Etiket arşivi: İSLAM İRFANI

İSLAM İRFANI VE TEKNOLOJİ ANLAYIŞI BAŞLIKLI MÜLAKAT

Metin Acıpayam: Teknoloji, en özet haliyle söylemek gerekirse “alet” demektir. Alet, yani fikrin aleti… Herhangi bir fikre nisbeti olmayan aletin, “en büyük fikir” olan insan  karşısındaki hali ne derece olur?

Yrd. Doç. Dr. Erkan Çav: “Alet” kavramı ve objesi üzerine tartışmalar Antik Çağda felsefeciler arasında vardır. Yine antropologlar alet kullanımına göre insanların yaşam döngülerini ortaya koyarlar. Aynı şekilde tarihçilerin tarihsel katmanları oluştururken ifade ettikleri bakır, tunç, demir vs. gibi ibareler hep kullanılan aletlere ve aletlerin üretildiği madene göre adlandırılmıştır. Yine hayvanlar alemindeki sınıflandırmaların boyutlarından biri alet kullanımına göredir. İnsan ile hayvanı ayıran en büyük özelliklerden biri alet kullanımına ve bu kullanım bilgisinin yeni nesillere aktarılmasıdır. Mesela Antik çağda neden teknoloji gelişmedi bu kadar yüksek bir düşünce ve felsefe varken? Dolayısıyla o dönem fikir varken bunun aleti yok idi. Yine ilk İslam düşünürleri robotlar çizmişler ancak eldeki teknoloji ile bunları üretememişlerdir. Fikrin somutlaşması alet üzerinden, fikrin gelişmesi aletin yaptıkları eliyle ve nihayetinde fikrin yeniden inşasında aletin hayat döngüsü etkili olur. Bu kapsamda bu tartışmayı felsefecilerden sosyologlara kadar bütün sosyal bilim alanlarından farklı boyutlar geliştirilmiştir. Nihayetinde her fikir somut bir alana aktarılmayı bekleyen çekirdektir. Bunu sağlayan olgulardan bir tanesi olarak alet somutu gösteren ve o somutla yaşama katılan bir uzvu gibidir fikrin. Alet ve fikir birbirinden cismani yaşam içinde ayrışmaz, tamamlar.

İSLAM İRFANI VE TEKNOLOJİ ANLAYIŞI BAŞLIKLI MÜLAKAT yazısına devam et

İSLAM İRFANININ TEKNOLOJİSİ-4-TEFEKKÜR BUHRANI VE İNSANİ FELAKET

İSLAM İRFANININ TEKNOLOJİSİ-4-TEFEKKÜR BUHRANI VE İNSANİ FELAKET

İnsanlığın düşünce dünyası sıkıştı. Birkaç asırdır insanlığın düşünce dünyasını batı felsefesi ve bilimi işgal ve temsil ediyordu. Dünyada zaten iki tefekkür mecrası vardı; birisi İslam irfanı, diğeri de batı felsefesi… İslam irfanının bir-iki asırdır inkıtaa uğraması, batı felsefesini, fiili olarak tek ve rakipsiz bıraktı.

Felsefe, düşünce üretimini devam ettirebilmek için nihayetinde diyalektik işleyişi keşfetti. Tez, antitez, sentez silsilesinden mürekkep olan diyalektik işleyişi, düşüncenin deveranı için tek mecra haline getiren batı ve batı felsefesi, son antitez olan sosyalizm-komünizmin, tezden (liberalizm-kapitalizm) önce çökmesiyle zincirini kopardı. Antitez teze karşı dayanmalıydı ki, onunla sentezi gerçekleştirebilsin, böylece diyalektik işleyiş devam etsin. Antitezin çökmesi, önceleri tezin zaferi gibi anlaşıldıysa da, sitemizde (www.fikirteknesi.com) yıllardır yazdığımız üzere, tezin de çökmesini mukadder kıldı. Felsefenin diyalektik işleyişe emanet edilmesi zaten derin bir krizdi, antitezin tezden önce çökmesiyle kriz satha çıktı ve herkes tarafından görülmeye başlandı.
İSLAM İRFANININ TEKNOLOJİSİ-4-TEFEKKÜR BUHRANI VE İNSANİ FELAKET yazısına devam et

İSLAM İRFANININ TEKNOLOJİSİ-3-TEKNOLOJİNİN PARADOKSLARI

İSLAM İRFANININ TEKNOLOJİSİ-3-TEKNOLOJİNİN PARADOKSLARI

Teknoloji çok hızlı gelişiyor. Tasavvur ve imalat hızı, değerlendirmeye bile fırsat vermeyecek kadar yüksek, öyle ki bidayetindeki maksat bile unutuldu. İnsanlık teknolojiye neden yönelmişti, teknolojiye olan ihtiyaç ne kadardı? Teknoloji, temelindeki maksattan bağımsızlaştı ve kendi başına bir vakıa haline geldi, böyle olunca hiçbir ölçü tanımaz, hiçbir tahdit kabul etmez oldu ve sadece “mümkün olan yapılmalıdır” yaklaşımına mahkum oldu.

Mesele sadece ahlakilik sınırıyla ilgili değil, aynı zamanda “ihtiyaç gayesi” de kayboldu. Önce ihtiyaç sonra teknoloji silsilesi caridir, hayatın tabiatı ve sıhhati bunu gerektirir. Bidayetinde de böyleydi, teknoloji ihtiyacı takip ederdi. Teknoloji önce ahlaktan sonra da ihtiyaçtan bağımsız hale geldi.
İSLAM İRFANININ TEKNOLOJİSİ-3-TEKNOLOJİNİN PARADOKSLARI yazısına devam et

İSLAM İRFANININ TEKNOLOJİSİ-2-BATININ TEKNOLOJİ ANLAYIŞI

İSLAM İRFANININ TEKNOLOJİSİ-2-BATININ TEKNOLOJİ ANLAYIŞI

Batının teknoloji anlayışı, tek bir esasa istinat eder; “Mümkün olan yapılmalıdır”… “Mümkün olan yapılmalıdır” anlayışı, ahlaktan tamamen bağımsızlaşmaktır, teknolojiyi de ahlaktan mutlak anlamda müstakil kılmaktır.

“İmkan alanı”, imtihan sahasıdır. Mümkün olanın yapılması, imtihanın reddidir. İmtihan, İslami manada “istikamet” demektir, istikameti işaretler. İnsani manada ise, insan ile sureta insan veya hayvan arasındaki sınırı tayin eder. Hiçbir bilgi telakkisi, “doğru-yanlış”, “güzel-çirkin”, “iyi-kötü” mikyaslarından azade değildir. Ortaya koyduğu mikyasların isabet edip etmemesi ayrı bir meseledir ama bu mikyasların varlığı zarurettir. İnsan olmak, bir ölçü manzumesine tabi olmaktır. “Mümkün olan yapılmalıdır” yaklaşımı, epistemolojik (bilgi telakkisi) tefessühtür.
İSLAM İRFANININ TEKNOLOJİSİ-2-BATININ TEKNOLOJİ ANLAYIŞI yazısına devam et

İSLAM MAARİF ANLAYIŞI-13-İNSAN TELAKKİSİ-10-

Zevkte vahdeti gerçekleştirmek mümkün oluyorsa, “hüzün” nedir? Çünkü dünya ruh için gurbettir. Ruh ne kadar zevk alırsa alsın, aldığı zevk, gurbet zevkidir. Gurbet ise tabiatı gereği hüzün kaynağıdır. Bu sebeple ruhun hüznü, zevkindeki gibi kesintisizdir.
Ruh, kainatta yaşanabilecek en kesif zevki yaşar, zevkin zirvesine çıkar. Ne var ki ruh, vatan-ı aslisine ve orada yaşadığı zevke meftundur. Ruhun “vatan-ı aslisi”, dünyadan önceki bulunduğu yer ile dünyadan sonraki gideceği yerdir. İhtimaldir ki, “alem-i ervah”taki hayatı da cennete muadildir fakat orada “insan terkibine” kavuşmadığı için, “hususi” bir durum mevcut olmalı.
Ruh ne kadar baki olsa, ne kadar zamanüstü varlık olsa, ne kadar hakikatin zevkini yaşasa da, bu dünyaya ünsiyet kesbetmemiştir, bu dünyada gurbettedir. Her ne kadar nefs ruha irca olunduğunda ruh maddeden (fani olandan) azade hale gelse de, bir şekilde bedenle, nefisle, maddeyle irtibat hali devam eder. Bunlardan azade hale geldiğinde de devam eder, çünkü bu bir “emirdir”. Ruh zaten “emir aleminden” olduğu için, emre isyan edemez, etmez, vadesi (süresi) dolana kadar bu dünyada, nefisle beraber, bu bedende bulunur. İSLAM MAARİF ANLAYIŞI-13-İNSAN TELAKKİSİ-10- yazısına devam et

İNŞA VE MUHAFAZA-2-

İNŞA VE MUHAFAZA-2-
“Hangi alanların ve hangi anlamların zaman ile münasebeti nedir?” sorusunu sormayı unutmuş olmamız nasıl bir gaflet? İslam’ın hükümlerinin bir kısmının zaman içinde değişmeyeceği, bir kısmının ise zamana tabii olarak değişebileceği bilgisine sahip olmamıza rağmen, yukarıdaki soruyu neden sormayız? Bu soruyu sormayı bıraktığımızdan beri, zamana tabii olan konuları sabitlemeye, zamana tabii olmayan konuları tartışmaya başladığımızın farkında değil miyiz? Elbette tamamını böyle yapmıyoruz. Fakat karıştırdığımız vaka…
Basit bir misal… Musiki… Musiki, zaman dışı (zaman üstü değil) sanat alanlarından birisi… Çünkü musiki, doğrudan ruhun meşgalesidir. Daha doğrusu, İslam’ın (İslam Medeniyetinin) musikiden anladığı budur. Yoksa musiki, nefse de hitap edebilen bir sanattır. Nefse hitap eden musikiye bakıp da, musikinin zaman dışı bir sanat olmadığını söyleyenler, Müslümanlar değildir. Müslümanlar ruhun musikisini yapabildiler çünkü… İNŞA VE MUHAFAZA-2- yazısına devam et

İNŞA-MUHAFAZA-TECDİT-1-

İNŞA MUHAFAZA TECDİT-1-
Batının felsefe tarihi ile İslam’ın irfan tarihi arasındaki temel farklardan birisi, her filozofun kendinden öncekiler ve dışındakileri reddetmesine mukabil, İslam irfanındaki her veli, hakim ve alimin kendi dışındakileri ve öncekileri reddetmemesidir. Müslüman fikir ve ilim adamları, kendilerinden öncekilerin eserlerini reddetmediği gibi, kendi üretimlerini onların eserleri üzerine bina etmişlerdir. Felsefedeki ana kaynak insanın aklı olduğu için, her filozof kendi aklını esas almış, kendi derinliğine muvafık bir felsefi sistem kurmuştur. Yeni bir sistem kurmanın ön şartı da öncekileri ve diğerlerini reddetmek ve dışlamaktır. Felsefi gelenek böyle oluşmuştur. İrfan geleneği ise, büyük bir havzanın muhtelif mecraları halinde aynı bahçeyi sulamış, farklı mecralar ve fikirler zenginlik olmuş, hikmet binasının inşası her yeni nesil tarafından devam ettirilmiştir. İNŞA-MUHAFAZA-TECDİT-1- yazısına devam et