeye (öğrenilmeye) başlamasıdır. Kurallar bilgi demetleri olduğu için, disipline edilmiş bilgilenme (öğrenme) aşamasına geçilmiş olur. Kurallar öğrenmeye başlayan çocuk zihni, bilgi ile düzenli ilişki kurma alışkanlıklarını kazanır.
Kuralları öğrenmeye başlayınca, daha önce öğrendiği kaotik durumdaki bilgi birimlerini de disipline etmeye başlar. Zihni evren, kurallara alıştığında, serbest ve serseri halde dolaşan bilgi birimlerini mıknatıs gibi belli merkezlere (kurallara) doğru çeker, toplar ve disipline eder.
Zihni evrenin mümkün olduğunca kısa sürede disipline edilmesinde fayda var. Kaotik bilgi edinme süreci/süresi uzun sürerse zihnin daha sonra disipline olma kabiliyeti zayıflar. Daha uzun sürmesi halinde ise disipline olma kabiliyeti yok olur.
Ailesiz ve kaotik aile ortamlarında büyüyen çocukların zihni evrenlerinin disipline olmaları uzadığı veya hiç disipline olamadığı için “problemli çocuk” tarifleri içine alıyorlar. Gerçekten aile hayatındaki düzen, bilgi edinme (öğrenme) sürecinin disiplinli şekilde gerçekleşmesini temin ediyor. Bu sebeple aile ortamları çok önemlidir.
Çocukların çok soru sorması karşısında bıkkınlığa düşmemek gerekir. Çocuk bir konuyu öğrenmeye başladığında o konu ile ilgili zincirleme soru sorar. Zincirleme soru sorması, aslında bağımsız bilgi birimleriyle yetinmediğini ve disipline olmuş bilgi demetleri istediğini gösterir. Bilgileri parça halinde vermek, onları bağımsız bilgi birimleri halinde zihnine yerleştirmektir. Bağımsız bilgi birimleri ise zihni evreni kaotik hale getirir.
Çocukların zincirleme soru sorması, disipline olmuş bilgi demetleri istemesidir ama ailelerin bıkkınlık tavırlarına bakınca, çocuklarına bilgi demetleri vermekten kaçındıkları görülür. Sizce beş yaşındaki çocuğun zihni mi daha disiplinlidir otuz yaşındaki ailesinin zihni mi?
OSMAN GAZNELİ
osmangazneli@gmail.com