KİTAP VE DİL

Kitap ve dil Dil, âciz derûnumda hâşâ bir mâbed gibidir yahut dinimizin mânalar âlemine götüren büyük bir vasıtadır. Dîvân şairi Taşlıcalı Yahya Bey şu mısralarını haddimiz değil ama fakir için yazmış sanki: “Kitâbı şol ki okur dikkat eyler / Kitâbun sâhibiyle sohbet eyler / Kimi şemşîr-i âteşbâra benzer / Kimisi revzen-i envâra benzer / Eyi …

İDRAK VE BEYİN

İDRAK VE BEYİN (Terkip ve İnşa dergisi 4. sayı) Beyinle ilgili çalışmaların ulaştığı son nokta, bedenin hareketleriyle ilgilidir. Sinir sistemiyle beyin arasındaki münasebete dair ileri derecedeki tespitler, bedenin hareketlerini beynin emir-komuta sistemiyle yönettiğini gösteriyor. Bedenin hareketleri kas ve sinir sistemine, kas ve sinir sistemi de beyne bağlı olarak çalışıyor. Buraya kadar biyolojik temelli bir sistemden …

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-15-NEFS AHLAKININ ŞAHİKASI

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-15-NEFS AHLAKININ ŞAHİKASI Ahlak meselesinin sadece “ahlak” başlığı altında tetkik edilmesi, bugünün dil ve ıstılah kaosunda meseleyi anlamayı imkansız kılıyor. Ateist birisi de çıkıyor ve ahlaktan bahsediyor, oysa onun bahsettiği ölçüler bizim (Müslümanlar) için tam bir ahlaksızlık ifadesi. Diğer taraftan kelimeler ve mefhumlar, zaman içinde mana erozyonuna uğruyor ve merkezinden ve kaynağından …

TEŞKİLAT, SADAKAT, LİDER KÜLTÜ

TEŞKİLAT, SADAKAT, LİDER KÜLTÜ Hayatı yaşayabilmek, ayakta kalabilmek, varlığını devam ettirebilmek için teşkilatlanmak gerekiyor. Sıfır teşkilatın olduğu yerde hayat yoktur, bedevilikte bile asgari bir teşkilat vardır. Teşkilatlılık hali o kadar hayati bir meseledir ki, akıl olmayan hayvanlarda bile mevcuttur. İnsan, aklının oluşmadığı bebeklik ve çocukluk yıllarını, teşkilatlı aile ve cemiyet hayatıyla yaşayabilir, bu sebeple teşkilat, …

BALIKNAME

Balıknâme “Bilge Hocam, fakire fikir azığı olarak dergiler getiriyor, ne güzel” deyince, Efendi Hocam nükteli üslûbuyla “Bilge Hocan dergi verir, biz balık veririz” demiş ve bu mânalı sözünü anlayamamıştım. Bir sohbetinde de “Yazarlar adama kitap okutturur, biz balık tuttururuz” deyince o gün bugündür bu sözleri üstüne düşünmeye başlamıştım. “Bu sözlerindeki mâna nedir?” diye mutasavvıfların ve …

ZAMAN VE İDRAK

ZAMAN VE İDRAK İdrak sınırlarımızdan biri de zamandır. Zamanın içinde olanı idrak etme imkânına sahibiz ama dışında olanı idrak etme imkânına sahip değiliz. Zaman hem insanın hem de insan idrakinin en önemli sınırı ve perdesidir. İnsan zamanın dışına çıkabilir ama zamanın dışını veya zamansız varlık ve hadiseleri (hareketleri) idrak edemez. Bir varlığın idrak edilebilmesinin ilk …

TALİM ve TERBİYE SÜREÇLERİ (RUHİ-AKLİ SÜREÇLER)

İnsan telakkisi her meselede karşımıza çıkan, her meseleyi temellendirmek için ihtiyaç duyduğumuz ana mevzudur. İslam maarif anlayışı ise doğrudan insan telakkisi ile alakalı bir alan olup, sıhhatli ve muhkem bir insan tahlilini şart kılar. Bu meyanda mevzumuz hala “insan”dır. İslam maarif nizamının talim ve terbiye süreçlerinde, insan bahsi doğrudan tedrisatın mevzuu olarak insandır. Tedrisatın hedeflerine …

HİLAFET, DÖRT HALİFE VE DEVLET İDARESİ-16-HZ. ÖMER(RA)-8-

Nasıl? Dört halifede zuhur eden vasıflarla hayatın toplamı arasında nasıl bir münasebet var? Hz. Ebubekir’de (RA) temayüz eden vasıf ve hal, sadakat ve rikkattir, Hz. Ömer’de (RA) temayüz eden vasıf ve hal, celadet ve adalettir, Hz. Osman’da (RA) temayüz eden vasıf ve hal, edep ve hayadır, Hz. Ali’de (RA) temayüz eden vasıf ve hal, idrak …

HİLAFET, DÖRT HALİFE VE DEVLET İDARESİ-4-HİLAFET-3-

Sayın Haki Demir, sizinle biraz da Allah Resulüne halife olabilecek kişilerin özellikleri üzerinde duralım. Az önceki anlattığımız konulara nispetle Hz. Resulullah’a kimlerin halife olabileceğini düşünebiliriz? Ya da halife olabilecek kişilerin özelliklerinin neler olması gerektiği düşünülmelidir? Aslın bu fikrî anlamda çok zor bir bahis fakat İslam hukuku konuyu mutlaka çerçevelemek durumundadır. Boş bırakmak, boşlukta bırakmak imkânına …

İSLAM MAARİF ANLAYIŞI-17-VARLIK TELAKKİSİ-3-

Varoluş sürecinin üçüncü safhası, “idrak” etmektir, o da akıldadır, akıl da insandadır. Akıl idrak merkezidir, idrak edebilmek, varoluş sürecinin “insani alana” girdiğini gösterir. Kainattaki her varlık çeşidinin ufku insandır, varoluş sürecinin “insani alana” girmesi, ana mecrasına ulaştığını gösterir. Varoluş süreci, “insani alana” ulaşana kadar asıl ve asil mecrasını bulmamış haldedir ve insani varoluş sürecinin malzemelerini, …

AHLAK İDRAK AKIL

AHLAK İDRAK AKIL İnsan, anlamadan öğrenebilen, öğrenmekle “yapabilen” bir varlık. Yapabilme maharet ve kudreti anlama şartına bağlı olsaydı, insanlar, yürümeyi bile beceremez, nefes bile alamazdı. İnsanın en basit faaliyetlerinden olan yürümek, o kadar girift fizik denklemler ve dengelerle alakalıdır ki, muhtemelen birkaç bin kişinin dışında kimse yürüyemezdi. Anlamadan öğrenebilmek ve yapabilmek özelliği, Allah’ın insanlara bahşettiği …

BAŞLARKEN

BAŞLARKEN BAŞLARKEN İslam, her önüne gelenin meşgul olduğu serbest alan haline geldi. Hiçbir usul kaygısı taşımadan ve okuma yazma bilmeyi kafi sayan bir anlayış, İslam üzerinde istediği gibi konuşuyor. Müthiş bir dağınıklık hakim. İnsanların İslam ile meşgul olmalarının önünü kesmek gibi bir fecaati kimse düşünmemeli tabi ki. Lakin pazarlamanın bile bazı metotlarının olduğu, bunları bilmeyen …

ÇOK BİLEN AZ ANLAYANLAR

Bilmek ile idrak etmek birbirine karıştırılıyor. Bilmek (veya öğrenmek) gerizekalının bile yapabildiği bir zihni faaliyettir. İdrak etmek, zihni faaliyet değil, fikri faaliyettir. Zihni faaliyet, insan zihninin tabii faaliyetidir. Her insanın zihni evreni, tabii halinde bile çok sayıda faaliyet gerçekleştirir. Fikri faaliyet (tefekkür faaliyeti) ise, iradenin zuhur ederek aklı harekete geçirmesi, aklın iradenin tahriki ile bir …