ABD’DEKİ HADİSENİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

ABD’DEKİ HADİSENİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

ABD’de polisin bir siyahi genci, silahsız olmasına rağmen öldürmesinin neticesinde ortaya çıkan manzaralar nasıl okunmalı? Elleri havada, silahsız olduğu görüldüğü halde bir siyahi gencin, yedi-sekiz civarında mermiyle vurulması, bunların da üç adedinin kafasına sıkılmış olması, vakayı adiyeden kabul edilebilir mi? Veya sadece asayiş meselesi olarak değerlendirilebilir mi?

ABD’nin her yıl dünya ile ilgili (yani her ülke ile ilgili) insan hakları raporu yayınlaması ve bu rapor üzerinden ülkeleri siyaseten dövmeye alışmış olması dikkat çekici. Özellikle de polislerin göstericilere karşı aşırı (orantısız) güç kullanması meselesini yüksek sesle eleştiren ABD, silahsız ve elleri havada bir gencin öldürülmesi hadisesini devlet arşivlerinden ve insanların hafızalarından silmek zorunda. Tam da bu sebeple, yani devlet arşivlerine girmemesi ve insanların hafızalarında fazla yer edinmemesi için olmalı ki, kasabada yapılan gösterilerin üzerine muharip sınıftan asker giysileriyle polis sevketti. Kasaba siyasi karantinaya alındı ve esas şiddeti medya gördü. Zaten ABD medyası, arşivlerine girmemesi, kayıt altına alınmaması, daha sonra hatırlanmasına sebep olmaması için kasabaya uğramadı önce, sokağa çıkma yasağına rağmen ana haber bültenlerinde birkaç dakikalık, “asayiş berkemal” cinsinden haberlerle geçirdi. Devlet arşivine girmeyen olaylar böylece ABD medyasının arşivine de girmedi.
Okumaya devam et “ABD’DEKİ HADİSENİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ”

İSLAM ŞEHRİ-16-İDARE

İSLAM ŞEHRİ-16-İDARE

İslam şehrinin aklı idaredir. İdare, tasavvuf ve medresenin keşif ve tertip ettiği hikmetleri “gerçek” kılmak, “gerçekleştirmek” ile mükelleftir. İdare, bir tatbikatı gerçekleştirip de neticesini merak eden derin bir cahillikle malul değil, aksine keşfedilen hikmetin mevcut şartlar manzumesinde nasıl tatbik edileceğini bilen bir akıl bünyesine ve zihni teçhizata sahiptir. İslam şehrinde idare, hikmetin tatbik şartlarını arayan, bulan, tanzim eden bir idrak merkezidir. Hikmet, idarenin önüne saf halinde geldiğinde, önce onu anlar, sonra cemiyetin seviyesine bakar, cemiyetin seviyesi ile mütenasip bir tatbikat şekli geliştirir. Hikmet saf haliyle tatbik edilmez, hikmeti saf haliyle tatbik edebilen, onu saf haliyle taşıyabilen tek kadro Ashab-ı Kiram olmuştur, sebebi de merkezindeki şahsiyettir, yani Risalet’tir.

İdare, bir gözü hikmette diğer gözü halkta olan, hikmet ile halk arasında idari köprü kuran merkezdir. Hikmet ile halk arasındaki münasebeti kuran, hikmeti halka maleden, halkı hikmete muhtaç hale (yani hikmeti talep eder seviyeye) getiren karargahtır. Hikmetsiz hareket ve tatbikatın olmayacağını gösteren, olmaması gerektiğini anlatan, halkı da buna hazırlayan bir merkezdir. Halk ile hikmet merkezleri olan tekke ve medrese arasındaki sağlam irtibatı kuran, hayatı tekke ve medrese ile harmanlayan, bunun idari tedbirlerini keşif ve tatbik eden kadrodur.
Okumaya devam et “İSLAM ŞEHRİ-16-İDARE”

HAKİKAT VE ADALET

HAKİKAT VE ADALET
Adalet bahsi, girift meselelerden biridir. Bu sebeple olsa gerek, en çok kullanılan mefhumlardan biri olmasına rağmen, derinliğine bir izahı yapılmamış, muhkem bir çerçeve oluşturulmamıştır. Adalet, o kadar büyük bir ihtiyaçtır ki, adalet mefhumunun herkes tarafından anlaşıldığı zannı galip ve yaygındır. Bu sebeple idrak çabasına ve izah gayretine konu olmamaktadır.
Hâlbuki dünyada derin bir sükunet ve huzuru temin eden mefhum adalet, kıyameti kopartan ve büyük altüst oluşları tetikleyen de mefhum-u muhalifi olan zulümdür. Bu kadar mühim ve müessir olan bir mefhumun derinliğine tetkik edilmemesi, mevzu listesinin başlarına alınmaması ciddi bir zafiyete işaret ediyor. Tabii ki kadim müktesebatımızda bu mevzuu ciltlerce eserle tetkik edilmiştir lakin müktesebata ulaşmaktaki zorluk, meselenin dikkatten kaçmasına sebep oluyor.
Adalet, hakikatinde ve tatbikatında nedir? Veya soru şöyle sorulabilir; “hakiki adalet nedir?” ve “tatbiki-nispi adalet nedir?”. Adaletin hakikatine dair nazari tetkik çabasına girilmeyince (herkes tarafından bilindiği ve anlaşıldığı zannıyla), tatbiki ciheti, tezahürleri göze çarpmakta, bazı tezahürler üzerinden ağır tenkitler geliştirilebilmektedir. Adalet bahsindeki en büyük ölçü ihlali, “kaynak şirki”dir yani İslam’dan başka kaynak arayışıdır. İslam’dan başka adalet kaynağı olabilecek “hükümler manzumesi” olduğu zannı yaygınlaşmaktadır. Okumaya devam et “HAKİKAT VE ADALET”

DARBE DAVALARI VE YENİ DÖNEM

DARBE DAVALARI VE YENİ DÖNEM
Ergenekon, balyoz, 12 eylül davaları başladığından beri ülkedeki bazı konular açıklığa kavuştu. Açıklığa kavuşan en mühim konulardan birisi, kendilerini ülkenin sahibi zannedenlerin, hukuk ve yargıyı hiçe sayması, kendilerine yöneldiğinde asla kabul etmemesiydi. Özellikle darbeci subay kadrolarının, askeri elbisenin, “hukuk geçirmez” bir yalıtkanlık özelliğine sahip olduğunu düşünmesiydi. Hukuka karşı “yalıtılmış” bir malzeme cinsi keşfedilmiş miydi bilinmez ama Türkiye’de zihni evrenlerini böyle inşa edenler vardı. Elbiselerinin hukuk geçirmez olduğuna inandıkları için, yaptıkları kanunsuz işleri ve darbe organizasyonlarını, gizleme ihtiyacı da duymamışlardı. İnsanın başına ne gelirse “batıl inanç”tan gelir, darbeci subay kadroları bu batıl inanca o kadar kapılmışlardı ki, elektriği çıplak elle tuttular ve çarpıldılar. Davalar başladığından beri neden çarpıldıklarını anlamakta zorluk çekiyorlar, balyoz davası karara çıktığından beri de çarpılma katsayıları arttı. Verdikleri tuhaf tepkiler, çarpılmanın, psikolojik dünyalarındaki batıl inancı keşfetmekten kaynaklanan alt üst oluşa işaret.
Davalar, hatta soruşturmalar başladığından beri süregelen bir propagandaları vardı. Cumhuriyetin değerleri, Kemalizmin ilkeleri, irtica ile mücadele gibi batıl inançları üzerinde kurdukları, kurguladıkları bir “haklılık” ve “yargı bağışıklığı” taleplerini dile getiriyorlardı. Cumhuriyetin değerleri içinde hukukun olmaması veya varolan hukukun kendilerine karşı harekete geçemeyeceği batıl inancı, sanıkların yanında yer alan geniş bir sosyal ve siyasal yelpaze oluşturdu. Davaları gayrimeşru ilan ettiler, düşünebiliyor musunuz, davaları gayrimeşru ilan ettiler. Çünkü kendilerinin yargılanması, batıl inançlarına göre başlı başına bir gayrimeşruluktu. Okumaya devam et “DARBE DAVALARI VE YENİ DÖNEM”