“FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ” İSİMLİ ESERİN TETKİKİ

“FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ” İSİMLİ ESERİN TETKİKİ

(Terkip ve İnşa dergisi 21. sayı)

TAKDİM
Her insanın bir merkezi vardır. İnsana ait o merkezi tanımak “insanı tanımanın yarısı”dır. İnsanın merkezi tanındığında “diğer hususiyetlerinin tamamına dair ön fikir” edinmek mümkündür. “İnsanın merkezi, hayatı kendisiyle anladığı ve yaşadığı unsurdur.” İnsanın sahip olduğu merkezin boyutu insan, hayat ve varlığa dair yaklaşımını ortaya koyacaktır. “İnsanın merkezleri; ben hassası, zeka, akıl, duygu ve imandır.” İnsan kendi haline bırakıldığında, sahip olduğu istidat ve zafiyetlere göre bu merkezlerden birisine bağlı bir zihni evren oluşur. Müslüman şahsiyet inşasında merkez, iman ve imanın idrak maharetiyle teçhiz edilmiş hali olan akl-ı selimdir.
İnsana yapılacak kötülüklerden birisi, merkezini kendi dışına taşımak ve bir başka insanın merkezine kilitlemektir. İnsan başka bir merkeze bağlandığında ona yaptırılamayacak hiçbir şey yoktur. Fethullah Gülen, üyelerini kendi merkezine bağlayarak onları ALLAH ve Resulünün davasından uzaklaştıran ve istismar eden bir haindir. Fıtraten temiz olan insanlar farkında olmadan Fethullah Gülen merkezine bağlanmıştır. Kendi ruhlarına ve oradan Allah’a ulaşacaklarını zannettikleri vasatta Gülen’e ulaştıklarının ve orada kaldıklarının farkına dahi varmamışlardır. Okumaya devam et ““FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ” İSİMLİ ESERİN TETKİKİ”

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-14-MEFKURESİZLİK VE MENFAATÇİLİK

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-14-MEFKURESİZLİK VE MENFAATÇİLİK

Fethullah Gülen hiçbir zaman ortaya bir mefkure koymadı. Ne dediğini her zaman sisli bir üslubun içine gizledi, muallak ifadelerle harmanladı, müphem ifadelerle sarmaladı ve “çok önemli şeyler” söylüyormuş edasıyla insanları avladı.

Siyasetteki Süleyman Demirel neyse, dini cemaatler alanında Fethullah Gülen odur. Çok konuşup hiçbir şey söylemeyen, çok yazıp hiçbir izah yapmayan birisi olarak Fethullah Gülen, ilim ve fikirde “toplayıcı”dır. Keşif ve inşa istidadı ve mahareti olmayan Gülen, İslam irfan müktesebatını tarayıp, oradan intihal ettiği metinleri kendi dil ve üslubu ile derleyen, kendi keşif ve imali gibi pazarlayan birisidir. Bu meselenin en açık delili ise, “Kalbin Zümrüt Tepeleri” isimli eseridir.
Okumaya devam et “FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-14-MEFKURESİZLİK VE MENFAATÇİLİK”

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-13-ŞAHSİ İKTİDAR İNŞASI

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-13-ŞAHSİ İKTİDAR İNŞASI

Tecdit ve velayet makam ve salahiyetini zekice çalarak önce kendinde “mistik şahsiyet” sonra da örgütün üst yönetiminde “mistik merkez” inşa eden Fethullah Gülen şahsi iktidar peşinde koşuyor veya tüm iktidarları şahsında toplamaya çalışıyor. Müceddit kendisi, veli kendisi, mütefekkir kendisi, bunlar yetmiyormuş gibi, siyasetçi kendisi, polis şefi kendisi, Yargıtay başkanı kendisi, holding patronu kendisi, medya sahibi kendisi ila ahir…

İktidar inşası, içinde yaşadığın kültür evreninin manevi esaslarıyla mümkündür. Türkiye’de iktidar inşası için birinci şart, kendini İslam üzerinden ifade etmek, İslam’ın esaslarıyla izah etmek, İslam üzerinden iktidar devşirmektir. Bununla iktifa ederseniz İslami otorite olursunuz ama müşahhaslaşmış bir iktidar inşası gerçekleşmez. Buna ilave olarak, bir örgüt sahibi olmanız, maddi kuvvet biriktirmeniz, tesir etmeniz gerekir. Fethullah Gülen, İslam’dan devşirdiği ve muhtevasını değiştirerek “mistik” özellikler kazandırdığı şahsiyetini güçlü bir örgüt ile desteklemiş, cemiyete ve devlete nüfuz etmiş, iktidar inşası için gerekli şartları elde etmiş birisidir.
Okumaya devam et “FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-13-ŞAHSİ İKTİDAR İNŞASI”

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-12-TEFEKKÜRÜ İPTAL EDİYOR

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-12-TEFEKKÜRÜ İPTAL EDİYOR

Fethullah Gülen’in kurduğu örgüt yapısında tefekkür için birkaç milimetre kare alan açmadığı, hiç kimsenin tefekküre sevk edilmediği, tefekkürün teşvik yerine engellendiği malum. Hayatın her alanında adam yetiştiren, yetiştirmeye çalışan Fethullah Gülen, her nedense tefekkür insanı yetiştirmek için serçe parmağını bile kıpırdatmıyor. Üniversiteleri işgal etmek için akademik unvanlı bol miktarda adam yetiştirdiği vaka ama onların bilim adamı olmadığını, hiçbir ilmi iddiada bulunmadıklarından, hiçbir ilmi keşif yapmadıklarından biliyoruz.

Örgüt ve fikir meselesinin bir arada değerlendirilemediği bir ülkede yaşıyoruz. Örgütlü olmak fikirsiz olmak manasına geliyor. Yine maalesef fikir sahibi olmak da örgütsüz olmak, ferdi çerçevede kalmak anlamına geldiği gibi… Aslında fikir ile örgüt, birbirine nizam ile hürriyette olduğu gibi vazgeçilmez derecede muhtaçtırlar ama nedense bu iki mesele de paradoks haline getirilmiştir. Biraz fikre bulaşanlar (yarım yamalak) teşkilat ve teşkilatlılık haline uzaklaşmakta, bir örgüt kuranlar da fikri askıya almaktadır. Her hareketin bir noktada tıkanması, tökezlemesi, dağılmasının temel sebebi bu olmasına rağmen, herkes tekrar tekrar bu meselede aynı hataları ısrarla tekrar ediyor.
Okumaya devam et “FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-12-TEFEKKÜRÜ İPTAL EDİYOR”

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-11-VELAYET HIRSIZLIĞI

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-11-VELAYET HIRSIZLIĞI

“Gayb” meselesi tabiatı gereği girifttir. Günümüz dünyasındaki tefekkürün sığlığı, girift meseleleri anlamaya, meseleyi doğru mikyaslara bağlamaya, doğru nispet irtibatları kurmaya müsait değil. Hele hele bu tür meseleleri tasnif etmek, tanzim etmek, daha derinlere inerek terkip etmek fevkalade zordur.

Sığ idrak sahipleri, gayb meselesini tevhid ile irtibatlandırmış, bu sebeple şirk tezahürlerini bu meseleye bağlamış, İslam’ın merkezi mevzuu olan tevhidi, girift meselelerinden olan gayb ile zehirlemiştir. Sığ idrakliler, gayb bahsini, “bilinmeyenin bilinemeyeceği” şeklinde anlamış, bilinmeyenleri bilebilenleri veya bilebilecekleri söylenenleri müşrik saymıştır. Meselenin tabiatındaki giriftlik, sığ tefekkürün nüfuzuna mani olmuş, mevzu bir türlü kendi merkezine oturtulamamıştır.
Okumaya devam et “FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-11-VELAYET HIRSIZLIĞI”

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-10-MÜCEDDİT VE MİSTİK ŞAHSİYET

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-10-MÜCEDDİT VE MİSTİK ŞAHSİYET

Ruhban sınıfı ve dinin temsilciliği meselesi birbirine karıştırılmakta, din adına söz söyleme salahiyeti ruhbanlık olarak anlaşılmakta, ruhbanlığın olmaması ise tam bir serkeşlik ve temsilsizlik olarak kabul edilmektedir. İslam’da ruhbanlık ve ruhban sınıfı yoktur, doğru ama bununla beraber dini temsil salahiyetine sahip insanlar vardır, olmalıdır. Aksi takdirde doğru anlayışı takip ve muhafaza etmekte arızalar yaşanacağı gibi, vahdetin temin ve devamı da kabil olmuyor.

Ruhbanlık, dinin esaslarıyla ilgili karar verebilen, dinin esaslarını değiştirme yetkisine sahip, mesela “haram ve helal” tayininde bulunabilen kişilerdir. Dinin esaslarıyla ilgili karar verme yetkisi, “din inşası” anlamına gelir. İslam, ikmal edilmiştir ve dinin tamamiyetine dair eksik veya fazla bir harf bile yoktur, Müslümanın ilk vazifesi de önceki nesillerden emanet olarak teslim aldığı dini “olduğu gibi” muhafaza etmektir.
Okumaya devam et “FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-10-MÜCEDDİT VE MİSTİK ŞAHSİYET”

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-9-MİSTİK MERKEZ İNŞASI

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-9-MİSTİK MERKEZ İNŞASI

Müslümanın istikametini tayin eden ana mevzular ve alametler şöyle sıralanabilir; itikatta tevhid, anlayışta terkip, tatbikatta vahdet…

İtikat, meselelerin meselesidir ve Müslümanın imanı tevhidedir, tevhid üzeredir. İdrak bahsinde ise meselelerin meselesi terkiptir, terkip marifetiyle bir taraftan tecrit ve tenzih güzergahına yükseliriz diğer taraftan parça fikirlerden ve parça fikirlerin savruluşundan kurtularak bütünlüğe, vahdete, tevhide ulaşırız. Tatbikatta ise esas olan mesele Müslümana husumet tevcih etmemektir, Müslümanlar arası husumeti izale ve vahdeti temin etmektir. Müslümanlar sadece Müslümanlara hasım olan Müslümanlık iddiasında bulunanlara karşı husumet beslerler ki onlar fitnenin ta kendisidir.
Okumaya devam et “FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-9-MİSTİK MERKEZ İNŞASI”

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-8-MAKAM SAHİBİ Mİ HİLEKAR MI?

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-8-MAKAM SAHİBİ Mİ HİLEKAR MI?

Fethullah Gülen, “Kalbin Zümrüt Tepeleri” isimli eserinde, tasavvuftaki makamlardan birine sahip olduğu hissini veriyor. Tevazu maskesini aralayıp da altındaki derin kibri görenler talip olduğu makamın ise “insan-ı kamil” olduğunu farkeder.

İnsan-ı Kamil, kendinin de kitapta anlattığı üzere, Risalet ve Nübüvvetten sonraki en yüksek makamdır. Talip olduğu makam, tasavvuftaki herhangi bir makam değil, zirvedir. Adamdaki hırs, sınır tanımaz bir talepkarlığı doğurmuş, o da gözünü kör etmiş…

Talepkarlığını ve iddia sahibi olduğunu gizlemek için tevazu ifadelerini kitabın sayfalarına seyrek şekilde serpiştiren Fethullah Gülen, bizim yaptığımız gibi muhtemel tenkitlerin karşısına savunma bariyerleri örmüştür. Nikah yemini ile kendisine bağlanan insanların “tevazu” olarak kabul ettikleri şu ifadeler aslında hakikatin itirafıdır.
Okumaya devam et “FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-8-MAKAM SAHİBİ Mİ HİLEKAR MI?”

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-7-TERTİP VE TASNİF ZAFİYETİ

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-7-TERTİP VE TASNİF ZAFİYETİ

Fethullah Gülen’in “Kalbin zümrüt tepeleri” isimli eseri, hiçbir tertibe sahip olmayan kaotik bir çalışma özelliği taşıyor. Tertipsizlik o kadar aşikar ki, ağır dili ve etkileyici üslubu bile bu husustaki zafiyeti perdeleyememiştir.

Öncelikle mevzuların tertip ve tasnifi yok, sonra “mana tertibi” yok, bunlar olmayınca tecrit, tenzih ve tevhid güzergahının “meratip tertibi” yok. Mevzuların yatay tasnifi olmadan, dikey tasnifi mahiyetindeki meratip silsilesi yapılamıyor. Hiçbir tertibe tabi tutulmadan, hiçbir tasnif yapılmadan kitap sayfalarına gelişigüzel serpiştirilmiş meratip silsilesine dair ifadeler, meseleyi anladığına değil, tam aksine anlamadığına işaret ediyor.
Okumaya devam et “FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-7-TERTİP VE TASNİF ZAFİYETİ”

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-6-İMAM-I RABBANİ HAZRETLERİNİ TAHFİF

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-6-İMAM-I RABBANİ HAZRETLERİNİ TAHFİF

Fethullah Gülen’in dilinde tarihi şahsiyetlere karşı bir hürmetsizlik yok. Hürmetsizlik yok ama buna karşılık çok sinsi bir tahfif var. Dikkatli tetkik edilmediği takdirde gözden kaçan bu husus, anlayış çerçevesini bozduğu gibi, hak etmediği bir makamı iktisap teşebbüsü olarak görünüyor.

Gizli tahfif meselesinin en aşikar misali, Müceddid-i Elf-i Sani İmam-ı Rabbani Hazretleri ile ilgili tavır ve beyanlarıdır. İkinci bin yılın müceddidi olan büyük İmamın beyanlarını tashih etmek cüretini gösteriyor. Büyük İmamın bir konudaki görüşünün “yanlış” olduğunu aşikar şekilde söylüyor ve “doğrusunun” ne olduğunu bildiğini iddia ediyor. Müthiş bir cüret… Birçok zat ile ilgili göstermediği bu refleksini, her nedense İmam-ı Rabbani Hazretleri hakkında açıkça ifade etmekten çekinmiyor.

Misal;
Okumaya devam et “FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-6-İMAM-I RABBANİ HAZRETLERİNİ TAHFİF”

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-5-FİKİR KABIZLIĞI

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-5-FİKİR KABIZLIĞI

Fethullah Gülen bir konuda çok mahir, fikir ile dil ve üslubu öyle bir harmanlamış ki, birbirinden tefrik etmek fevkalade zor. Zaten tabiatı gereği fikir ile dil ve üslup birbirine nüfuz etmiş halde bulunur ve zaten tabiatı gereği bunların birbirinden tefriki zordur. Bu sebeple bazı fikir ve ilim adamları hak etmedikleri şöhrete sahip olmuşlardır. Fethullah Gülen, meselenin tabiatındaki zorluğu iyice girifleştirmiş, dil ve üslubunun içinde fikri arayıp bulmayı çetin bir mesele haline getirmiştir.

İslam’ın on dört asırlık müktesebatından ulaşabildiklerini almış, onları kendi dil ve üslubuyla ifade etmiş, kadimden beri müzakere edilen meseleleri kendi fikriymiş gibi ifade etmiştir. Müktesebata vakıf olanların farkedip, hırsızlık (intihal) ile ithamından korunmak için sık sık nakil üslubuna müracaat etmiş, nakil yaptığını gizlememiş ama her konuyla ilgili kendi fikri varmış gibi davranmaktan da kaçınmamıştır. Oysa “Kalbin zümrüt tepeleri” isimli dört ciltlik kitapta, dört adet orijinal fikir yoktur. Çok büyük bir iddia gibi görünen bu beyan, müktesebata aşina olan ve dil ile üslubu muhtevadan ayırabilenlerce anlaşılabilecek bir özelliktir.
Okumaya devam et “FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-5-FİKİR KABIZLIĞI”

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-2-DİL VE ÜSLUP

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-2-DİL VE ÜSLUP

Fethullah Gülen, eski dilin tabii neticesi olan güzel üsluba nispeten sahip. İslam irfanı ile meşgul olmuş, onunla nispeten ünsiyet kesbetmiş her kalem ehlinin malik olduğu benzeri üsluplar, bu şahısların derin bir hikmet sahibi olduğu zannı uyandırıyor. O kadar ki, günümüzde, Osmanlının inşa ettiği muhteşem medeniyet diline biraz vakıf olan ve derdini onunla anlatacak kadar istimal istidadı kazanan kişiler bile büyük arifler cümlesinden sayılmaya başlanmıştır. Oysa Osmanlının son devirlerinde yayınlanan bir gazetedeki meşum bir cinayet haberini okuyan, o haberi hazırlayan herhangi bir muhabiri bile, bugünün seviyesiyle baktığında büyük ariflerden zanneder. Osmanlının en büyük eserlerinden biri olan “medeniyet dili”, tarihte misali olmayan bir “iradi dil inşasıdır”. Dilin tabii seyrinde inkişaf ettiği vakadır ve bu hükmün tek istisnası Osmanlıca nam “medeniyet dilidir”. O dile bir nebze vakıf ve hakim olan birisi, o dil ile pornografik bir hikaye anlatsa bile, girift bir hikmet muhtevasını ilmek ilmek ördüğü, lif lif açıp izah ettiği zannedilir. Osmanlının sadece dilini bile taklit edebilmek, bugünün sığ ve sahte dünyasında insana “arif” vasfını kazandırmak için maalesef kafi gelmeye başlamıştır. Osmanlı ile Cumhuriyet arasındaki uçurumun derinliği, Osmanlının dilini istimal temrinleriyle büyük mütefekkir veya büyük alim zannının üretilmesini mümkün kılar.

Fethullah Gülen, tek bir hikmet cümlesi imal edememiş, buna mukabil müktesebat ile meşgul, onun dil ve üslubuna da hakim olmasından dolayı “büyük alim” zannedilmiş birisidir. İslam irfan müktesebatını toplayıp kendi üslubu ile nakletmesi, müktesebata vakıf insan sayısının az olduğu bir vasatta, Fethullah Gülen’in büyük alim (veya arif) olarak nam salmasına sebep olmuştur.
Okumaya devam et “FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-2-DİL VE ÜSLUP”

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-1-TAKDİM

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-1-TAKDİM

Fethullah Gülen ile ilgili çok şey yazıldı ve söylendi. Kırk yıldır gündemde olan bir adam hakkında çok şey söylenmiş olması normal ama son aylarda hakkında yazılan ve söylenenler, muhtemeldir ki daha önce söylenenlerin toplamını geçmiştir.

Yazılan ve söylenenlerin kahir ekseriyeti örgütüyle ilgilidir ve son dönemde aldığı karar ve takip ettiği siyaset gereği “ihanet” ile itham edildiği için mesele umumiyetle uygulamalara dönük olarak değerlendirilmiştir. Tatbikat bahsi “acil” meselelerden olduğu için bu durum anlaşılabilir, Müslümanları ve hükümeti hedef alan ağır saldırısı savuşturulmadan fikri derinliklere inen değerlendirmeler yapmak mümkün olmuyor. Aslında olmalı, maalesef tatbikatın aciliyeti, fikri muhakemeleri arka plana atıyor.

Zamanı gelse de gelmese de artık Fethullah Gülen’i fikri çerçevede değerlendirmeye almak lazım. Fikren yaşayan birisi, fiilen ölse de tehlike devam ediyor demektir, öyleyse fikri değerlendirme şarttır.
Okumaya devam et “FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-1-TAKDİM”