Etiket arşivi: BANKACILIK

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -18-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -18-

Bugün mevcut para sisteminin mekaniği şöyle işlemektedir: Genelde bankaların krediyi müşterilerin hesaplarındaki paradan verildiğine inanır. Halbuki Banka o krediyi senin geleceğine ipotek koyma karşılığında verir. Kredi, mevcut paradan olmayıp aynı zamanda da satın alma gücü olduğundan ‘yeni paradır.’ Bu anlamda onlar bankacılıktan ziyade darphane görevi üstlenmekteler. İşte insanların aldatıldığı yer burasıdır. A Bankası, B Bankası değil A Darphanesi B Darphanesi olarak isim değiştirirlerse o zaman faaliyetleri ile isimleri uyumlu olacaktır.
PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -18- yazısına devam et

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -17-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -17-

İlk kağıt paranın 9.yüzyılda Çin’de ortaya çıktığı tahmin ediliyor. Kağıt para, taşınması zahmetli demiri ‘temsilen’ tedavüle girmiş. Demir paralarını ‘banka’ya teslim edenler karşılığında aldıkları ‘makbuz’ları çarşıda pazarda demir paray’mış’ gibi harcayabiliyormuş. Çin’de kağıt para deneyimleri 17.yüzyıla kadar devam eder. Chiao-Tzu, Hui-Tzu, Sung, Chung T’ung gibi kağıt paraların hepsi aynı akibete uğrar: Kağıt paranın satın alma gücünün, karşılığı olan metalden çok daha fazla basıldığından ötürü düşmesi üzerine piyasadan çekilir. Her ne kadar kağıt parayı cazip kılmak için üzerine par- fümler sıkılıp, güven verici resimler konsa da sonuç değişmez. Çin’li ozan Hu Zhiyu karşılıksız kağıt para için; ‘Kağıt para çocuk, onun temsil ettiği metal de annesidir. Karşılığı olmayan kağıt para ise doğarken annesini kaybetmiş bir yetimdir’ der. Çin, kağıt para tedavülünü 1661’de tamamen keser ve 1911 yılına kadar sadece gümüş para kullanır.
PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -17- yazısına devam et

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-16-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -16-

”Tefeci Elitler’’ tekel güçlerine herhangi bir tehdit tespit ettiklerinde buna şiddetle karşı çıkacaktır. Yakın tarihte bunun örneklerini görebiliriz. Hitler, ‘Tefeci Elitler’nden borç almak yerine ‘Mefo Bills’ adında kendi parasını basmasıyla birlikte borç esaretindeki Almanya’yı tüm dünyaya meydan okuyacak bir güce taşımıştır bile diyebiliriz. Ama Hitler’in parasından daha ilginç denemeler de yaşanıyor aynı coğrafyada.

1931’de Almanya’nın Schwanenkirshen kasabasında, kriz sebebiyle iflas etmiş kömür madeni, girişimci Habecker tarafından 40,000 marklık kredi ile satın alınır. Satıştan elde ettiği nakiti kasaya koyan Habecker, bu miktara mukabil WARA isimli kağıt para basar. Yeni para kasaba halkı tarafından kabul edilir çünkü Wara’ların Mark’ın aksine ‘kömür’ karşılığı vardır. Habecker, kömür ürettikçe yeni Wara’lar piyasaya sürer. İsteyenler Wara’larını kömüre çevirip ulusal piyasada satabilir. Wara, kağıt paranın asli görevine döndürülmesidir. Kağıt paranın çıkışının amacı hakiki bir değeri temsildir. Lakin tedrici bir usulle, halka hissettirmeden kağıt paranın karşılığı olan değerli madenler piyasadan çekilmiş ve halk elinde kağıt parçalarıyla kalakalmıştır. Bu küresel çapta bir hortumlamadır.
PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-16- yazısına devam et

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-15-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -15-

‘Tefeci Elitler’ yüzyıldır sinsice ve tedrici bir şekilde ilerliyor. 150 yıl süren bir mücadele sonucu Merkez Bankası sistemini Federal Reserve adıyla ABD’de de 1913’te kurmayı beceriyorlar. Para basma hakkına sahipler ama parelel olarak devlet de kendi parasını basabiliyor. Lakin önce 1933’te altın karşılığı olan devlet parası piyasadan çekiliyor, 1967’de ise devletin gümüş karşılığı olan parası. Yani ‘Tefeci Elitler’ yavaş yavaş para basmada, kredide tekel güce kavuşuyor. Kennedy suikaste uğramadan önceki aylarda, FED’den borç almak yerine devletin kendi parasını basabilmesi için hükümete önerge sunar. (Önerge #11110- 4 Haziran 1963) Jim Marss ‘Crossfire’ kitabında, Richard Beltzer yazılarında Kennedy’nin para basma hakkını Fed’den alıp tekrar devlete iade etme teşebbüsünden ötürü öldürüldüğünü iddia ettiler.
PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-15- yazısına devam et

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-14-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -14-

20.yüzyılda faizi meşrulaştırmak için yapılan ilmi çalışmalara bir göz atmakta fayda var. Keynes’e göre, faiz, paranın nakit olarak saklanmaması için insanlara ödenen bir fiyattır. Yine de hakkını vermek gerekir Keynes ileri bir toplumda faizlerin sıfıra düşeceğini öne sürmüştür. Hatta İ.Kureşi’ye göre Keynes’in içinde bulunduğu akademik çevre, onun faize karşı alenen karşı çıkmasını engellemiştir.

Klasik iktisatçılar Smith ve Ricardo’ya göre, sermaye tasarrufların sonucunda elde edilmiştir. Faiz ise tasarruflara mukabil ödenen bir teşvik ve mükafattır. Marshall da faizin illetini ‘bekleme’ olarak görür. Çünkü ona göre insanlar halihazırdaki nimetleri sonraya ertelenmiş nimetlere tercih ederler. Bu bakımdan sermayedarlar parasının daha sonra geri dönmesini beklemesinden ötürü mükafatlandırılmalıdır. Klasik iktisatçılar ise faiz miktarının tasarrufu ve yatırımı belirleyeceğine inanmışlardı. Tasarruflar yatırımı ge- çerse faizler düşer, yatırım arttığında ise faizler artardı. Keynes ise bu fikri çürütmüştür. Zira ona göre, faiz tasarrufların bedeli olamaz. İnsanlar faiz almadan da tasarruf edebilirler.
PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-14- yazısına devam et

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-13-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -13-

1913’te ABD’de Merkez Bankası yani FED’in kurulmasıyla ABD, yaklaşık 150 yıldır direndiği ‘Tefeci Elitler’ne teslim olmuş oluyordu. Avrupa’da ise 1909’da önemli bir gelişme oldu. Prof. Fekete’ye göre 1909 para tarihi için çok önemli bir yıl. Çünkü Fransa ve Almanya’da artık ‘altın’ paralar tedavülden kaldırılıp sadece ‘banka parası’ kabul edilecekti. Bu ise senet sistemini çökertecekti. Zira artık senetlerin zamanı geldiğinde ödemesi ‘hakiki altın’ ile değil borca dayalı olan ‘bank- not’ ,bankanın borç parası ile yapılacaktı. Yani bir borç başka bir borç ile ödenecekti. Hem Prof. Fekete, hem de Prof. Rittershausen tüm dünyayı saran işsizliğin ve türlü krizlerin daha da derinleşmesinin sebebinin hakiki bir değer olan altının yerine borca dayalı bankanın parasının ikame edilmesinde görürler.
PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-13- yazısına devam et

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-10-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -10-

Simya deneylerinin bitmediğini sadece kağıt para ile yeni bir forma kavuştuğunu iddia eden Binswanger’e göre, kağıt paranın üretilmesinin bir simya deneyi olması şu yön- dendir: Kağıt paranın üretimi de bir simya sürecidir ki süreç ‘kükürt’ ve ‘civa’nın evliliği ile başlar. Civa; ‘duyguyu, duyuları’, kükürt ise ‘irade’yi temsil eder. Duygusal anlamda halkın kağıt parayı altın gibi ‘değerli görmesi, hayal etmesi’ gerekir.

Mesela duygusal tetiklemeyi sağlamak için üzerine halk kahramanın resimleri konur, farklı desenler ve renklerle bezenir. Eskiden Çin’de duyusal tetiklemeyi sağlamak için kağıt paralara güzel kokular sürülürmüş. Mesela paradan sıfırların atılması da ‘simya’ sürecinin bir parçasıdır. İşte bu duygusal tarafı ‘civa’dır.
PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-10- yazısına devam et

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-9-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -9-

18.yüzyılda yaşamış bir Fransız filozof şöyle diyor: ‘Artık simya çalışmalarına gerek kalmadı zira biz altın üretmeyi keşfettik. Biz artık merkez bankacılığı sistemiyle altın üretebiliyoruz.’

Kaynaklara göre, 17. Yüzyılda özellikle İngiltere Kralı II.Louis’in simya çalışmalarına destek veriyor, hatta saraydaki özel laboratuarında araştırmalar yapıyor. Fransa’da da 1715’e kadar simya çalışmaları devam ediyor lakin John Law’ın ‘kağıt para’sının keşfiyle Orleans Dükü emrindeki tüm simyagerlerin işine son veriyor. Çünkü artık simyadan daha iyi bir para üretme mekanizması keşfedilmiş oluyor.
PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-9- yazısına devam et

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-8-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -8-

Elbette Hristiyan Avrupa’da faizin kabul görmesinde ‘Bel’am’ların payı muazzamdır. 18. yüzyıldan itibaren faiz akademik çevrede kabullenilir. Mesela Adam Smith ve Bentham’in faiz üzerine meşhur bir tartışmaları var. Smith, faize sınır getirilsin, yüzde 5 makul diyor, Bentham sınırsız faizin toplumu refaha kavuşturacağını savunuyor. Hiçbirisi de faiz toptan kaldırılsın, mizana zarar veriyor demiyor. Tartışmayı hangi taraf kazanırsa kazansın farketmiyor tefeci yoluna devam ediyor. Hatta Gilbert Chesterton’a göre modern dünyanın başlangıcı, Bentham’ın faizi savunmak için kaleme aldığı eserdir.

Modern bilimin kurucularından Francis Bacon 1601’de yazdığı ‘Faize Dair’ eserinde faiz ve riba arasında ayırım yapar. İngilizce’deki ‘Interest’ ve ‘usury’ kavramları. Faiz, dev- letin kabul ettiği oran olur. Riba ise bunun üstü. Yani belli bir oranın altı artık ‘günah’ olmaktan çıkar. Bacon’a göre faiz oranı yüzde 5, tüccarlara ise yüzde 9 olmalı..
PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-8- yazısına devam et

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-7-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -7-

17. yüzyılda İngiltere mali açıdan zor durumdaydı. Bunun üzerine ‘Tefeci Elitler’ bir araya gelerek devlete borç vermek maksadıyla ‘Merkez Bankası’nı’ kurdular, kar- şılığında ise para basma imtiyazı elde ettiler. Böylece devlet para sıkıntısını çözerken ‘Tefeci Elitler’ de ülkenin kredi mekanizmasını kontrol edebilecekti.

İngiltere Merkez Bankasının özelliği, ‘mevcuddan’ daha çok, ‘var olacak’ veya var olması ihtimali olan altına göre para basabilmesiydi. Böylelikle devletin borcuna dayalı para sistemi doğuyor, paranın basımı başka bir ifadeyle Şehadet aleminden Gayb alemine geçiyordu. Bunun manası artık sistemin zanna ve spekülasyona temayülünün artmasıydı.
PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-7- yazısına devam et

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -5-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -5-

Dante özellikle 14. Yüzyıl Floransa’sını eleştiriyor, Shakespeare Venedik’in tefecilerini. Shakespeare ‘Venedik Tüccarı’ eserinde, Venedik’in faize bulaşmasını bir Yahudi tefeci üzerinden eleştiriyor. Yahudi Shylock bir Hristiyan’a faizsiz borç veriyor lakin eğer ödeme yapmaz ise etinden bir parça alacağına dair sözleşme imzalatıyor. Burada Shakespeare, Aquinas’ın faize bakışaçısına gönderme yapıyor. Aquinas’a göre, borçlu ödemeyi geciktirirse gecikme cezası caizdir. Dönemin Hristiyanları da Aquinas tarafından açılan kapıyı kullanarak çok kısa dönemli borçlar verme suretiyle faizi ‘geç ödeme’ (Latince: Damnum Emergens) kapsamına ‘zorla’ sokarak ‘suni’ biçimde meşrulaştırmış, yaygınlaştırmışlar.
PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -5- yazısına devam et

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-3-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -3-

TEFECİ ELİTLER derken sadece tefecilik yaparak hayatını kazanan bir zümreden bahsetmiyoruz. Para ve kredi piyasalarının kontrolünü elinde tutan ve bu kontrolü sayesinde üretimin üzerinde de tekel veya oligarşik bir tasarrufu bulunan, böylelikle mülkün üzerinde iktidar kurmayı amaçlayan bir zümreden bahsediyoruz.

Babil’de mesela İGİBİ bankasının işlevlerinin modern bankacılığa oldukça benzemesi manidar. IGIBI modern sistemin belki de ilk örneğini teşkil ediyor.

Babil sonrası dönemde, eski Yunan ve Roma’da da pagan, politeist bir zihniyet hakim. ‘Tefeci Elitler’ tapınakla/yönetimle içiçe. Eski Yunan’da özel bankacılara ‘trapezit’ deniyor. Trapez: Masa, tezgâh. Bank: Tezgâh… Trapezitler para mübadelesi yapıyor, müşterilerin altun, gümüş gibi değerli mallarını kasalarında saklıyorlar. Kasalarındaki mallara karşılık borç veriyorlar. Siteler arasında yıllarca süren savaşlarda harcanan miktarlar, ‘trapezit’lerin savaşları bu yöntemle ürettiği para yoluyla finanse ettiği intibaını vermekte. Hem din, hem siyaseti alet ederek ekonomik çıkarlarını koruyorlar. Eski Yunan’da faize bakış, ‘laissez-faire’ yani bırakın yapsınlar türünden. Sadece bazı dönemlerde geçici olarak faize sınır getirilmiş. M.Ö. 6.yüzyıla kadar borçlarını ödeyemeyenler köleleştirilmiş, pazarda satılan bir mal haline getirilmiş hatta idam edilmiş.
PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-3- yazısına devam et

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-2-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -2-

Mezopotamya’da tapınaklar ibadetin yanısıra bankacılık hizmeti de verirlerdi. Rahibler, Tanrı’nın adına iş yaptıklarından halk onlara güvenir, mallarını teslim ederdi. Tarihî kayıtlar, tapınaklar ile bankacıların gizli, girift ilişkisini ortaya koyuyor. Britanika An- siklopedisine göre, Babil’in IGIBI Bankası, devletin/tapınağın kasasında duran mallara karşılık borç para üretiyordu. Bu sistem İngiltere Merkez Bankası yolu ile küreselleşme fırsatı yakalamış olan sistemin neredeyse aynısı.

Hazret-i Süleyman’ın ölümünden sonra İsrailoğulları ikiye bölünüyor. Kuzeyde İsrail, güneyde Yahuda. İsrail Asurlular, Yahuda ise Babilliler tarafından sürgüne gönderiliyor. İsrailoğulları’nın dönüm noktası Babil Sürgünü. Modern uluslararası para sistemini Yahudilerin bu dönemde keşfettiklerine inanılıyor. İsrail’in bugünkü para birimi Shekel. Ne tesadüf, Babillilerin para biriminin adı da Shekel. David Astle’a göre, Yahudiler Babil para endüstrisinde üst mevkilere yükselmiş olmalılar. Babil zamanında, Hazret-i Musa’nın şeriatına sırt çevirerek para ticaretinin en gizli sırlarını öğrenmişler. Ne ilginçtir ki Pers güçlerinin Babil istilasından hemen sonra İsrailoğulları’nın anavatanlarına geri dönmelerine izin verilir. Ayrıca kabile hayatlarını ve tapınaklarını tekrar inşâ etmeleri için her türlü destek sağlanır. Bütün bu veriler Yahudi bankerlerin Perslileri finanse ettiğine dair işaretler taşıyor. Aynı II. Dünya Savaşı sonrasında İsrail’in tekrar kurulmasında Rothchild ve Rockefeller gibi Yahudi bankerlerin gerek savaşların, gerekse İsrail’in kurulması için gereken finansmanda oynadıkları rol gibi.
PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-2- yazısına devam et

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-1-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -1-

Tefecilik bir meslek türüdür, sattığı mal ise paradır. Ve onlar da diğer müteşebbisler gibi mevcut pazarlarını koruyarak diğer pazarlara açılmaya ve büyümeye çalışırlar. Ki en azından son altı yüzyılı incelediğimizde ‘Tefeci Elitlerin’ pazarını genişlettiğini, Rönesans’tan Reform Hareketi’ne, Fransız Devrimi’nden felsefi akımlara, bilimsel devrimlere kadar birçok gelişmenin de bu genişlemenin önünü açtığını gözlemlenmekte.

İşaretlemekte fayda var: ‘Tefeci Elit’ kavramı sadece tefecilik mesleğini icra edenleri kapsamıyor. Aynı zamanda üretim araçlarına sahip olanları da içeriyor. Hatta çoğu zaman, tefeci ile üretici-sanayici aynı kişinin veya zümrenin farklı işleri olmuş oluyor. Bugün de Türkiye dahil olmak üzere büyük bankaların sahipleri incelendiğinde onların ülkenin en büyük sanayicileri de olduğunu görürüz.
PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-1- yazısına devam et