İHANET GÜNLÜKLERİ-02.08.2014-ABDÜLHAMİT BİLİCİ İHANETİ AÇIKÇA YAZMIŞ

İHANET GÜNLÜKLERİ-02.08.2014-ABDÜLHAMİT BİLİCİ İHANETİ AÇIKÇA YAZMIŞ

Abdülhamit Bilici, 02.08.2014 tarihli, “Gazze’ye yeni yöntem gerek!” başlıklı yazısında, Müslümanlara karşı ihaneti, İsrail ve Yahudilere karşı da itaati açıkça yazmış. Açıkça yazmış dememe bakmayın, adam yazısında “ihanet ettik” demiyor tabii ki… Yazıyı, “aklı gözünde olanlar” okuduğunda ihanet görmez ama “gözü aklında olanlar” yani basiret sahipleri okuduğunda ihanetin itirafı çok berrak ve açık…

Ne diyor Abdülhamit Bilici yazısında? Özet olarak şu; İsrail ile Filistin arasındaki savaşın dengesiz güçler arasında olduğunu, sürekli benzer saldırıların tekrarlandığını, neticenin aynı olduğunu, artık bu yolla devam edilemeyeceğini, Filistinlilerin mücadele yöntemini değiştirmesi gerektiğini söylüyor. Hatta yazısının sonunda düşüncesini desteklemek için şu iktibası yapıyor; ““Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp, farklı sonuçlar beklemek deliliktir” diyen Einstein, haklı değil mi?” Nasıl? İktibas da bir Yahudi’den…
Okumaya devam et “İHANET GÜNLÜKLERİ-02.08.2014-ABDÜLHAMİT BİLİCİ İHANETİ AÇIKÇA YAZMIŞ”

FİKİRTEKNESİ’NİN BÜYÜK BAŞARISI-5-GAZZE MESELESİ

FİKİRTEKNESİ’NİN BÜYÜK BAŞARISI-5-GAZZE MESELESİ

İsrail isimli melunlar topluluğu yine Gazze’ye saldırdı. Saldırı sebebi olarak ileri sürdüklerinin bir önemi yok, biz sebebin ne olduğunu biliyoruz. Sitemiz yazarlarından Haki Demir’in, “Dünyadaki cennet, Gazze” başlıklı, 18.07.2014 tarihli yazısında sebebi açıkça yazdı;
“Zannetmeyin ki, İsrail Gazze’ye toprak parçası için veya oradan kendine atılan füzeler için veya başka bir sebeple saldırıyor. Aldanmayın, İsrail barbarlığı, dünyadaki tek insanlık kalesini düşüremediği için saldırıyor, ümmetin haysiyetinin hala ayakta kaldığı tek mevzii olduğu için saldırıyor.”

İsrail, kara harekatında ağır bir hezimete uğruyor, kendisi için şartların en uygun olduğu, Hamas için en zor olduğu bir dönemde saldırmasına rağmen mağlup oluyor ve ağır kayıplar veriyor. Hamas’ın ve İzzettin El-Kassam Tugaylarının, kara harekatında zafer kazanacağı, İsrail isimli barbar örgütün ise hezimete uğrayacağı, sitemiz yazarlarından Haki Demir tarafından 18.07.2014 tarihli, “Dünyadaki cennet, Gazze” başlıklı yazısında (yani daha kara harekatı başlamadan önce) yazılmış ve yayınlanmıştı. Hamas’ın en kötü şartlarda uğradığı saldırıdan zaferle çıkacağını, hiçbir istihbari bilgiye sahip olmaksızın, sadece “zamanın muhtevasını okuyarak” ifade eden Haki Demir, fikirteknesi’nin başarısını tescil etmiştir. Haki Demir’in kaleminden mesele 18.07.2014 tarihli yazısında şöyle ifade edilmişti;
Okumaya devam et “FİKİRTEKNESİ’NİN BÜYÜK BAŞARISI-5-GAZZE MESELESİ”

HAMAS’IN ASALET VE ZAFERİNİN ANLAMI

HAMAS’IN ASALET VE ZAFERİNİN ANLAMI

İsrail’in Gazze saldırısı, hem milletlerarası şartlar hem de bölge (Ortadoğu) şartları bakımından en uygun bir dönemde gerçekleşti. İsrail, son yıllarda en güçlü olduğu, Hamas’ın ise en zayıf olduğu bir dönemde saldırdı. Şiilerin, Suriye’nin, Hizbullah’ın ve İran’ın hiçbir desteğinin olmadığı bir döneme denk gelmesi ayrı bir hususiyettir ki, böylece Filistin meselesi Şii tasallutundan da kurtulmuş durumdadır.

Hamas için en kötü şartların olduğu açık, en zayıf döneminde olduğu da açık. İzzettin El-Kassam Tugaylarının bu şartlar altında kara harekatına karşı muhteşem bir savaş yürütüyor olması, İsrail’in karada ilerlemesini ilk adımlarında durdurması, İsrail ordusuna ağır kayıplar verdirmesi, bütün bunların da İsrail ordu yetkilileri tarafından itiraf edilmesi, Allah Azze ve Celle’nin rahmet ve nusretinin Gazzeli yiğitlerle beraber olduğunu gösteriyor. En zor şartlarda, en zayıf durumda, her şeyin aleyhlerine olduğu bir vasatta İzzettin El-Kassam Tugaylarının yürüttüğü “iman savaşı”, yeni dönemin işaretidir.
Okumaya devam et “HAMAS’IN ASALET VE ZAFERİNİN ANLAMI”

DÜNYADAKİ CENNET, GAZZE…

DÜNYADAKİ CENNET, GAZZE…

Ümmetin tek şerefli toprağı Gazze… Ümmetin şerefini temsil eden Hamas, ümmetin haysiyetini temsil eden İzzettin Kassam tugayları… İki milyara yakın Müslümanın şerefi, birkaç bin kişilik İzzettin Kassam tugaylarının yiğitlerinin sırtına bindi. Birkaç bin kişi, iki milyara yakın insanın yükünü nasıl taşır Allah’ım…

Altmış-yetmiş yıldır tüm imkansızlıklara rağmen, tüm katliamlara rağmen, tüm zulümlere rağmen şikayet etmeyen, her saldırıda ümitleri tükeneceği yerde imanları artan, üç-beş yaşlarındaki bebeğinin cansız bedenini kollarına alan anne ve babaların Allah’tan başka kimseden yardım istemeyen o tavrı var ya, muhtemeldir ki sevabı tüm ümmete yeter. İşte mesele tam da bu noktada düğümleniyor, kim ki Gazzelilerin dualarına mazhar oluyor, Allahu alem o kurtulmuştur.
Okumaya devam et “DÜNYADAKİ CENNET, GAZZE…”

ÜMMETİN MAĞLUBİYET DEVRİ SONA ERDİ

ÜMMETİN MAĞLUBİYET DEVRİ SON ERDİ

Son Hizbullah-İsrail savaşının (2006) akabinde Hasan NASRALLAH’IN bir açıklaması vardı. “Ümmetin mağlubiyet devri sona erdi” demişti, açıklamasında. “İnşallah, inşallah” diyerek sevinç ve heyecanla içimden defalarca tekrarladığımı hatırlıyorum. Hasan Nasrallah’ın açıklaması, askeri alandaki mücadelelere atıf yapan bir muhteva taşıyordu ve siyasi (ve tabi ki diplomatik) ayağı hala eksikti. İsrail’in tarihinde ilk defa olmak üzere 13.01.2010 tarihinde “resmen ve sarahaten” Türkiye’den özür dilemesi ile mezkur hükmün siyasi ayağı da tamamlanmış oldu. Şimdi tam anlamıyla söylemek gerekir ki, “Ümmetin mağlubiyet devri sona erdi”.

Son birkaç asırdır sahada (cephelerde) askeri mağlubiyetlerin yaşandığı malum. Fakat askeri mağlubiyetlerden ziyade masada (siyasette ve diplomaside) daha fazla mağlubiyet yaşandığı vaka. Askeri alanlarda her ne kadar mağlubiyet yaşansa da mevzi zaferler her zaman kazanılmıştır. Lakin diplomatik mağlubiyet son iki asırda süreklilik göstermiştir. Bu manada Hizbullah’ın 2006 yılındaki askeri zaferi, bu gün diplomatik zafer ile tamamlandığı için tam bir zaferden bahsetmek mümkün hale gelmiştir. Okumaya devam et “ÜMMETİN MAĞLUBİYET DEVRİ SONA ERDİ”