Etiket arşivi: HZ.ALİ (RA)

KANAAT ÖNDERLİĞİ Mİ YOKSA KANAAT AJANLIĞI MI?

KANAAT ÖNDERLİĞİ Mİ YOKSA KANAAT AJANLIĞI MI?
Son yıllarda sık kullanılan, hayatta da gerçekten karşılığı olan bir tabir, kanaat önderliği… İnsan her sahada mütehassıs olamaz, içinde yaşadığımız çağdaki bilgi birikimi dikkate alındığında bir sahada bile hakkıyla mütehassıs olmak fevkalade zor. Bu zaruret, insanları, her mevzuu sonuna kadar tetkik etme imkanından mahrum etmekte, kaçınılmaz olarak belli başlı meselelerde bazı şahsiyetlere itimat etmeye zorlamaktadır. Zaten mütehassıs olmanın bariz hususiyetlerinden birisi, ihtisas sahası dışındaki meseleleri, salahiyetli mütehassıslara danışmaktır. Bir sahada mütehassıs olmak (hakkıyla olunduğunda bile), her konuda mütehassıs olmak manasına gelmez ama fikir ve ilim piyasasının bu kaideyi umursamadığı görülüyor. Mesela iyi bir cerrah olan kişinin, iyi bir siyaset bilimci olduğu zannedilebiliyor, calib-i dikkat olan husus ise, bu yanlışa hem kişinin kendisi hem de onu takip eden insanlar düşebiliyor.
Bilginin çoğalmasıyla zaruret haline gelen ihtisaslaşma, kanaat önderliği diye isimlendirilen ve aslında ihtisas sahiplerine itimat etmek gibi ahlaki bir mesuliyeti ihtiva eden bu hal, bir taraftan hayatı kolaylaştırırken diğer taraftan da devasa bir istismar alanı açıyor. Kanaat önderi isimlendirmesinin Türkiye’deki karşılığı umumiyetle “şöhret” merkezinde gerçekleşiyor. Belli bir sahada, bir şekilde tanınmış şahıslar, hayatın zorlamasıyla oluşan ihtisas ve itimadın ve bunların meydana getirdiği ağır bir ataletin katkısıyla kanaat önderlerine yöneliyor. Bir taraftan zaruret bir taraftan da zarurete yaslanan insanların tembelliği (ataleti), hayatın en mühim mevzularını (mesela dini) bile kanaat önderlerine havale etmesine sebep oluyor. KANAAT ÖNDERLİĞİ Mİ YOKSA KANAAT AJANLIĞI MI? yazısına devam et

HİLAFET, DÖRT HALİFE VE DEVLET İDARESİ-33-HZ. ALİ (RA)-11-

Hilafeti size teslim etmeye hazırım anlamında yapıyor bunu.

Tabii ki… Makam derdinde değiller, mesele acilen ümmetin vahdetini temin edecek, problemleri çözecek halifenin seçilmesi. Kendi derdinde olan insanlardan bahsetmiyoruz, Allah’ın rızasını talep eden, ümmetin meselelerini dert edinen büyük şahsiyetlerden bahsediyoruz. Çok keskin ve çok derin bir cevaptır o, “verin elinizi ben size biat edeyim”. Çok keskin zira meseleyi anında çözen bir tavır, çok derin zira hilafet makamından feragat edecek kadar yüksek bir feragat… Mesele ümmetin halifesiz kalmamasıdır, başsız kalmamasıdır, vahdetin teminidir.

Hz. Ali (RA) Efendimizin bu tavrı başka bir hususa da işaret ediyor. Hz. Ebubekir (RA) zamanında halifelik hakkı Hz. Aliye aitti filan gibi düşünceler çok garip. Hz. Ali’yi (RA) övmeye çalışırken ne yaptıklarının farkında değiller. Hz. Ali (RA), “illa ben halife olacağım, benim hakkım, benim hakkımı gaspediyorsunuz” türünden düşüncelere sahip değil. Hz. Ali’yi (RA) övmeye çalışırken, onu iktidar heveslisi, iktidar taliplisi, iktidar için diğer sahabelerle küsen(!) hafifmeşrep bir insan haline getiriyorlar. Allah muhafaza…

Hz. Ali (RA) Efendimiz, Hz. Talha (RA) ve Hz. Zübeyr (RA) o cevabı verince tereddütsüz biat etmişler. Anlık çözüm üretme, keskin çözüm üretme dehası… O iki sahabenin bir hususiyeti de “Aşere-i Mübeşşere”den olmalarıdır, biatları bu cihetle mühim. HİLAFET, DÖRT HALİFE VE DEVLET İDARESİ-33-HZ. ALİ (RA)-11- yazısına devam et