Etiket arşivi: İSLAM MEDENİYET AKADEMİSİ

MEDENİYET AKADEMİSİ KURULUYOR

medeniyet

Tefekkür ve tezekkürün zirvesi tevhid, insan ve hayatın zirvesi vahdettir. Tevhide; terkip, tecrit ve tenzih güzergahından ulaşılır, vahdete ise ahlak, edep, takva yoluyla… Tevhid; ferdin ruhi-deruni cihetindeki inkişafla mümkün, vahdet ise sayısız içtimai mecranın bir havzaya dökülmesiyle mümkündür.

            Tevhid ve vahdet, İslam Medeniyetinin nihai menzili, nispeti, ölçüsü, mikyasıdır. Her şey bu iki mikyasa göre anlaşılır, kabul ve tatbik edilir. İçtimai manada vahdete, ferdi manada tevhide ermeyen tüm yollar yanlıştır.

            Ferdi hürriyet, içtimai manada vahdete, ferdi manada tevhide muhalif olamaz. İslam, hürriyeti serkeşlik (liberalizm) olarak anlamaz, kabul etmez. İman ferd için, İslam cemiyet içindir ve ikisi terkip edildiğinde “insan mimarisi” kurulmuş ve tüm cihetiyle kuşatılmış olur.

*

MEDENİYET AKADEMİSİ KURULUYOR yazısına devam et

İSLAM MEDENİYET AKADEMİSİ-2-İLİMLERİN TASNİFİNİN ÇERÇEVESİ

İSLAM MEDENİYET AKADEMİSİ-2-İLİMLERİN TASNİFİNİN ÇERÇEVESİ
Ülkenin üniversitelerinde hala batının bilim anlayışı ve onun tasnifi kullanılıyor. Bu o kadar Batının bilim (pozitif bilim) anlayışını esas alan ilahiyat profesörleri, o bilim anlayışına uymadığı için mucizeyi reddetmeye başladılar. Batının bilim anlayışını temel mikyas alınca, Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyyenin hangi manaları ihtiva ettiğini değil, o mikyasa uygun olan anlamların neler olduğunu araştırmak esas haline geliyor.
İslam irfan müktesebatındaki ilimlerin neler olduğunu, hangi tasnife tabi tutulduğunu, hangi bilgi disiplinlerine ilim dendiğini unuttuk ve umursamaz hale geldik. Oysa ilimlerin tasnifi, bilginin “nazım planı”dır, ilimlerin tasnifini yapamayan bir kültür iklimi kendi kaynaklarının bilgisini imal edemez hale gelir.
Bilgi üretmeyince üretenlerin bilgisine mahkum olunduğu gibi, ilimlerin tasnifini kendi müktesebatımızdan hareketle yapmayınca, başkalarının tasnifine mecbur oluyoruz. Batı ikliminin yaptığı bilimlerin tasnifi, bizim ilimlerimizi ihtiva etmiyor. Batının yaptığı tasnifi esas alınca, o tasnife uymayan bize has ilimlere karşı da mesafeli davranıyoruz. Oysa batı bilim anlayışının zirvesi, bizim ilim anlayışımızın eteklerine ancak ulaşır. İslam ilim anlayışı ve tefekkür çerçevesi, batı felsefesinin ve bilim anlayışının milyonlarca kat daha üstündedir. Pozitif bilim anlayışı (batı bilim anlayışı), ufku miraç olan ilim anlayışının eteklerine ulaşabilir mi? İSLAM MEDENİYET AKADEMİSİ-2-İLİMLERİN TASNİFİNİN ÇERÇEVESİ yazısına devam et

İSLAM MEDENİYET AKADEMİSİ-1-TAKDİM

İSLAM MEDENİYET AKADEMİSİ-1-TAKDİM
Medeniyet inşa etmek birkaç neslin işi değil, uzun nefesli bir çalışmadır. Medeniyetten, medeniyet inşasından ve meseleleri bu merkezde düşünme lüzumundan bahsediyor olmak, özü itibariyle tefekkürün çapına dönük bir iddia veya taleptir. Mevzumuz tefekkür, tefekkürün çapı, ufku, hacmi… Yani “medeniyet çapında” düşünmek…
Bir dünya görüşünü medeniyet çapında düşünmek, onu anlamanın en geniş ufkudur. İslam’ın yekununa muhatap olmalı, parçalarında (bazı konularında) boğulmamalı, istikametin bazı meseleler tarafından vakumlanmasına fırsat vermemeli, mümkün olan en geniş ufka malik olmalıyız. İslam, mümine, yeryüzünü imar vazifesi de yüklemiştir, imar faaliyetinin müntehası medeniyettir.
Medeniyet tasavvuru, medeniyet inşası kadar mühimdir. Sıhhatli ve mütekamil bir medeniyet tasavvuru, ilmi ve fikri mecraların, havzaların, eserlerin içinde vücut bulacağı iklimdir. Bu iklime ihtiyacımız var. Balığı suyun dışında yaşatamıyorsak, yaşatma imkanını bulsak bile tabii olanı bozmamak için suda yaşatmaya devam edeceksek, fikir, ilim ve sanat faaliyetleri için bir iklime ihtiyacımız var, bu iklim oluşmaz, oluşturulamazsa, fikir, ilim ve sanat eserlerimiz yeşermez. Bu iklimi bulamaz veya oluşturamazsak, fikir (zihin) coğrafyamızı “sera” bahçesine çeviririz. İSLAM MEDENİYET AKADEMİSİ-1-TAKDİM yazısına devam et

YİRMİNCİ ASRA SIKIŞMAK-6-MEDENİYET AKADEMİSİ

YİRMİNCİ ASRA SIKIŞMAK-6-MEDENİYET AKADEMİSİ
Çok şey yapılıyor, binlerce vakıf ve dernek İslami faaliyet ile meşgul. Büyük kaynaklar sarfediliyor, sayısız insan istihdam ediliyor, birçok kitap ve dergi basılıyor. Müslüman ilim adamları, fikir adamları, sanat adamları var, her biri bir şeylerle meşgul. Muhakkak ki her biri kendi anladığı kadarıyla en mühim konu üzerinde çalışıyordur. Ama bir eksik var, öyle bir eksik ki bu, her şeyi eksik bırakan bir eksiklik… Yapılan her işi eksik ve yarım bırakıyor, maksadına ulaşmasına mani oluyor, o olmayınca hiçbir şey kendi mihverine kavuşmuyor, kendi merkezini bulamıyor, doğru mevziine yerleşemiyor.
Fikir ve ilim adamlarının her birisi, “bir kişilik iş” yapıyor. Kendi çapınca çalışıyor ve eseri kendi çapında kalıyor. Bir araya gelemiyorlar, birlikte üretemiyorlar, bu sebepledir ki birikim oluşturamıyorlar. Her biri liberalizme ve liberalleşmeye karşı ama liberal tarz üzere kaim… “Türkiye Alimler Birliği vakfının” kurulması belki de bu çerçevede ilk misaldi ve ümit vericiydi. Ne haldeler bilinmez, sesleri çıkmıyor. YİRMİNCİ ASRA SIKIŞMAK-6-MEDENİYET AKADEMİSİ yazısına devam et

ÖZÜR

Yazarlarımızın bir kısmının da içinde bulunduğu İSLAM MEDENİYET AKADEMİSİ kuruluyor. Bir taraftan razamanın rehavetinden kurtulmaya çalışıyoruz, diğer taraftan Akademinin kuruluş hazırlıklarını yapıyoruz. Bu sebeple yazı yazmaya vaktimiz olmuyor.

Ehemmiyeti bizce çok büyük bir işe yönelmiş olmaktan dolayı, bir müddet müsaadenizi istiyoruz. Yazarlarımızın bir kısmı yazmaya devam edecek, akademi ile ilgilenenler de yoğun olmasa da yazacaklar.

Akademi ile ilgili çalışmaları bir müddet sonra duyurmaya başlayacağız. Belli safhalar aşıldıkça, o safhalarla ilgili gelişmeleri ve eserleri sitemize taşıyacağız. Akademinin beyannamesini, eserlerini, yayınlarını, çalışmalarını, ölçülerini ila ahir kamuoyu ile paylaşacağız.

Şu anda söyleyeceklerimiz bundan ibaret, özrümüz kabul ola…