Cihad Meydanının Pehlivanı Kim?

Efendimiz (sav) buyurdu; “Allah (cc), sizden birinizin yaptığı işi, en iyi şekilde yapmasından hoşnut olur.” (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275 ve Beyhakî, Şu’abü’l-Îman, 4/3349) Kurtuluşumuz bu hadiste. Yaptığımız işleri en iyi şekilde yapmak iyi bir niyetle mümkündür. Kalbi hastalıklı olan bir vücudun sıhhati düşünülemez. Komuta merkezinin emniyetini sağlayamazsak cephede verdiğimiz mücadelenin bize getirisi yorgunluk ve pişmanlık olur. …

EĞİTİM MESELESİNE İÇERİDEN BAKIŞ

EĞİTİM MESELESİNE İÇERİDEN BAKIŞ Önemli Olan Ertelenir! Milli Eğitim değerlerimize göre bir sistem oluşturamadı.Amazon’dan ,Misisipi’ye;Everesten ,Himalaya’ya lüzumlu lüzumsuz birçok şeyi öğrenirken/öğretirken kendi değerlerimizi bir meşale gibi elden ele;nesilden nesile aktarımda bir yol yordam oluşturamadık.Sanal alemin kolaycılığına ve tahripkârlığına bize ait mukavemet alanlarından mahrumuz.Divan Edebiyatının ruh iklimi,poetika dünyası müzelik olurken Mevlana sema ayininden öte bir anlam …

ÇATI KURULUŞ İHTİYACI-8-EĞİTİM VE DERSHANE MESELESİ

ÇATI KURULUŞ İHTİYACI-8-EĞİTİM VE DERSHANE MESELESİ Dershaneler kapatıldığında elli bin civarında öğretmenin açığa çıkacağını, bunların işsiz kalacağını söylediler. Anlaşılan o ki, dershanelerin istihdam ettiği öğretmen sayısı takriben bu kadar. Oysa dershanelerin dışında, İslami gurupların (vakıf ve derneklerin) tasarrufu altında bulunan, gönüllü olarak mesailerini harcayan yüz binlerce öğretmen var. Vakıf, dernek ve sair teşekküllerde gönüllü olarak …

FİKİRTEKNESİNİN BÜYÜK BAŞARISI-4-DEHA EĞİTİM MERKEZİ

FİKİRTEKNESİNİN BÜYÜK BAŞARISI-4-DEHA EĞİTİM MERKEZİ 13.11.2013 tarihli Yeni Şafak gazetesinde bir haber… Haberin başlığı şu; “300 Üstün Zekalı Çocuğa Okul”… Haber şu; “Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün MEB ile paylaştıkları bir projeden bahsetti. Ergün, ‘TÜBİTAK bünyesinde üstün zekalı çocukların eğitimine ilişkin bir çalışma yapıyoruz. 3 ilde üstün zekalı çocukların eğitimini TÜBİTAK bünyesinde kurulacak …

TAYYİP ERDOĞAN, ANLA ARTIK-1-

TAYYİP ERDOĞAN, ANLA ARTIK-1- Tayyip Erdoğan yaklaşık on yıldır başbakan, hükümetinin ilk yıllarında ciddi badireler (Ergenekon, balyoz vesaire cunta ve terör kumpasları) atlattı. Bu sebeple birçok şeyi yapamadığını biliyor ve düşünüyoruz. Bu sebeple Cumhurbaşkanlığı seçiminden ve hemen akabindeki partisinin kapatılma davasından sonra “muktedir” olduğunu da biliyoruz. İçeride ve dışarıda ciddi işler yaptığını, yapmaya devam ettiğini …

TALİM VE TERBİYE SÜREÇLERİ-22-RUHİ-AKLİ SÜREÇLER-21-NEFS(BENLİK) SAFHASI-10-

Nefs, ruhun bedene taalluk etmesinden sonra zuhur eder. Ruhun beden ile birlikte yaşamasını mümkün kılan, belki beden ile birlikte yaşamasını zaruret haline getiren bir merkezdir. Nefs, bedene yöneliktir, bu cihetle dünyaya aittir. Beden ve dünya yönelik olması, hayatı yaşamayı mümkün kılan kaynak olduğunu da gösterir. Ruh için bu dünya “gurbet”tir, bu dünyada durmasının sebebi tabiatı …

“HAL OKUMALARI” ve İNSAN İNŞASI

 “HAL OKUMALARI” ve İNSAN İNŞASI   Küçük yaşlardan beri bizlere, Kemalizmin eğitim kitaplarında Osmanlı Devleti’nde okuma oranının düşük olduğunu, okuma yazma bilen kişilerin azlığını ve bu yüzden geri kalındığını söyler veya alt satır olarak hissettirir. Batı toplumlarının ilerleyişini Osmanlı olarak göremeyişimizin, fark edemeyişimizin nedenlerinden bazılarını; çürüyen eğitim sistemi ve okuma oranının düşüklüğü olarak gösterilir. Bu …

DERSANELER NEDEN VAR Kİ

DERSANELER NEDEN VAR Kİ Galiba otuz yılı aştı ve kırk yıla yaklaştı dersanelerin yaygın şekilde kurulması ve faaliyetlerine başlaması. Otuz yılını ben hatırlıyorum, daha fazla olabilir, büyük şehirlerde daha da fazla olabilir. Otuz kırk yıldır eğitim hayatının içine yerleştiği için normal gelmeye başlayan dersaneler, bir türlü sorgulanmıyor, ihtiyaç olup olmadığı ciddi şekilde tartışılmıyor, ihtiyaç varsa …

İSLAM MAARİF ANLAYIŞI-E-KİTAP-Haki DEMİR

TAKDİM İslam maarif anlayışı, İslam irfanının insanda ve hayatta gerçekleştirilmesi fikridir. Bu fikrin müesseselerini, usulünü, adabını, vasıtalarını, mecralarını, havzalarını, mekanlarını, şahsiyetlerini, malzemelerini nizami bir anlayış içinde inşa etmek, idare etmek, tatbik etmek işidir. Nizam (sistem) ifade etmeyen bir iş bütünü, neticesinin ne olacağı bilinmeyen kumar gibidir. Bu kadar bahsi, bir “anlayış” çerçevesi içinde nizami bir …

İSLAM MAARİF ANLAYIŞI-33-TALEBE ANLAYIŞI-2-

Risalet’in müderrisliği, sahabenin talebeliği… İşte İslam tedrisat anlayışının iklimi bu, bu iklimden süzülecek mana ve hikmet yekunu, eksiksiz bir anlayış ve nizamı kurmaya kafidir. Sahabe bazı mevzularda nihai emsaldir. Nihai emsal olması zaruretendir, tercihen değil. Risalate rağmen değil, Risaletin tatbikat yekununu ikmal etmek için. Dikkat, mana yekununu değil, tatbikat yekununu… İslam tatbikat cihetiyle de “tamamlanmış” …

İSLAM MAARİF ANLAYIŞI-30-MÜDERRİS ANLAYIŞI-1-

MÜDERRİS ANLAYIŞI İki Cihan Serveri Aleyhiselatü Vesselam Efendimizin, Risalet vazifesini teslim aldıktan sonraki tüm hayatı, müderris, muallim, mürebbi olarak geçmiştir. Her hal ve kavli, ders veren, öğreten, terbiye eden, inşa eden ve nihayet tatbik eden bir emsaldir. Birçok sıfat şahsiyetinin yıldızları olarak parlamakta, her yıldız ayrı bir sahada “nihai emsal” vazifesini görmektedir. Asli vasfı ve …

İSLAM MAARİF ANLAYIŞI-29-TEDRİSAT ANLAYIŞI-4-

Sohbet usulleri geliştirmemiz lazım. Bunu her alanda yapmalıyız ama hususiyetle tedrisat safhalarının her biri için sohbet usulleri geliştirmemiz şart. Ana rahmindeki çocuktan başlayarak ölüme kadar sürecek hayatın her alanı için ayrı sohbet usulleri oluşturmalıyız. Zaten İslam maarif anlayışı, ilim tahsilinin, doğum öncesinden başlayarak ölüme kadar devam edeceğini kabul eder. Öyleyse tedrisat, okulla başlayıp biten bir …

İSLAM MAARİF ANLAYIŞI-28-TEDRİSAT ANLAYIŞI-3-

Sohbet ile tartışma arasındaki farkları bilmemiz gerekiyor. Umumiyetle bu farkları bilmediğimiz için tartışmadan kurtulup, sohbet meclisini oluşturamıyoruz. Tartışma aklın, dolayısıyla nefsin meşgalesi. Sohbet ise akl-ı selimin, dolayısıyla ruhun faaliyeti. Meseleye bu şekilde bakıldığında, sohbet de akıl ile yapılıyor. Zaten ruh, faaliyetlerinin kahir ekseriyetini vasıtalarla yapıyor. Bir müminin doğrudan ruhi faaliyetleri gerçekleştirecek ve hayatı doğrudan ruhi …

İSLAM MAARİF ANLAYIŞI-27-TEDRİSAT ANLAYIŞI-2-

Sohbet “meclis” kuran usuldür. Sohbetin oluşturduğu meclisi, hiçbir mükâleme (diyalog) şekli oluşturamaz. Sohbetteki iklim, kalbi-ruhi iklimdir, zihni-akli iklim değil. Kalbi-ruhi iklimin oluştuğu mecliste, “kalp dili” konuşulur, konuşan ise ruhtur. Öncelikle sohbet meclisi “emin”dir. Sohbete katılanlar cihetinden emindir, sohbet usulü cihetinden emindir, sohbet konusu cihetinden emindir. Bu sebeplerle de sohbet meclisi, kalpler meclisidir. Çünkü kalp, emin …

İSLAM MAARİF ANLAYIŞI-26-TEDRİSAT ANLAYIŞI-1-

Tedrisat usullerinin şahikası, sohbettir. Sohbet, sünnettir. Hz. Resul-i Ekrem Aleyhisselatü Vesselam Efendimizin hayatının büyük kısmı, tedrisatının ise tamamı, sohbet şeklinde cereyan etmiştir. Sohbetteki tesir gücü ve verimlilik seviyesi, hiçbir tedrisat usulünde yoktur. Günümüzde batının “sohbet”i tedrisat usulü olarak hiç kullanmadığı, hatta keşfetmediği malum ama Müslümanların bir kısmının da habersiz olduğuna dair görüntüler calib-i dikkattir. Sohbet, …

İSLAM MAARİF ANLAYIŞI-25-HAYAT TELAKKİSİ-7-

Muvazene (denge), varlığın, insanın ve hayatın varoluş denklemidir. Muvazenenin ve muvazene ihtiyacının en katı şekilde tezahür ettiği alan “varlık bahsi”, en açık şekilde zuhur ettiği alan “hayat bahsi”, en müphem olduğu alan ise “insan bahsi”dir. Mevzuumuz hayat bahsi… Muvazene, nizamdır, muvazenesizlik keşmekeş… Nizam hayattır, kaos ise ölüm… Hayat, keşmekeşe (kaosa) tahammül edemez, muvazene bozulduğunda tabii …

İSLAM MAARİF ANLAYIŞI-24-HAYAT TELAKKİSİ-6-

Hayat, sıhhat ve kudret merkezinde deveran ediyor. İnsanın sıhhatli ve kudretli olduğu yaş aralığı, hayatın deveran havzasını oluşturuyor. Sıhhat ve kudret muhafaza edildiği takdirde hayat, yirmi ile altmış yaş aralığında gerçekleşiyor. Altta (sıfır ila yirmi yaş arası) ve üstte kalan (altmıştan sonrası) kısım, “hayat havzası” tarafından taşınıyor. İnsanın sıhhatli ve kudretli olması, kendi meseleleriyle ilgilenebilmesinin …

İSLAM MAARİF ANLAYIŞI-23-HAYAT TELAKKİSİ-5-

İslam’ın hayat telakkisi, doğumla başlayıp, ölümle biten küçük bir paranteze sıkışmaz. Ölümden sonrası olduğu gibi doğumdan öncesi de var. Ölümden sonrası umumiyetle bilinir ve bahsi edilir ama doğumdan öncesine nedense dikkat edilmez. İslam, hayatın hakikatini “ruhi hayat” olarak tespit ve teklif ettiği için, hayatın bidayeti ruhun yaratılmasıdır. Dolayısıyla “alem-i ervah”tan başlayan bir hayat anlayışına sahiptir. …

İSLAM MAARİF ANLAYIŞI-22-HAYAT TELAKKİSİ-4-

Dünya görüşlerinin saf tefekkür ile hayat mecraları ve hayat havzaları açmaları imkansız mıdır? Ne kadar zor olduğu malum da, imkansız mıdır? Eğer imkansız ise, bu bahsin kapatılması gerekiyor, bu istikamette emek ve zaman israf etmemek gerekiyor. İmkansız değilse eğer, saf tefekkürün hayatta gerçekleştirilmesi manasına gelecek olan bu tür hamleler, insan haysiyetinin zirvesi kabul edilmelidir. Mümkündür …

İSLAM MAARİF ANLAYIŞI-21-HAYAT TELAKKİSİ-3-

Dünya görüşlerinin (iradi mecraların) hayatın tabii mecraları ile münasebetleri, hayatı ne kadar anladıklarını gösterir. Başka bir ifadeyle hayat telakkilerinin ne kadar isabet kaydettiğinin delilidir. Hayatın ana damarları tabii mecralardır, muharrik kuvveti ise fikir. “Yaşanmaya değer hayat”, fikir (irade) ile tabiatın mütekamil kıvamındadır. Tabii olan ile iradi olanın fevkalbeşer terkip kıvamını bulmak gerekir. Tabii mecralar hayatın …