Etiket arşivi: DOLAR

AMERİKAN KABUSU-3-İKTİSADİ ÇÖKÜŞ

AMERİKAN KABUSU-3-İKTİSADİ ÇÖKÜŞ
Yirminci asrın ortalarından sonra ülkelerin iktisadi yapıları farklılaştı. Daha önceki çağlarda iktisadi yapı, “gerçek” idi. Yirminci asırdan itibaren “sanal” bir altyapıya kavuştu, yirmi birinci asrın başlarında bu durum son raddesine geldi. Aslında müflis olan ülkeler, iktisadi yapılar, “sanal gerçeklik” zemininde ayakta duruyor, durmaya çalışıyor, durduğu vehmini üretiyor.
İktisadi yapının “gerçek” veya “sanal” olması öncelikle “para sistemi” ile ilgili. Para, piyasa için takas (değişim) değeridir ama devletler için “borç senedi”dir. Bir devlet için para basmak ile borç senedi imzalamak arasında bir fark yoktur, zaten devletin borç senedi vermesi, para basıp piyasaya sürmesidir. Paranın bilinen ve kullanılan başka özellikleri ve fonksiyonları da olduğu doğru ama üzerinde durulması gereken en önemli nokta “borç senedi” olmasıdır. Paranın “borç senedi” olma vasfı, bu günün iktisadi yapıları için fevkalade önemlidir ve ülkelerin iktisadi durumlarını tespit için sağlam bir ölçüdür.
Para (banknot), devletin kasasındaki altın rezervinin karşılığı olarak basılırdı, elinde banknotu tutan şahıslar ve müesseseler, istediği zaman devlete müracaat eder ve karşılığı olan altını talep edebilirdi. Bu manada para borç senedi olarak basılmıştı, paranın karşılığı olan altın devletin kasasında bulunduğu sürece de “gerçek” iktisattan bahsedilirdi. Artık paranın karşılığı olan altın rezervi devletin kasalarında mevcut değil, artık iktisat “gerçeklik” altyapısını kaybetti. Devletler parayı, herhangi bir karşılığı olmaksızın, bunu da umursamaksızın basıyorlar. AMERİKAN KABUSU-3-İKTİSADİ ÇÖKÜŞ yazısına devam et

TEŞKİLATIN DOLAR’IN GELECEĞİ İLE İLGİLİ ÖNGÖRÜSÜ

TEŞKİLATIN DOLARIN GELECEĞİ İLE İLGİLİ ÖNGÖRÜSÜ
Batılı ülkeler 2009 yılından beri sürekli ve eşi görülmemiş miktarda karşılıksız para basıyor. Dolar ve Euro basımı o kadar büyük miktarlara ulaştı ki, yakın gelecekte “para krizi” patlayacak. Bu konu üzerinde özel bir çalışma yapılması gerekiyordu, üç-dört yıldır başlayan bu çalışma son zamanlarda hızlanmaya başladı. Çünkü batılı ülkelerin karşılıksız para basma hızı ve hacmi hiç olmadığı kadar yükseldi.
Öngörünün temeli şu; batı, içinde bulunduğu krizden çıkmak için sürekli büyüyen hacimde karşılıksız para basıyor, bunu yapmasına rağmen de krizden çıkamıyor, hatta kriz daha da derinleşiyor. Bir taraftan kriz derinleşirken diğer taraftan dehşet boyutlarda “para krizi” geliyor. Batı dünyası birinden kurtulmadan diğerine düşecek, batının kurtuluş reçetesi yok, üzerinde çalıştığı hiçbir konu krizden çıkmasını mümkün kılmayacak. Teşkilat bu gelişmeyi, yüzde yüz civarında bir kesinlikle bekliyor, bu sebeple de, hesaplarını “ihtimal” üzerine yapmıyor. TEŞKİLATIN DOLAR’IN GELECEĞİ İLE İLGİLİ ÖNGÖRÜSÜ yazısına devam et

İKTİSADİ BUHRANIN SONU VE YENİ DÜNYA DÜZENİ

İKTİSADİ BUHRANIN SONU VE YENİ DÜNYA DÜZENİ
Rezerv para birimi denilen ve milletlerarası ticarette servet biriktirme aracı olan Dolar ve Euro, en büyük sömürü aracıdır. Yüz dolarlık banknotun veya beş yüz Euro’nun baskı maliyeti beş on centtir ama alım gücü o banknotun değeri kadardır. İnsanlık tarihi ve ticari tarih bu çapta bir sömürüye şahit olmadı.
ABD’nin bu kadar kalkınması ve gelişmesi dünyada hayret uyandırmıştı. Oysa banknotun basım maliyeti ile alım gücü arasındaki dehşetengiz fark, en karlı üretim kalemini oluşturuyordu. ABD’nin diğer bir çok alanda da başarılı olduğunu kabul etmek kabil ama tüm yatırımların altında banknot sömüründen kaynaklanan bir yatırım sermayesi oluşturulduğu da vaka…
Dünya banknot sömürüsüne yirminci asrın sonlarına doğru tepki koymaya ve milli paralarla ticaret anlaşmaları yapmaya başladı. Rezerv para birimi gibi süslü isimlerle ifade edilen facia yirmi birinci asırda dünyanın büyük ekonomileri tarafından tasfiye edilmeye başlandı. ABD’nin bu kadar kalkınma ve gelişmesinin temelinde banknot sömürüsü olduğunu fark etmeyenler, şimdi de batının neden çöktüğünü hala anlamadı. Çünkü artık döviz denilen garabet, anavatanlarına dönüyor.
Yüz dolarlık banknotu üç beş sente basan ve onunla yüz dolarlık mal ve hizmeti dünyadan alan ABD kalkınmıştı. Şimdi o paralar anavatana (yani ABD’ye) dönmeye başlayınca, çark (denklem) ters döndü ve ABD, yüz dolarlık kağıt parçaları için yüz dolarlık mal ve hizmet vermeye başladı. Kağıt ile dünyayı sömüren ABD, şimdi kağıt için mal ve hizmet veriyor. ABD’den yüz kat daha büyük ve zengin bir ülke de olsa bu ticarete dayanamaz. Dünyadaki dolar rezervi, ABD’nin gayrisafi milli hasılasından az değil. Bunun ABD’ye dönmesi demek, ABD’nin bir yıl hiçbir harcama (zaruri ihtiyaçları da dahil) yapmadan dolar karşılığı dünyaya çalışması demektir.
Milli paranızın dünyada geçerli döviz olması, kağıt maliyetine mal ve hizmet alabilmek bakımından fevkalade bir zenginlik kaynağıdır. Fakat bu durum aynı zamanda bir tür borçlanmadır. İthalatı kendi paranızla yaptığınızda, ithalat yaptığınız ülkeye ha milli paranızı vermişsiniz ha borç senedi vermişsiniz. Zaten banknot denilen “kıymetli evrak”, çıkışı itibariyle “borç senedi” demektir. Paranız dünyada rezerv para birimi olarak tedavül ettiği ve milletlerarası ticarette servet biriktirme aracı olarak kullanıldığı müddetçe problem yok. Problem yok ama bu bir borçlanmadır. Borç ise ne kadar geç olursa olsun, ödenmesi gereken bir taahhüttür. Sizin paranızla size mal satanlar, bir gün gelir ve paranızı size vererek mal ve hizmet talep ederler.
ABD ve AB, banknot sömürüsünü dahiyane bir manevra zannetmişti. Gurur ve kibirle dünyada arz-ı endam ediyordu. Çünkü on dokuzuncu asırdaki “doğrudan işgal” yoluyla yaptığı sömürü yerine modern ve daha zahmetsiz bir sömürü aracı bulduğunu düşünüyordu. Darphaneye biraz kağıt biraz mürekkep gönderiyorsunuz ve zengin oluyorsunuz. Gerçekten daha zekice görünüyor değil mi? Fakat on dokuzuncu asırdaki askeri işgallerle yaptığı sömürü borç oluşturmamış ve kimse de alacak talebinde bulunmamıştı. Oysa banknot, bir borç senedidir ve artık dünya alacağını tahsil etmeye başlamıştır. Batı bu gün, banknot borcunu ödeme zamanı geldiği için, kıvranıp duruyor.
Batı tabii ki çökecek. ABD ve AB’nin dünyaya olan banknot borcunu ödeme imkanı yok. Asla ödeyemez. Dünya ise alacağından vazgeçecek değil. Öyleyse… Batı çökecek… Başka bir yolu yok.
*
Dolar ve Euro’nun saltanatı bittiğinde ne olur?
Dünya bu tecrübeyle tekrar banknot sömürüsüne müsaade etmez. Batıyla birlikte dünya para sistemi çöktüğünde, zannediliyor ki, Dolar ve Euro’nun yerine başka para birimi geçer. Dünya on dokuzuncu asrı yaşamıyor, neredeyse her coğrafya az veya çok gelişti. Aynı hataya bir daha düşmesi mümkün mü? Gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinin doların yerini alacağı öngörüsü, dünyanın ahmak olduğunu düşünmektir. Dünyanın ahmak olduğunu düşünmek, düşünenin ahmaklığından başka bir şeyi göstermez.
Öncelikle anlaşılması gereken, çöküşün dolar veya euro değil, dünya para sistemi. Yani bundan sonra doların saltanatına hiçbir para birimi kavuşamaz ve para sistemi baştan sona değişir. Bu durumda ne olur?
İktisatçıların soracakları ve cevabını arayacakları en önemli birkaç sorudan biri bu… Bu soru cevaplanmadan, dünya iktisadi hayatı nereye gidiyor, batının içine düştüğü krizden çıkma imkanı var mı, yeni bir para sistemi nasıl kurulur gibi sorular ve konular boşlukta kalıyor.
Dünya bundan sonra rezerv para birimi kabul etmeyeceği için, yeni para sistemi ne olabilir? Büyük bir ihtimalle milletlerarası ticaret takasa dönecek. Aslında da böyle olmalı. İki ülke arasındaki dış ticaret, sattığın kadar mal alma şartına bağlanmalı. Böyle bir düzenleme yapmak mümkün değildi fakat artık mecburiyet. Çünkü rezerv para birimi kalmayacak. Rezerv para birimi olmadığında, bir ülke başka bir ülkeye ne kadar mal ve hizmet satarsa, o kadar mal ve hizmet satın almak durumunda kalır.
Ne kadar harikulade bir gelişme olur. Hiçbir ülkenin dış ticareti, fazla da vermez, açıkta… Sömürünün ciddi bir kısmı ortadan kalkar. Sömürü, yer altı kaynaklarına yönelir. Gelişmiş ülkeler teknoloji ürünleri satarak hammadde almaya başlarlar. Sömürünün tek yolu olarak bu ihtimal kalır. Ki o da uzun sürmez.
Ne kadar hoş bir durum… İnsanlığın bu gün için sahip olduğu “ahlak” seviyesine bakıldığında böyle yüksek bir hedefe ulaşması imkansız gibi görünüyordu. Fakat bir musibet bin nasihatten daha tesirlidir. Çok sayıda ilim ve fikir adamının dillendirdiği sömürü karşıtı fikirler, kapitalistlerin bir kulağından girip diğerinden çıkıyordu. Oysa şimdi kapitalizm çöküyor ve insanlık devasa bir tecrübe üretiyor. Bu tecrübeden geri dönmesi mümkün değil.
Yeni dünya düzeni işte şimdi hoş geldin, safa getirdin.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com