Etiket arşivi: DEMOKRASİ

Kamu düzeni ve huzur için demokrasi kaldırılmalı

Kamu düzeni ve huzur için demokrasi kaldırılmalı

Huzur ve barış içinde yaşamak, korkulardan ve sıkıntılardan kurtulmak, geleceğimizden emin ve selâmette olmak için demokrasi kaldırılmalıdır. Batı tarzı demokrasi kaldırıldığında zarar veren bölücü eylem ve anarşi kendiliğinden bitecek, dolayısıyla herkes işine gücüne bakacak.

Bu sebeptendir ki Müslüman ahlâkına aykırı her istek ve davranışa, her siyasî anlayış ve düşünceye fırsat veren demokrasi derhal uzaklaştırılmalı. Bütün bu hayırlı netice için demokrasiyi kaldırmayı denemeliyiz.

DEMOKRASİ VE LİBERALİZMDEN TİKSİNECEĞİMİZ GÜNLER GELECEK
Kamu düzeni ve huzur için demokrasi kaldırılmalı yazısına devam et

ABD’DEKİ HADİSENİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

ABD’DEKİ HADİSENİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

ABD’de polisin bir siyahi genci, silahsız olmasına rağmen öldürmesinin neticesinde ortaya çıkan manzaralar nasıl okunmalı? Elleri havada, silahsız olduğu görüldüğü halde bir siyahi gencin, yedi-sekiz civarında mermiyle vurulması, bunların da üç adedinin kafasına sıkılmış olması, vakayı adiyeden kabul edilebilir mi? Veya sadece asayiş meselesi olarak değerlendirilebilir mi?

ABD’nin her yıl dünya ile ilgili (yani her ülke ile ilgili) insan hakları raporu yayınlaması ve bu rapor üzerinden ülkeleri siyaseten dövmeye alışmış olması dikkat çekici. Özellikle de polislerin göstericilere karşı aşırı (orantısız) güç kullanması meselesini yüksek sesle eleştiren ABD, silahsız ve elleri havada bir gencin öldürülmesi hadisesini devlet arşivlerinden ve insanların hafızalarından silmek zorunda. Tam da bu sebeple, yani devlet arşivlerine girmemesi ve insanların hafızalarında fazla yer edinmemesi için olmalı ki, kasabada yapılan gösterilerin üzerine muharip sınıftan asker giysileriyle polis sevketti. Kasaba siyasi karantinaya alındı ve esas şiddeti medya gördü. Zaten ABD medyası, arşivlerine girmemesi, kayıt altına alınmaması, daha sonra hatırlanmasına sebep olmaması için kasabaya uğramadı önce, sokağa çıkma yasağına rağmen ana haber bültenlerinde birkaç dakikalık, “asayiş berkemal” cinsinden haberlerle geçirdi. Devlet arşivine girmeyen olaylar böylece ABD medyasının arşivine de girmedi.
ABD’DEKİ HADİSENİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ yazısına devam et

HUZUR VE DİRLİK İÇİN DEMOKRASİ KALDIRILMALIDIR

Huzur ve Dirlik İçin Demokrasi Kaldırılmalıdır

Işid denilen bir örgütün Musul ve Kerkük’e girip kabadayılık etmesi karşısında angutlaşmamızın sebebi demokrasidir.

Askerî kışladaki bayrağımızın PKK’lılarca indirilip, devlet-i âli gururumuzun ayaklar altına alınıp rezil olmamızın müsebbibi demokrasidir.

Suriye ve Irak hudutlarımızın yolgeçen hanına dönmesiyle millî varlığımıza kastedenlere karşı elimizi kaldıramayışımızın sebebi demokrasidir.

Hükümet derhal hükmetmeli ve kimseyi konuşturmadan peş peşe kararlar almalı ve gerekenler yapmalıdır. Hükümet hükümet olmak istiyorsa, milletten aldığı gücü sürdürmekte kararlı ise, toplayıp orduyu;
HUZUR VE DİRLİK İÇİN DEMOKRASİ KALDIRILMALIDIR yazısına devam et

TÜRKİYE’DE MÜCADELENİN NİRENGİ NOKTASI DEĞİŞTİ

TÜRKİYE’DE MÜCADELENİN NİRENGİ NOKTASI DEĞİŞTİ

Fethullah Gülen, Akparti’ye ve onunla birlikte Müslümanlara savaş açtığı 17 Aralık tarihinden beri bazı şeyler açıkça ortaya çıkmaya başladı. 17 Aralık operasyonundan sonra yaptığı ve herkul.org sitesinde yayınlanan konuşmalarında, yolsuzluk, rüşvet gibi konularla ilgili dini ıstılahları kullanıyordu. Meseleye İslami açıdan baktığı kanaati oluşturmak çabasındaydı, doğrusu o pozisyonu daha sağlamdı. Gülen cemaatin taarruzu durdurulup da, karşı taarruzlar başladıktan sonra hem Gülen hem de cemaati ve basın yayın kuruluşları, gözle görülür şekilde meseleyi, “demokrasi”, “hukuk”, “insan hakları” merkezine taşımaya başladı.

Fethullah Gülen, BBC’ye verdiği röportajında (ki bugün itibariyle son konuşmasıdır), dini kaynaklara atıf yapmayan bir siyasetçi edasıyla meseleyi tamamen demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi meşhur argümanlarla izah etmeye çalışıyor. BBC röportajı, Gülen ve cemaatinin stratejisindeki kırılmayı açıkça ortaya koydu, artık karşımızda bir siyasetçi var.
TÜRKİYE’DE MÜCADELENİN NİRENGİ NOKTASI DEĞİŞTİ yazısına devam et

‘İslam, Demokrasiyle bağdaşır mı?’ Sorusu Ya da Korku Bacayı Sarınca…

‘İslâm, demokrasiyle bağdaşır mı?’ sorusu ya da korku bacayı sarınca…

‘İslâm demokrasiyle bağdaşır mı?’ diye soran kişi, ya gerçekten zırcahil biridir; ya da kötü niyetli biri.

Oysa din’i salt bireysel alana hapseden İslâm’a ilişkin bu sığ, primitif ve seküler din algısı da, demokrasiyi, kültürler, zamanlar, mekânlar ötesi evrensel bir olgu’ya dönüştüren algılama biçimi de, bütünüyle yanlıştır ve yanıltıcıdır.

ÖNYARGILAR VE EZBERLER HAVADA UÇUŞUYOR

Türkiye’de entelijansiya olmadığı için, ‘demokrasi’ konusunda da, İslâm konusunda da sadece önyargılar ve ezberler uçuşuyor havada.

Demokrasinin nötr’lüğü, ‘aşılamazlığı’, ‘evrensel bir değer’ olduğu gibi nitelemelerin artık Batı’da da bir karşılığı yoktur.
‘İslam, Demokrasiyle bağdaşır mı?’ Sorusu Ya da Korku Bacayı Sarınca… yazısına devam et

TEK PARTİ PSİKOLOJİSİ VE TAKSİM HADİSESİ

TEK PARTİ PSİKOLOJİSİ VE TAKSİM HADİSESİ
Akparti yaklaşık on bir yıldır iktidarda. Ülke bu kadar süredir tek parti iktidarı tarafından idare ediliyor. Bunun ayrı bir manası var. Kitlelerde tek parti psikolojisi oluşuyor, bu psikoloji siyasi alanda farklı özellikler taşıyor.
Akparti, “tek parti rejimi” değil, tek parti iktidarı kurdu. Tek parti rejimi, bu ülkenin tarihinde, 1923-1950 arasındaki, başka partilerin yasak olduğu, seçimlerin gevezelik olsun diye yapıldığı bir siyasi düzendir ve tenkit etmeye bile değmeyecek kadar iğrenç bir siyasi “de fakto” halidir. Tek parti iktidarı ise, siyasi terminolojide “haki parti” diye isimlendirilen, sağlıklı olarak yapılan her seçimi kazanan, halkın çoğunluğu tarafından tasvip ve takdir edilen bir siyasi durumu ifade eder.
Tek parti rejimi, en kısa sürede yozlaşan, çürüyen, tüm halkı karşısına alan (almak zorunda kalan) bir iktidar gaspıdır. Tek parti iktidarı ise, aksine halkı umursayan, halka hizmet eden, sürekli diri kalmayı ve dikkatli olmayı gerektiren bir siyasi yapıya işaret eder. Çünkü periyodik olarak normal seçime gidilmekte, halktan oy talep edilmektedir. Halkın, güçlü tek parti iktidarını sürdürecek kadar destek vermesi, çok şeye bağlıdır ve asla hoyratlık kabul etmez.
*
Arka arkaya üç milletvekili, üç mahalli seçimi, oylarını artırarak kazanan Akparti, ender görülen tek parti iktidarlarından birini kurmuştur. Hala yapılan seçim anketlerinde oylarının düşmediği aksine arttığı görülen Akparti, tek parti iktidarını hala ve uzun süre daha devam ettirecek gibi görünüyor. Öyleyse üzerinde çalışmamız gereken bir mevzu var; “Tek parti iktidarı psikolojisi”… TEK PARTİ PSİKOLOJİSİ VE TAKSİM HADİSESİ yazısına devam et

DEMOKRASİ KRİZİ

DEMOKRASİ KRİZİ
Basit ve klasik bilgilerden başlayalım. Diktatörlükler (her çeşidi) halka seçim imkanı vermedikleri için halkın öfkesine muhatap olurlar. Öfkenin birikmesi ve patlaması zaman alsa da, mutlaka bir karşı düşüncenin ve duygunun birikiyor olduğu vakadır. Demokrasiler ise aksine halka seçim imkanı sundukları için, halkta öfke birikmesine mani olurlar, bu sebeple de siyasi ve hukuki düzen olağanüstü haller yaşanmadan, büyük içtimai patlamalar oluşmadan varlığını devam ettirir. Bu düşünce yaygın olarak batıda ikinci cihan harbinden sonra tatbikat sahası bulabildi çünkü batı ikinci dünya savaşına kadar nazi, faşist ve benzeri diktatörlüklerin kıskacı altındaydı. Demokrasinin yaygınlaşmış haliyle tarih sahnesine çıkışının altmış yıllık bir hikayesi var. Bir insan ömrü kadar süren bu düşünce, on yıl öncesine kadar ilanihaye sürecek zannediliyordu.
Batıda, önce halk seçimden uzaklaştı, seçimlere katılım oranı çok azaldı. Bunun bir çok sebebi var mutlaka, siyasi ve hukuki rejimin oturmuş olması, kültürün oluşturması, halkın farklı sebeplerle apolitikleşmesi ila ahir… Bütün sebepler üzerinde çalışmalar yapıldı ama o sürecin bir demokrasi krizine doğru akan bir mecra olduğu görülmedi. Şimdi batı demokrasi krizine girdi. DEMOKRASİ KRİZİ yazısına devam et

DEMOKRASİ AŞKINA OR…K MU?

DEMOKRASİ AŞKINA OR…K MU?
Hürriyet Gazetesinde 15.10.2012 tarihinde yayınlanan bir haber çok ilginç. Batılıların demokrasi anlayışını göstermesi bakımından herkesin okuması, üzerinde düşünmesi gerekiyor. Haber, Almanya başbakanı Merkel’in, Atina ziyaretiyle, bu ziyaretteki protestocuların Merkel hakkında söyledikleriyle ve Merkel’in de kendi hakkında protestocuların küfürlerine verdiği cevapla ilgili. Merkel’in söylediği söz kadar ilgi başka bir husus da, Hürriyet Gazetesinin haberine uygun gördüğü başlık… Sırasıyla gidelim.
Almanya başbakanı Merkel’i Atina’da öfkeli bir kalabalık protesto etmiş ve kendisine “Defol orospu” diye küfretmiş. Hürriyet gazetesi haberi şu spotla veriyor. “Almanya Başbakanı Merkel, Atina ziyareti sırasında kendisine “Defol o….” diye bağıran Yunanları hoşgörüyle karşıladı, “Şiddete başvurmadan herkes düşüncesini söyleyebilir” dedi.”
Yunan halkı fena halde öfkeli… İçinde bulundukları ekonomik krizin birinci sorumlusu olarak kendi siyasetçilerini görüyorlar ama ikinci sırada da Almanya ve onun başbakanını görüyorlar. Kendi siyasetçilerine karşı ne kadar öfkeliyseler, her nedense ikinci sırada sorumlu gördükleri Almanya’ya da o kadar öfkeliler. Yunan halkının öfkesi, artık ahlaki sınırları aştı ve patlama noktasına geldi. Yabancı bir ülkenin kadın başbakanına “orospu” diyecek kadar zıvanadan çıktılar. DEMOKRASİ AŞKINA OR…K MU? yazısına devam et

AKPARTİ-1-AKPARTİ OTORİTER Mİ DEMOKRAT MI?

AKPARTİ-1-AKPARTİ OTORİTER Mİ DEMOKRAT MI?
Akparti hakkındaki en yaygın eleştiri, otoriter olduğu yönünde. Özellikle “karşı cepheden” gelen eleştirilerin neredeyse hepsi bu yönde… Eskiden Şeriatı getireceği iddia edilir ve böyle eleştirilirdi fakat o eleştiri “karşı medya”nın merkez üssünde bitti. Kenar medya (marjinal medya) malzemesi olarak kaldı ve hızla unutulmaya terkedildi. Sahiden Şeriatı getirme ithamı neden bitti, neden vazgeçtiler bu ithamdan? Muhtemelen en büyük sebebi, halkın İslam, Şeriat, Allah, Peygamber sevgisini anladılar ve o yöndeki eleştirilerin Akparti’ye yaradığı kanaatine vardılar. AKPARTİ-1-AKPARTİ OTORİTER Mİ DEMOKRAT MI? yazısına devam et