Etiket arşivi: DİL DEVRİMİ

İSLAMLAŞMIŞ TÜRKÇENİN KAATİLLERİ-2-

DÜNYANIN HİÇBİR ÜLKESİNDE DİL DEVRİMİ YOK

“Dil devrimi kavramının uyandırdığı kötü tesiri silmek ve ‘bilimsel etki’ uyandırmak için ‘dil plânlaması’ denilmesinin uygun bulunduğu anlaşılıyor. Dünyanın hiçbir yerinde ‘dil devrimi’ diye bir kavram yok. Olmadığı için, dilbilimcilerin bir araya geldiği uluslararası toplantılarda, bizimkilerin ‘dil devrimi” tezleri bir yere yerleştirilemiyor. Bu arada, ‘dil devrimi’nin kitapta verilen İngilizce karşılığına dikkat etmek gerekir: Language reform! Bu terim İngilizce aslından Türkçeye çevrilseydi, ‘dil reformu, ıslahı, düzenlemesi’ denilmesi gerekirdi. Yani İngilizce’de ve dünya dillerinde ‘dil devrimi’ kavramı yok. Türkiye’de yapılanlar bu yüzden dışarıya ‘language reform’ olarak takdim ediliyor” (sf. 91).

Atatürkçü rejimin izlerinin devam ettiği belli ki Millî Eğitimin Türkçe Sözlüğünde dil katliamcılarının ideolojik genleri hâlâ sürüyor. Türkçe’nin kaatillerini bize gösteren kitap dil mezalimini etraflıca anlatıyor: “Türkçe Sözlük’te ‘Osmanlıca’ ve yabancı dillerden alınan ‘sözcük’ olmayacak, kelimelerin Türkçe açıklamalarının dışında arapça, farsça karşılıkları verilmeyecek, ‘gereksiz yere’(!) deyim ve vecizeler (galiba atasözleri) kastediliyor) yer almayacak. Böyle bir sözlüğün en fazla sekiz-on bin kelimelik, Türkçe gibi binlerce yıllık birikime dayanan bir dili anlamaya, kullanmaya yetmeyen bir sözlük olması kaçınılmazdır” (sf.169).
İSLAMLAŞMIŞ TÜRKÇENİN KAATİLLERİ-2- yazısına devam et

İSLAMLAŞMIŞ TÜRKÇE’NİN KAATİLLERİ-1-

İslâmlaşmış Türkçe’nin Kaatilleri

İslâmlaşmış Türkçe, Cumhuriyet öncesi Türklüğün din şuuru ve millet hüviyetiydi. Bu sebepledir ki Kemalist Cumhuriyetin despotları gözü dönmüş vandal tahripçiliğiyle, İslâm değerleriyle bağının kesilmesi için Türklerin Müslümanca konuşan dilini katliama tâbi tuttular.

Kur’ân sâyesinde medeniyet dili olan, dahası Türklerin Müslümanca millet dili olma hüviyetini kazanan Türkçe’nin, yâni lisan-ı Türkî’nin kaatilleri Atatürkçü inkılâpçılardır.

İSLÂMLAŞMIŞ MİLLET HÂFIZASINI SİLMENİN ADIDIR DİL CİNAYETLERİ

İslâmların hâdimi Türk milletinin hâfızasını, yâni bin yıllık kelimelerinin gücünü kırmak için dilini iğdiş ettiler. Muazzez milletin mukaddeslerini anlatan edebiyatın, sanatın, hikmetin, ilm ü irfanın membaı, yâni medeniyet kaynakları olan Osmanlı-İslâm mirasını yok etmenin ilk adımıydı dil cinayetleri.
İslâmca bir Türkçeyi anlamayan, Atatürkçü Cumhuriyet Türkçesinin dayatılmasıyla medeniyet ve ecdâd dilini unutan, yâni mankurtlaşan bir Türkiye meydana getirmekti gayeleri.
İSLAMLAŞMIŞ TÜRKÇE’NİN KAATİLLERİ-1- yazısına devam et

İSLAM BİRLİĞİNİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER-9-BATI TASALLUTU-2-BİLGİ İSTİLASI VE ŞAŞKINLIK

İSLAM BİRLİĞİNİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER-9-BATI TASALLUTU-2-BİLGİ İSTİLASI VE ŞAŞKINLIK
Batı, son birkaç asırdır o kadar çok bilgi üretti ki, o kadar bilgiyle baş etmek imkansız. Sadece bir sahadaki bilgileri öğrenmek bile insan ömrünü aşar. Bilgiyi üretirken herhangi bir mikyas kullanmadığı için de, kaotik bir bilgi yığını ile karşı karşıyayız. Bilgide vahdet mimarisi yok, terkip çabası yok, tertip gayreti yok… Her bilim adamı, kendine göre serazat şekilde bilgi üretti, birçoğu kendine göre teori geliştirdi, bir kısmı kendine göre anlamlandırdı. O kadar kaotik ki, aynı konuda birbirini tekzip eden birden çok bilgi demeti ortaya çıktı. Bir şeyin gerekli olduğuna dair bilgi üretti, arkasından gereksiz olduğuna dair bilgi üretti. Bir şeyin faydalı olduğuna dair bilgi üretti, arkasından zararlı olduğuna dair bilgi üretti. Bir konuda “doğru” olduğunu iddia ettiği bilgi üretti, arkasından o bilginin “yanlış” olduğuna dair bilgi üretti.
Hem çeşit bakımından hem de sayı bakımından ürettiği bilgi toplamı, göz kamaştırıcı. Bu durum, batıyı korkutucu yaptı, yenilmez kıldı, kendisine karşı savaşı zorlaştırdı. Batı ile ilgilenen, batıyı ciddi şekilde okuyan, batı bilim ve felsefe çevrelerinde bir müddet yaşayan Müslüman münevverler, batıdan etkilenmekten kurtulamadı. Batının en büyük tesiri, okumakla sonuna varılamaması, bitirilememesiydi.
Bilginin çokluğuna paralel, felsefi cereyanın çeşitliliği geliyor. Hayatta ve kainattaki en küçük “gerçeklik” üzerinden felsefi cereyan üretildi. Ferdi esas alarak liberalizm, kapitalizm, cemiyeti esas alarak sosyalizm, komünizm, aklı esas alarak rasyonalizm, gözün gördüğünü esas alarak pozitivizm, maddeyi esas alarak materyalizm, ruhu esas alarak spiritüalizm ila ahir… Bu saydıklarımız ana cereyanlar, bunların dışında küçük varlık ve hayat gerçeklikleri için bile felsefi görüş ve cereyanlar üretilmiştir. İSLAM BİRLİĞİNİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER-9-BATI TASALLUTU-2-BİLGİ İSTİLASI VE ŞAŞKINLIK yazısına devam et