SADIRLARDAKİ İLİM – I

SADIRLARDAKİ İLİM – I

(Terkip ve İnşa dergisi 9. sayı)

İnsan, yeryüzü hilafetinin mütemmim cüzü olarak kendisine sunulan “ilm”i ancak usûlü dairesinde talim ve tatbik eylerse Cenab-ı Mevlâ’nın muradı istikametinde bir imar ve inşa mesuliyetini hakkıyla yerine getirebilecek, yeniden bir medeniyetin bânisi olabilecektir. Bizim irfanımızdaki “el-ilmü fi’s-sudûr lâ fi’s-sutûr” yani “ilim satırlarda değil sadırlardadır” mütearifesi umumi olarak ilmin usulünü hulasa eder. Bu kelam-ı kibar, ilmin mahiyetinden talim metoduna, tasnifinden tatbikine kadar pek çok manayı muhtevi olmakla şerhe muhtaçtır. Kısmetse bu sayıdan itibaren zahirinden başlayarak batınına doğru, birbirine bağlı mana mertebelerini izaha çalışmak niyetindeyiz. Gayret bizden, tevfik Allah’tandır.
*Hıfz
Okumaya devam et

Share Button

TATBİK İLİMLERİ VE TEKNOLOJİ

TATBİK İLİMLERİ VE TEKNOLOJİ

Birkaç asır var ki, alet ilmi (teknoloji) aşırı gelişti. Öyle ki artık “bilim ve teknoloji” şeklinde kullanılmakta, teknolojiyi bilimin yanında zikretmekte, birbirine denk kıymetler gibi göstermekteyiz. Sanki alet ilmi, ilimlerin tek tatbik ilmiymiş gibi… Sapmanın derecesine bakın…
Alet ilmi (teknoloji), matematiğin tatbik ilimlerindendir ve matematiğin de tek tatbik ilmi değildir. Muhtemelen en fazla tatbik ilmine sahip olan, olması mümkün ilim dalı, bizdeki ismiyle riyaziyedir. Ne var ki riyaziyenin tatbik ilimlerinden olan alet ilmi, inşa ettiği aletlerin hayatın her sahasında ve her ilim dalında kullanılmasından dolayı büyük bir ihtiyacı karşılamakta, şöhretini ise hak etmektedir. Faydasının fazla olması, doğru tefekkür faaliyetini çoktan kaybeden dünyada, teknoloji fetişizmini doğurdu ama kimin umurunda.
* Okumaya devam et

Share Button

TATBİK İLİMLERİ VE MESLEKLER

TATBİK İLİMLERİ VE MESLEKLER

Tatbik ilimlerinin içinde küçük bilgi alanları vardır ki, bunlar ilim dalı haline gelecek kadar bilgi birikimine sahip değildir. Bu sebeple, öğrenilmesi de titiz bir ilmi disiplini gerektirmeyecek basitliktedir. Zanaatlar bunun en fazla görünen misalleridir.
Zanaatlar, nihai tahlilde bir tatbik ilminin içinde küçük bir yer işgal eden bilgi alanıdır. Bir ustadan öğrenilmesi mümkün, umumiyetle iş içinde eğitim (çıraklık) cinsinden tahsili olan zanaatlar, tatbik ilimleri içinde mütalaa edilse de olur, edilmese de… Bununla birlikte zanaatlar, tüm çeşitleriyle birlikte düşünüldüğünde büyük bir yük taşır.
* Okumaya devam et

Share Button

TATBİK İLİMLERİNDE İHTİSASLAŞMA

TATBİK İLİMLERİNDE İHTİSASLAŞMA

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayı)

Tatbik ilimleri, ilmin reşit olmayan çocuğudur. Tetkik ve terkip ilimleri tarafından kesintisiz şekilde vesayet altında tutulmalı, bağımsızlaşmasına müsaade edilmemelidir.
Tatbik ilimleri, “ilim” mefhumunun tüm unsurlarını bünyesinde taşımadığı için, reşit olma, yani kendini ikmal etme imkanı yoktur. Bu sebeple sürekli tetkik ilimlerinden süt emmek zorundadır, bunun için tetkik ilimlerinin de mütemadiyen bilgi üretmesi gerekir. Tetkik ilimlerindeki inkişaf durduğu (süt üretemez olduğu) zaman tatbik ilimleri aç kalacağı için, süt yerine rakı içmeye (batıdan veya başka bilgi evreninden bilgi transferine) başlar. Tetkik ilimleri bilgi üretmeye devam ederken de tatbik ilimleri oradan süt emmekten imtina edebilir, kendini reşit görmek, müstakil ilim olduğu vehmine yakalanmak gibi ihtimaller mevcuttur. Bu sebeple tatbik ilimlerindeki ihtisaslaşma ve tetkik ilimlerinin vesayeti meselesi ehemmiyet arz eder.
* Okumaya devam et

Share Button

TATBİK İLİMLERİ NEDİR?

TATBİK İLİMLERİ NEDİR?

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayısı)

Öncelikle “ilim”, saf manaya verilen isimdir. Bu sebeple tüm ilimlerin kaynağı olan Mutlak İlim (Kitap ve Sünnet), saf manadır. Mutlak İlmin kendi içindeki tasnifi bakımından Kur’an-ı Kerim, Allah Azze ve Celle’nin kelamı olduğu için hakikattir, yani saf manadır. Sünnet-i Seniyye ise, Mutlak İlmin kendisine inzal edildiği ve ancak O’nun taşıyabileceği hakikatin, O’nun tarafından tatbikatı, Risalet tatbikatıdır, yani saf tatbikattır. Saf mananın saf tatbikatı da, mutlak ilme dahildir.
Mutlak İlmin tatbikatı mevkiinde olan Sünnet-i Seniyye, ilimlerin dikey tasnif haritasındaki tatbik ilimlerinden değildir. Sünnet-i Seniyye, değiştirilmesi muhal olduğu, kendisinde en küçük şüphe bulunmadığı için “Mutlak İlim” çerçevesindedir. Böylece Kitap ile hakikatin muhtevası, Sünnet ile hakikatin doğrudan tatbikatı sübut bulmuştur ki, İslam bu ikisinden ibarettir. Okumaya devam et

Share Button

SADIRLARDAKİ İLİM – I

SADIRLARDAKİ İLİM – I

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayı)

İnsan, yeryüzü hilafetinin mütemmim cüzü olarak kendisine sunulan “ilm”i ancak usûlü dairesinde talim ve tatbik eylerse Cenab-ı Mevlâ’nın muradı istikametinde bir imar ve inşa mesuliyetini hakkıyla yerine getirebilecek, yeniden bir medeniyetin bânisi olabilecektir. Bizim irfanımızdaki “el-ilmü fi’s-sudûr lâ fi’s-sutûr” yani “ilim satırlarda değil sadırlardadır” mütearifesi umumi olarak ilmin usulünü hulasa eder. Bu kelam-ı kibar, ilmin mahiyetinden talim metoduna, tasnifinden tatbikine kadar pek çok manayı muhtevi olmakla şerhe muhtaçtır. Kısmetse bu sayıdan itibaren zahirinden başlayarak batınına doğru, birbirine bağlı mana mertebelerini izaha çalışmak niyetindeyiz. Gayret bizden, tevfik Allah’tandır.
Okumaya devam et

Share Button

TETKİK İLİMLERİ VE “MEVZU HARİTASI”

TETKİK İLİMLERİ VE “MEVZU HARİTASI”

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Mevzu haritası, bilgi sahasının tesviyesidir. Bilgi sahalarının ilmi çerçeveye alınabilmesi, ilim dallarına tevzi edilmesi, ilim dallarının temellerinin atılması, yeni ilim dalına ihtiyaç olup olmadığının anlaşılması için hazırlık çalışmasıdır. Mevzu haritası, terkip ilimlerinin murakabesi altında tetkik ilimleri tarafından hazırlanacak bir saha taramasıdır.
Bir bilgi sahasının mevzu haritası hazırlanmadığında orada ilim binası inşa edilemez. Mevzu haritası bir manada ilim dalının mimari haritasıdır, o harita yoksa inşaatın başlatılmasında fayda yoktur. Üst üste ve yan yana dizilen malzemelerle (bilgilerle) ilim sarayı ortaya çıkmaz, olsa olsa bir gecekondu vücut bulur. Oysa bilginin ilim hali, muhteşem bir saraydır. Okumaya devam et

Share Button

TETKİK İLİMLERİNDE İHTİSASLAŞMA NASIL OLMALIDIR

TETKİK İLİMLERİNDE İHTİSASLAŞMA NASIL OLMALIDIR

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Batıdaki ve onun kötü bir kopyası olan Türkiye’de ihtisaslaşma, ilim adamı yetiştirmek yerine cahil yetiştirmeye başladı. Bir bilim (ilim değil) dalında ihtisaslaşan bilim adamı (mesela profesör), diğer tüm bilim dallarına körleşti. İhtisas sahalarının binlerce olduğu hatırlanırsa, bir profesörün ne kadar cahil olduğu mukayeseli olarak anlaşılır.
Yüzlerce bilim dalına ilkokul talebesi kadar uzak olmak, insanı bilim adamı yapabilir ama asla ilim adamı (alim) yapmaz. İslam’ın ilim telakkisi ve alim şahsiyet terkibi ile batı bilim telakkisi ve bilim adamı kişiliği arasındaki mühim farklardan birisi budur. Peşin olarak söyleyelim ki, hiç kimse bilgi müktesebatının artmasından dolayı birçok bilim dalında tahsil imkanı olmadığından bahsetmesin. Bu itiraz, sadece ataletin ve konforun neticesidir.
* Okumaya devam et

Share Button

İLİMLERİN TASNİFİNİN ALTYAPISI TETKİK İLİMLERİDİR

İLİMLERİN TASNİFİNİN ALTYAPISI TETKİK İLİMLERİDİR

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Fikirteknesi külliyatında ilimlerin tasnifi, yatay ve dikey olmak üzere iki boyutlu olarak yapılmıştır. Yatay boyut, dört ilim mecrasını tespit etmiş, dikey boyut ise üç mertebeyi esas almıştır. Yatay boyut ana ilim mecralarını göstermektedir, bu da kainattaki dört ana mevzua denk gelir; Kur’an ilimleri mecrası, Tevhid ilimleri mecrası, Beşeri ilimler mecrası, Müspet ilimler mecrası… Dikey tasnif ise; terkip ilimleri, tetkik ilimleri, tatbik ilimleri şeklindedir.
Terkip ilimleri, her ilim mecrasının zirvesinde oturan bir adet terkip ilminden ibarettir, dört ilim mecrasını temsil etmek üzere toplam da dört adettir. Fakat tetkik ilimleri, her ilim mecrasının zirvesindeki bir adet terkip ilminin altında olmak üzere çok sayıdadır. Bu sebeple ilimlerin tasnifinin teferruata doğru devam eden haritası tetkik ilimlerindedir. Okumaya devam et

Share Button