İSLAM İLİM TELAKKİSİNDE YİRMİNCİ ASIR TUZAĞI

İSLAM İLİM TELAKKİSİNDE YİRMİNCİ ASIR TUZAĞI

(Terkip ve İnşa dergisi 4. sayı)

Osmanlı medeniyeti, İslam’ın kadim müktesebatını kendinde cem etmiş, yeni ve daha ince bir kıvama kavuşturmuş, hayatın her sahasında naif şekilde tatbik etmişti. Gerçekten Osmanlıdaki medeniyet müesseseleri İslam medeniyet tarihinin zirvesi ve şahikasıdır.
Osmanlının çökmesi ve Kemalist devrimler tarafından tasfiye edilmesiyle birlikte tarih durdu. İslam tarih telakkisinde tarih, “silsile” anlamına gelir. İslam medeniyetlerinin kendisi ve bünyesindeki tüm müesseseler, silsile halinde Sahabe-i Kirama, oradan da Fahri Kainat Aleyhisselatü Vesselam Efendimize kadar ulaşır. Silsile meselesi sadece tasavvufa ait zannedilir, bu çok ağır bir yanlış (veya eksik) anlayıştır. İslam medeniyetlerindeki tüm müesseseler silsile halinde Asr-ı Saadete kadar ulaşır. Her şey, Sahabe-i Kiramdaki çeşitlilik, Efendimiz Aleyhisselatü Vesselamdaki vahdetteki kaynağa kadar varır, bağlanır. Okumaya devam et “İSLAM İLİM TELAKKİSİNDE YİRMİNCİ ASIR TUZAĞI”

MUTLAK İLİM NİSPİ İLİM

MUTLAK İLİM NİSPİ İLİM

(Terkip ve İnşa dergisi 3. sayı)

Allah Azze ve Celle sonsuz (mutlak) ilim sahibidir. İnsanlığa tebliğ için Hz. Resulü Ekrem Aleyhisselatü Vesselam Efendimize vahyettiği Kur’an-ı Kerim, sonsuz ilmine giden bir yoldur ve sonsuz ilmine aittir. Allah Azze ve Celle’nin kelamı, mahlûk olmadığı için mahdut da değildir ve sonsuz ilmine dairdir.
Hadis-i Şerifler ve Sünnet-i Seniyye, “Mutlak İlmin” kalbine indirildiği İki Cihan Serveri Aleyhisselatü Vesselam Efendimizin, aklın verasında olan Risalet tavrı ile idrak, izah ve tatbikatıdır. Risalet idraki, aklın verasındadır ve idrak ötesi bir idraktir. Risalet idraki, “kelimesiz idraktir” ki saf manaya (hakikate) vukufiyet, tamamen ihsandan ibarettir. Bu ve bilmediğimiz birçok sebeple Hadis-i Şerifler ve Sünnet-i Seniyye de “Mutlak İlme” dahildir. Zaten O, yalan söylemez, yanlış söylemez, kendiliğinden konuşmaz, kendiliğinden yapmaz. Okumaya devam et “MUTLAK İLİM NİSPİ İLİM”