Etiket arşivi: HAKİ DEMİR

AKL-I SELİM programı her pazar Vuslat tv’de

Vuslat televizyonunda her pazar AKL-I SELİM programı yapılıyor, akşam saat 22.00 de yayınlanıyor. Program, Selahattin Sevmez’in yönetiminde yazarımız HAKİ DEMİR ve ŞEVKİ KARABEKİROĞLU’nun katılımı ile gerçekleşiyor.

Bu haftanın mevzuları: kültür ve medeniyet şehri meselesidir.

Doç. Dr. Hacı Ali BOZKURT İLE “İLİMLERİN TASNİFİNE” DAİR MÜLAKAT

Doç. Dr. HACI ALİ BOZKURT İLE “İLİMLERİN TASNİFİNE” DAİR MÜLAKAT

*Mülakatın takdimi
Hacı Ali Bozkurt Beyefendi, 1943 Erzincan doğumlu, İngilizce, Almanca, İtalyanca, Fransızca ve Arapça bilen ilim adamlarımızdandır. Doçenttir, felsefe sahasında mütehassıstır.
Anadolu’nun “kıymet mahzeni” olduğu fikrimiz ve umudumuz, bizi sürekli arayışa sevk etmekte, Allah Azze ve Celle ümit ve gayretimizi boşa çıkarmamaktadır. Bu cümleden olarak bulduğumuz kıymetlerden birisi de Hacı Ali Bozkurt Beyefendidir. Hacı Ali Bozkurt Beyefendi; ilmi teçhizatı, fikri derinliği, tecrit ve terkip mahareti takdire şayan bir ilim (bilim değil) adamlarımızdandır. Hem kadim müktesebatımıza vukufiyeti hem de felsefeye nüfuzu dikkat çekici derinliktedir. Ümmetin mühim ve acil meselelerinden olan “ilimlerin tasnifi” bahsine gösterdiği hassasiyet ve atfettiği kıymet, bu mevzuun unutulmuş olmasına hayret edecek kadar derindir.
Şahsiyeti hürmete, idraki itibara layık olması cihetiyle daha uzun soluklu müşterek çalışmalar yapmak temennisindeyiz. Bu mülakat, telefonda yapıldığı için hacmi küçük lakin muhtevası büyük bir çalışma oldu. Rızaları istikametinde, bununla iktifa etmek niyetinde değiliz.
Doç. Dr. Hacı Ali BOZKURT İLE “İLİMLERİN TASNİFİNE” DAİR MÜLAKAT yazısına devam et

YAZARIMIZ HAKİ DEMİR CUMARTESİ “VUSLAT TV” DE…

Malatya merkezli bölge televizyonu olan Vuslat televizyonunda, Cumartesi (24.10.2015) akşam saat 20.30 da yayınlanacak canlı programa yazarımız Haki Demir de katılacaktır. İki kişinin misafir olarak katılacağı programın adı, AKL-I SELİM olacak ve bu tarihte birincisi yayınlanacak program periyodik şekilde devam edecektir.

Takipçilerimize saygıyla duyururuz.

EYLÜL AYI KİTAP BASIM PROGRAMI

EYLÜL AYI KİTAP BASIM PROGRAMI

Fikirteknesi Yayınevi, Eylül ayı kitap basım programına başladı.

Eylül ayı içinde basılacak kitapların listesi;

1-Riyaziye-1-Yeniden Riyaziye (Haki DEMİR)
2-Riyaziye-2-Riyaziye İlmi (Haki DEMİR)
3-Batı tefekkürü ve İslam tasavvufu şerhi-1-Felsefeyle hesaplaşma (Haki DEMİR)
4-İslam medeniyet tasavvuru-4-İlimlerin tasnifi (Haki DEMİR)
5-İslam medeniyet tasavvuru-1-Terkip ve tefekkür (Haki DEMİR) -İkinci baskı-
(Not: Birinci cildin muhtevası yeniden ele alındı, yeni mevzular eklendi)
6-Dünya Devleti-1-Stratejik düşünce (Ahmet SELÇUKİ)
7-Kişilik ve hayat tarzı (Osman GAZNELİ)
EYLÜL AYI KİTAP BASIM PROGRAMI yazısına devam et

Fikir Teknesi’nden peş peşe fikirli kitaplar…

Fikir Teknesi’nden peş peşe fikirli kitaplar…

Kitap müptelâları bilir ki, eskiden bu yana kitap neşriyatının hâkimiyeti İstanbul’un tekelindedir. Ne var ki plânlanan belli bir sürede külliyat çapında kitap neşretmeyi göze alan yayıncı nadir görülen bir hâdisedir.

İşte bu mânada İstanbul neşriyatçılığını kıskandıracak derecede fikirli kitaplar neşreden Fikir Teknesi Yayınları 9 ay içerisinde 93. kitabını yayınlamış bulunmaktadır. Şehr-i Maraş’ta Büyük Doğu fikriyatını külliyat hâlinde kitaplaştıran avukat Haki Demir’in sahipliği ve koordinatörlüğü ile Metin Acıpayam’ın editörlüğünde peş peşe kitaplar yayınlayan Fikir Teknesi Yayınları idealist gayretin bir numunesidir.

85 ayrı kitabı daha önce yayınlayan yayınevi haziran ve temmuz ayı içerisinde 8 yeni kitap daha yayınlayarak 93. kitaba imza attı. Önümüzdeki günlerde bu sayıya 4 ayrı kitap ekleneceği söyleniyor. Yayınlanan yeni kitaplar adından bile anlaşılacağı üzere fikirli ve temel kitaplardır:
Fikir Teknesi’nden peş peşe fikirli kitaplar… yazısına devam et

KİTAP BASKISI YENİDEN BAŞLIYOR

KİTAP BASKISI YENİDEN BAŞLIYOR
Fikirteknesi yayınevi birkaç ayda 85 adet kitap bastı, muhtemelen Türk matbuat tarihinde bir rekor kırdı. Rekor kırdı ama aynı nispette de yoruldu. Bir müddettir dergi basımı ve sempozyum hazırlıklarıyla meşgul olan yazar arkadaşlarımız, yayına hazırlanmış kitaplarını yayınevine teslim etti.
Kısa sürede çok kitap basmak, mali kaynak, mesai, titizlik gibi meseleler bakımından çok zorluydu. Yeni baskı döneminde kısa sürede çok kitap basılmayacak. Hafta bir kitap olmak üzere yavaş bir ritimle kitaplarımız basılmaya başlanacak. Haftada bir kitap basma yoğunluğu, mali kaynak cihetinden fazla yormayacağı gibi mesaimizi de almayacaktır.
Yayına hazırlanan kitap listesi aşağıda;
HAKİ DEMİR
1-İslam tarih telakkisi
2-İslam irfanının teknolojisi
3-Büyüklere sorular
4-Akl-ı Selimin teşekkülü
KİTAP BASKISI YENİDEN BAŞLIYOR yazısına devam et

“İslam Medeniyet Tasavvuru”na Dair Çaplı Bir Kitap Seti

“İslâm Medeniyet Tasavvuru”na dair çaplı bir kitap seti

Ehli bilir ki Batılılaşmanın getirdiği medeniyet buhranları, medeniyet târifleri ve teklifleri bir asır vardır ki bu ülkenin çatışmalı toplum yapısının zeminini oluşturmaktadır. Kemalist ve Türkçü kanadın laikleştirilmiş Türklük ve İslâm’ın yanında “Batı medeniyetimden…” absürdlüğünü teklif edenler, doğrudan doğruya her şeyimizle Batı medeniyetine iltica etmemiz gerektiğini söyleyenler var. Bütün bu sentezci ve eklektik medeniyet görüşlerinin bir asırdır medeniyet tasavvurumuzu delik deşik ettiğini erbabı bilir.

Türk fikir hayatında okuduğumuz nice yazarların medeniyet üstüne yazdıklarında parça doğrular mevcut olmasına rağmen bütünlüklü bir târif yaptıkları ve teklif sundukları söylenemez. Bu sahada tesbit ve teklifleri olan müstakil yazılar elbette mevcut. Fakat kitap çapında bir baştan bir başa İslâm medeniyet tasavvurumuzu ele alan ve teklif sunan kitap yok diyebiliriz.
“İslam Medeniyet Tasavvuru”na Dair Çaplı Bir Kitap Seti yazısına devam et

KİTAPLARI İÇTİMAYA ÇIKAN VELUD BİR YAZAR

Kitapları içtimaya çıkan velud bir yazar

Velud, kararlı ve aksiyon sahibi bir yazarla karşı karşıyayız. Esasında yazarlığı bir gaye değil, bir vasıta. Hukukçu tarafını öne çıkarmaz. Maişet mesleğiyle fazlaca iştigal ettiği görülmemiştir. Mümeyyiz vasfı fikir adamlığı… Zihniyeti sağlam bir yazar Haki Demir’den bahsediyorum.

DÜNYA KAZANCINA MEYLİ OLMAYAN VE BÜYÜK DOĞU FİKRİNDEN BESLENEN YAZAR

Dünya kazancına meyli olmayan bir fikir adamının yapacağı işler muhakkak ki fikirle alâkalı olacaktır. Bu fikirli dost da şüphesiz ki Necip Fazıl’ın Büyük Doğu fikrinden beslenmiş. Bu gaye ile fikrî çalışmalarını başkalarının istifadesine sunmak ve başka dostlarının çalışmalarını da hayat katmak için “Fikir Teknesi” adıyla internet sitesi kurmuştu.
KİTAPLARI İÇTİMAYA ÇIKAN VELUD BİR YAZAR yazısına devam et

FİKİRTEKNESİ’NİN BAŞARISI VE BİR KİTABIN TANITIMI

Fikirtekne’sinin başarısı ve bir kitabın tanıtımı

Mehmet Şahin, Fethullah Gülen ve paralel örgüt hakkında yazılanları toplamış, tertip etmiş ve kitap haline getirmiş. Kitapta makaleler olduğu gibi mülakatlar da var.

Kitabın ismi, “Fethullah Gülen’in Dini Söyleminin Eleştirisi”. Kitap Evre Yayınlarından Temmuz 2014 tarihinde çıkmış. Toplam 422 sayfa…

Kitapta www.fikirteknesi.com sitesinin üç yazarının yazıları var. Haki Demir, İbrahim Sancak ve Selehattin Adanalı…
FİKİRTEKNESİ’NİN BAŞARISI VE BİR KİTABIN TANITIMI yazısına devam et

KONFERANSA DAVET

Malatya’da mukim ve orada faaliyet gösteren BİLSAM tarafından tertip edilen, “ŞEHİR VE MEDENİYET” konulu konferans, 26.10.2013 tarihinde Malata İl Özel İdaresi Toplantı salonunda gerçekleştirilecektir. Program, akşam saat 19.00 da başlayacak ve takriben 90-100 dakika sürecektir. Program, ilk yarısında konuşma, ikinci yarısında ise sohbet şeklinde gerçekleşecektir.

Konferansın konuşmacısı, sitemiz yazarlarından HAKİ DEMİR’dir. Hayırlı ve faydalı bir çalışma olması ümid ve duasıyla…

Konferans ile ilgili teferruatlı bilgi, www.bilsam.org sitesinden edinilebilir.

MÜSLÜMANLARA ON MİLYAR YIL KAZANDIRMAK MÜMKÜN

MÜSLÜMANLARA ON MİLYAR YIL KAZANDIRMAK MÜMKÜN
Yazının başlığı ilk bakışta tuhaf görünüyor, biliyoruz ama dikkat çekmek için koymadık o başlığı, bir gerçeği ifade etmek için seçtik. Yazının devamında görüleceği üzere, matematik hesabını yaptık, neticeyi yaklaşık olarak yazdık.
Mesele şu; çocukların eğitim çağını altı yaşından başlatıyorlar, sıfır ile altı yaşına kadar çocukları eğitim dışı tutuyorlar. Eğer, sıfır ile altı yaş aralığında eğitim mümkünse ve yapılabilirse, her çocuğa, hayatında altı yıl kazandırmış olmaz mıyız? Her çocuğa (yani insana) altı yıl kazandırabilirsek, bir buçuk milyar Müslümana toplamda on milyar yıla yakın bir zaman kazandırmış olmaz mıyız?
Öncelikle Haki Demir’in, “Talim ve Terbiye süreçleri” yazı serisinin “Ruhi-Akli süreçler” kısmının, “Ruhi safha” faslındaki konu ile ilgili tespitlerini nakledelim.
“Bebeği sadece bedeni (biyolojik) cihetiyle ele aldığımız için, onu beş-altı yaşına kadar talim ve terbiyeden muaf tutuyoruz. İnsanın hayatından, hayatının en mühim safhasından altı yılı almak, o çağı bomboş bırakmak çok hazin. Bomboş bıraktığımız o çağda bebek, hayatı boyunca en derin idrak faaliyetini gerçekleştiriyor, lisan öğreniyor. Hem de hiçbir talim ve terbiyeden geçmediği halde… Evdeki karı kocanın kavgasını dinlemekten başka hiçbir talimden geçmeyen bebeğin, o vasatta ve yaşta lisan öğreniyor olması neden kimsenin dikkatini çekmez, neden bu muhteşem hadiseye rağmen o yaşta talim ve terbiye tatbikatları geliştirilmez ve uygulanmaz? Çünkü tedrisat anlayışımızı (her alanda olduğu gibi) batıdan aldık, çünkü batının insan ve tedrisat anlayışı materyalisttir. Adına üniversite dedikleri, ilim merkezi olması gerektiği halde ilim katili olan, batının gönüllü fikir ajanlarının örgütü, İslam’da kaynakları, İslam irfanında ilimleri ve İslam tarihinde tatbikatları olan sıfır yaşından itibaren talim ve terbiye tatbikatlarını tarihe gömmek, çıkarılmasını ve yeniden keşfedilmesini engellemek için dehşetengiz bir çaba gösteriyor. Hazin olan tarafı ise Müslüman fikir ve ilim adamlarının da aynı istikamette, küçük farklılıklarla hayatlarına devam ediyor olmasıdır. Müslüman fikir ve ilim adamlarının İslam irfanına yabancılaşmasından dolayıdır ki, tarihte, dört-beş yaşlarında Kur’an-ı Kerim hafızı olmuş büyük insanlar ile ilgili bilgiler, tatbik edilen talim ve terbiyenin başarısı olarak görülmüyor, aksine ütopya, hayal, efsane muamelesi görüyor.” MÜSLÜMANLARA ON MİLYAR YIL KAZANDIRMAK MÜMKÜN yazısına devam et

“TÜRKİYE SOMALİ’DE DEVLET KURACAK”

“TÜRKİYE SOMALİ’DE DEVLET KURACAK”
Yazının başlığı, Sabah gazetesinin internet sitesinde 02.11.2012 tarihine yayınlanan bir haberin başlığı… Haber özetle şöyle;
“Türkiye’nin Mogadişu Büyükelçisi Cemalettin Kani Torun, “Somali’de yeni bir devlet yapısı oluşturmak için Türkiye’den uzmanlar getirip, burayı işleyen bir devlet mekanizmasına kavuşturmak istiyoruz” dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 19 Ağustos 2011’deki ziyaretinin Somali için bir dönüm noktası olduğunu belirten Torun, şunları kaydetti: “Türkiye Cumhuriyeti olarak son bir yılda yardım faaliyetlerine ilaveten kalkınma faaliyetlerine başladık. Yol, okul, hastane inşası yanında, devletin yeniden inşası gibi bir faaliyetimiz var. Çünkü, burada işleyen bir devlet mekanizması yok. İnşallah bu konuda da elimizden geleni yapacağız. Somali’de yeni bir devlet yapısı oluşturmak için Türkiye’den uzmanlar getirip burayı işleyen bir devlet mekanizmasına kavuşturmak istiyoruz.”

Bizim için bu haberin önemi, benzer başlıkla sitemizde yayınlanan bir yazıdaki fikrin gerçekleşiyor olmasıdır. Yazı Haki Beye ait… Yayınlanma tarihi, 16.09.2011… Hani Somali’de kıtlık olmuştu ve Türkiye yardım seferberliği gerçekleştirmişti, o hadisenin akabinde yazılan bir yazı… Yazının başlığı, “Türkiye’nin Afrika’daki üssü Somali”… “TÜRKİYE SOMALİ’DE DEVLET KURACAK” yazısına devam et

İHTİLAL LİDERLİĞİ -e kitap indir-

Lider, çok sayıda insanı bir çerçeve içinde buluşturabilen ve bir istikamete sevkedebilen insandır. İnsanların çok sayıda olması aynı zamanda çok çeşitli mizaç, kişilik ve şahsiyet özelliklerine sahip olması manasındadır. Aynı mizaç ve şahsiyet özelliklerine sahip olan insanları aynı istikamete sevk etmek liderliği gerektirecek kadar zor değildir.

Farklı mizaç hususiyetlerine sahip insanların düşünce alışkanlıklarından davranış şekillerine, menfaat farklılığından talep çeşitliliğine kadar birçok farklılığı bünyelerinde barındıracakları açıktır. Aynı konuda birden çok düşüncenin meydana gelebilmesi demek olan bu durum tüm düşünce çeşitliliğinin aynı teknede yoğrulabilmesini maharet haline getirebilmektedir. Farklı düşüncelerin farklı hareketleri gerektireceği ve tetikleyeceği malumdur. Farklı hareketlerin tek istikamete yönelebilmesi veya yönlendirilebilmesindeki zorluk anlaşılabilir bir durumdur. Farklı ve çatışan menfaatlerin aynı teknede yoğrulabilmesi ise işin pratik fakat en zor kısmıdır. İHTİLAL LİDERLİĞİ -e kitap indir- yazısına devam et

“İTİBAR MERKEZİNE” İLK ADIM ATILDI O DA YANLIŞ ATILDI

“İTİBAR MERKEZİNE” İLK ADIM ATILDI O DA YANLIŞ ATILDI
Ali Babacan’ın 06.01.2012 tarihli gazetelerdeki açıklamaları içinde dikkatimizi çeken bir konu var. Çek ile ilgili yeni düzenlemeler bahsinde, vatandaşların kredi durumlarını tek havzada toplamak için Türkiye Bankalar Birliğine verilen yetkilerden bahsediyor. Sadece çeklerin karşılıksız çıkmasından ibaret olmayan ve elektrik faturasına kadar ödeme düzeni hakkında bilgilerin depolanacağı belirtiliyor. Bütün bunlar, bankalardan çek defteri almak isteyenlerin kredibilitesini tespit etmek için kullanılacak.
Liberal-kapitalist siyasi sistemler, iktisadi alanda bankaları korumakla görevlidirler. Batı dünyasındaki iktisadi krizde bankalara “yardım” adı altında ödenen yüz milyarlarca dolarda görüldüğü gibi, kanuni düzenlemeler de bankaları ve tabii ki büyük şirketleri özenle koruyorlar.
Türkiye, dünyanın yeni bir çağa doğru hızla yol aldığı vasatta, hala istikametini tayin etmekte zorlanıyor. Ali Babacan, iktisadi alandaki uzmanlığı ve yüksek zekası sebebiyle genç yaşta bakan yapılan birisi. Gerçekten de ciddi işler yaptığı, dünya iktisadi krizinde ülkeyi iyi durumda tutmayı ve büyütmeyi başaran birisidir. Hakkını teslim etmenin rahatlığı ile tenkidimizi yapalım.
Vatandaşların bilgilerini sadece bankalar için depolamak ve onların istifadesine sunmak, bankacılık sistemi için lüzumlu olabilir fakat bu bilgilere insanların da ihtiyacı olduğunu nasıl oluyor da düşünemiyor? Bilgiler sadece devlet, bankalar, büyük şirketler vesaire gibi halkın uzağında kalan müesseseler tarafından kullanıldığında, halk kendi haline bırakılmış olmuyor mu?
Bu meselenin nasıl düşünülmesi gerektiğini, halkın faydalanmasına nasıl sunulabileceğini göstermesi bakımından, Haki Demir’in bir teklifinden bahsetmek istiyoruz. “İtibar Merkezi” isimli müessese teklifi…
*
Haki Demir Mayıs 2011 tarihinde sitemizde (www.fikirteknesi.com) “İtibar Merkezi” ismiyle bir yazı yayınlamıştı. Bu yazıda özet olarak, içtimai hayatın itibar üzerine kurulması için gerekli olan müessese ihtiyacına işaret ediyordu. İnsanların şahsi bilgileri dışında, hayatta başkalarının bildiği, bilebileceği, bilmesi gereken bilgilerinin bir havzada (itibar merkezinde) arşivlenerek, halka açılmasının lüzumundan bahsediyordu. Müesseseye olan ihtiyacı şu şekilde izah etmişti.
“Hayatın gailesi içinde savrulmaktan kurtulmak, hayatı sağlam zeminlere oturtmak, emin münasebetler geliştirebilmek, ciddi hamleler gerçekleştirebilmek, teşebbüsü tehlikelerden ve korkulardan kurtarabilmek için hayatın ortasına inşa edilmesi gereken bir müessesedir, İTİBAR MERKEZİ…
İnsanın önüne gelen ihtimalleri ve hadiseleri anlamasına yardım edecek, anlaması için gerekli süzgeçleri oluşturacak, cemiyetteki emniyet duygusunu inşa edecek, rahat ve verimli düşünebilmeyi mümkün kılacak bir elek vazifesi görecektir İTİBAR MERKEZİ…

Açık ifadesiyle, hayattaki dolandırıcılık kanallarını kapatacak, itimat edilebilir insan listesini çıkaracak, münasebetlerin altyapısını oluşturacak bir süzgece ihtiyaç olduğu vakadır. Hayat mahalleden ibaret bir alanda yaşanamayacağına göre, insani münasebetlerin karşı tarafının yabancı olma ihtimali oldukça artmış durumdadır. Birbiriyle tanışmayan insanların arasındaki münasebetleri mümkün kılacak olan itimat ve bilgi kaynağı ihtiyaç haline gelmiştir. Münasebetleri “tanıdıklarıyla” sınırlı tutan insanların hayatı fevkalade dar bir alana inhisar eder. Kaldı ki, bu günün dünyasında tanış olmak dahi kafi gelmemektedir. Zira insanlar birbirlerini yeterince tanıyamamaktadır.”
Gerçekten ülkedeki hukuki, ticari, mali, siyasi münasebetlerden başlayarak dostluklara kadar derinleşecek her alanın itimat edilebilir altyapısını oluşturacak bir müessese… Bu günün dünyasında iş yapabilmek ve yaşayabilmek için insanları tanıma imkanı kalmamıştır. Buna ne zaman var, ne fırsat var, ne de gerek var.
Haki bey, ferdi “şahsiyet” olarak ifade eder ve cemiyetin de şahsiyet sahipleriyle inşa edilmesi gerektiğini düşünür. İnsan anlayışı bu merkezde oluşmuştur. Şahsiyet sahibi olmayan insanların oluşturduğu topluluğa kalabalık der, cemiyet değil. Dolayısıyla itibar müessesesi ile ulaşmak istediği hedef, şahsiyetli insanların yetişmesi ve hayatın bunlar merkezinde inşa edilerek yaşanması. Bu sebeple “itibar merkezi” müessesesini ifade ederken, kişilerin bu müesseseye verecekleri bilgileri, “şahsiyet beyanı” şeklinde anlamaktadır. Tam olarak ifadesi şöyle;
İtibar merkezindeki bilgilerin toplamı, “şahsiyet beyanı” olarak düşünülmelidir. “Şahsiyet, insanın hayattaki yekun beyanıdır.” İnsanlar şahsiyetlerini beyan etmelidirler. İnsanın gizleyecek birçok şeyi olabilir ama şahsiyet asla bunlardan birisi değildir. Şahsiyet beyanında bulunmayanlar, şahsiyetsizdirler. Şahsiyet sahibi olanlar zaten bunu beyan etmektedirler. İtibar merkezi müessesesi ihdas edildiğinde şahsiyet beyanını nizami şekilde yapma imkanına sahip olacaklardır.”
İnsanların şahsiyetini inşa eden bilgilerin cemiyetten gizlenmesi doğru mudur? Cemiyetten gizlenmesi gereken bilgiler olduğu doğru tabii ki, fakat şahsiyeti inşa eden bilgiler zaten aleni bilgiler değil midir? Bu konuda ciddi tetkiklerin yapılması gerektiği doğru… Kaba bir akılla meseleye yönelmek arzu edilmeyen neticeleri ortaya çıkarabilir. Dikkatli bir tetkik neticesinde insanların şahsiyet beyanlarını gizli tutmalarını istemek, ancak gizli niyetlileri, kötü niyetlileri, zararlı kişileri korumak olur. Haki bey bu hususta ciddi izahlar yapmış, kendisinden okuyalım.
“Bu bilgilerin bir kısmı şu anda kayıtta tutulmaktadır. Mesela sabıka kayıtları Adalet bakanlığı bünyesinde tutulmakta ve savcılık tarafından şahsın kendisine verilmektedir. Umuma açık bir bilgi kaynağı değildir. Keza çeklerle ilgili (çeklerin ödenmemesi gibi) bilgiler bankalar tarafından arşivlenmektedir. Diğer bilgilerin de tamamı kamu kurumlarınca bir şekilde tutulmaktadır.

Devlet birtakım sebeplerle insanların bilgilerini arşivlemekte fakat cemiyete arzetmemektedir. Mesela sabıka kayıtlarını tutmakta ve sadece savcılıkların tasarrufuna bırakmaktadır. Bu durum sabıka kayıtlarının sadece asayiş ile ilgili konular için kullanıldığını göstermektedir. Oysa asayiş kadar önemli konular vardır. Kişilerin hırsızlık sabıkası olduğunu bilmek, o kişiyle ticari münasebete girecek olan insanlar için ihtiyaç değil midir? Devlet kendisi ile ilgili bilgilerin tamamını kaydetmekte fakat insanlara bu bilgileri sunmakta cimri davranmaktadır. Bir kişinin dolandırıcılığı meslek haline getirmiş olmasını cemiyetten gizleyen devlet, dolandırıcılığa ortaklık etmiş olmaz mı? Bazı kişilerin çeklerini dolandırıcılık malzemesi olarak kullanması, bankalar dışında da insanları ilgilendirmez mi? Devlet veya bankalar veya bir takım kurumlar kendileri ile ilgili bilgilerin kaydını tutmakta fakat bu kayıtları cemiyete arzetmedikleri gibi benzeri kayıtları tutmayı da yasaklamaktadır.”
Çok enteresan… Devlet, dolandırıcılık yapanları ifşa etmemekte, bunların kayıtlarını tutmayı da yasaklamakta ve insanların dolandırıcılar hakkında bilgi sahibi olmasını kanunla yasaklamaktadır. Gerçekten çok enteresan…
Biz meseleyi fazla uzatmayalım. Konu Haki Demir imzasıyla sitemizde “İtibar Merkezi” başlıklı yazıda tetkik edilmiş. Hangi bilgiler arşivlenecek, bu merkeze üyelik gönüllü mü yoksa mecburi olacak birçok husus dile getirilmiş. Haki beyin saf tefekkürle meşgul olduğunu biliyoruz ama aynı zamanda cemiyet ve hayatı inşa edecek müesseseler üzerinde çalıştığı da meçhul değil. Bunlardan birkaçını sıralayalım, zaten takip edenler biliyorlar. “İtibar Merkezi”, “Zeka Merkezi”, “Karz-ı Hasen Müessesesi”, “Akl-ı Selim Okulu” vesaire. Hepside sitede (www.fikirteknesi.com) yayınlanmış halde.
NURETTİN SARAYLI
nurettinsarayli@gmail.com