MEKAN MESAFE SATIH-1-

MEKÂN MESAFE SATIH Mekânın zamandan daha kolay anlaşılacağı zannedilir. Zamanın mücerret mahiyetine nispeten mekân daha müşahhas kabul edilir. Hatta zamanın varlığı tartışılmıştır ama mekânın varlığı tartışılmamıştır. Zamanın vehim olduğuna dair düşünceler gök kubbede uçuşmuştur ama insanın ayağını yere basma zarureti mekânın varlığından tereddüt etmesini engellemiştir. Mekânın varlık ile ilgisi farklı bir açıdan bakıldığında varlığın zaman …

MEKAN VE VARLIK

MEKÂN VE VARLIK Mekân kelimesi sadece lügat anlamıyla dahi varlığı anlatmaya kâfidir. Mekân, imkân alanıdır. İmkân alanı varolabilmek için gerekli olan zemindir. Mekân saf haliyle harekete geçmez veya varlığın vücut bulmasını temin etmez. Fakat mekân saf haliyle vücut bulması mümkün olan tüm varlıkların kodlarına sahiptir ve bunu varoluş sürecini başlatacak etkiyi alana kadar muhafaza eder. …

MEKAN VE KAİNAT

MEKÂN VE KÂİNAT Mekân kâinatın varoluş alanıdır, varoluşun imkan alanıdır. Mekan olmadığında hiçbir şey yoktur, hiçbir şey varolamaz, hiçbir varoluş süreci işlemez. Saf haliyle mekânın müşahede edilebileceği yer kâinatın sınırı olmalıdır. Fakat mekânın saf halde müşahede edilebilmesi, bilgi ve idrak kaynaklarımızla kabil değildir. Daha doğru bir ifadeyle beş duyumuzla ve bu günkü ilmi malzemelerin (teknolojik …

MEKAN-3-

Madde enerjiye ve enerji maddeye dönüşmez. Madde ve enerjinin oluşumundaki zaman ve mekânın katkı oranları değişmekte ve varoluşun tecellilerinden biri ortaya çıkmaktadır. Bir birine dönüşüm değil, yeniden varoluş gerçekleşmektedir. Kurallar aynıdır. Madde ile enerjinin bir birine dönüştüğü iddiası bilimsel bir aldanıştır. Zamanın, maddenin dördüncü boyutu olduğuna dair yaklaşım, zaman ile varlık arasında, varoluşa dönük ilk …

MEKAN

MEKÂN Kainat (kozmos) ile ilgili “gerçeklik” , zaman ve mekândan başka bir şey değildir. Bu sebeple zaman ve meknı aşmamış bir anlayış için, toplam varlık çeşidi üçtür; zaman ve mekân ve ruh… Ruh zamanüstü bir varlıktır ama bedene taalluk ettiğinden itibaren zaman içindedir, ne var ki zaman içinde olması, zamani varlık olduğu manasına gelmez. Zaman, …

ZAMAN VE VARLIK

ZAMAN VE VARLIK Kâinat her an yeniden yaratılıyor. Varlık-yokluk deveranı (ritmi), kainatın varlık ile yokluğunun eşit seviyede ve sürede (zaman yoktur ya orada) bulunduğunu gösteriyor. Her an yeniden yaratılan varlığın, iki yaratılış arasındaki yokluk halinin (anının) görünmemesi ve sürekli varlık halinin görünmesi, gözün varlığa endeksli olmasındandır ve bir anlamda gözün körlüğüdür. Zira “yokluk” yansıma imkânına …

ZAMANSIZ HAREKET

ZAMANSIZ HAREKET Varlığın kesintisiz bir hareket içinde olduğu, hareketin durdurulamadığı, hareketin durması halinde varlığın varolamayacağı fizik olarak da anlaşılmıştır. Hareketin kesintisizliği sadece makrokozmosta değil aynı zamanda mikrokozmosta da vakidir. Mikrokozmostaki ilerlemelerin vardığı nokta, kuantum fiziğidir ve kuantum fiziği ise maddenin parçacıklardan değil alanlardan (kuantum alanlarından) meydana geldiği ve bu alanların ise mütemadi bir deveran (veya …

İNSAN BİLİM VE ONTOLOJİ

İNSAN, BİLİM VE ONTOLOJİ Varlık temelde iki çeşittir. İnsan ve diğerleri… İnsanda bir adet öz diğerlerinde ise iki adet öz bulunur. İnsandaki öz ruhtur, diğerlerindeki öz ise zaman ve mekândır. Ruh, zaman, mekan; kainatın hulasasıdır, tüm sırlar bu üçünde mahfuzdur. * Diğer varlıkların tahlilinin varabileceği nihai nokta zaman ve mekân kaynaklarıdır ki bunlar birbirinden müstakil …

UZAY TASAVVURUNDAKİ YANLIŞLAR-4-

*Sistematik yanlışlar Varoluş dairevi hareketle kabildir. Bu anlamda hareketin düz olma ihtimali kadar kâinatın düz olabilme ihtimali de yanlıştır. Hareketin düz olmadığı fizik olarak tespit edilmiş olmasına rağmen, kâinatın düz olabilme ihtimalinin hala konuşulabilmesi ilginçtir. Hareket varoluşa doğru akıyorsa (ki öyledir) düz bir hat üzerinde gerçekleşmesi kabil değildir. Düz bir hareket kabil olmadığı gibi anlamlı …

UZAY TASAVVURUNDAKİ YANLIŞLAR-3-

*Varlık ile ilgili yanlışlar Varlığı üç boyutlu olarak kabul etmek fizik biliminin bu günkü kavrayışı ile üç boyutlu bir uzay tasavvurunu mecburiyet haline getiriyor. Fizik biliminin incelediği varlıkların üç boyutlu olduğu gerçeği ayrı bir konudur. Fakat kâinattaki varlıkların tamamının üç boyutlu olduğu zannı uzun süre fizik bilimine patinaj yaptırmıştır. Fizik bilimi varlıkların üç boyutlu maddelerden …

UZAY TASAVVURUNDAKİ YANLIŞLIKLAR-2-

*Zaman ile ilgili yanlışlar Uzay-zaman tasavvuru, üç boyutlu uzaya dördüncü boyut olarak zamanın eklenmesiyle oluşturulan aslında ilkel bir düşünme biçimidir. Zaman ile ilgili doğru kavrayış olmadığında, zamanın maddeye olan etkisini tersine çevirip, zamanı maddeye eklemlemek, uzay tasavvurunu zafiyete uğratmaktadır. Zaman maddenin dördüncü boyutu değildir. Zamanın madde ile irtibatı, zamanın maddenin dördüncü boyutu olarak kabul edilmesindeki …

UZAY TASAVVURUNDAKİ YANLIŞLIKLAR-1-

UZAY TASAVVURUNDAKİ YANLIŞLIKLAR-1- *Genel olarak uzay tasavvuru Kâinat o kadar girift bir yapıya sahiptir ki, fizik biliminin “takdim”inde şunu yazması gerekir. “Kâinatta, belirli şartlarda doğrulanmayacak hiçbir fikir veya teori olmadığı gibi belirli şartlarda tekzip edilmeyecek teori de yoktur”. Gerçekten kâinat o kadar engindir ki, deli saçması zannedilen bir fikrin, kuralın, teorinin dahi kâinatın her hangi …

İSLAMCILIK TARTIŞMASININ “HARİCİLERİ”-29-MAHÇUPYAN’IN FİKİR HİLESİ

İSLAMCILIK TARTIŞMASININ “HARİCİLERİ”-29-MAHÇUPYAN’IN FİKİR HİLESİ Mahçupyan’ın İslamcılık tartışması ile ilgili yazısı çok. Her birini tek tek değerlendirmek gerekmiyor zira sürekli tekrarlar var. Fakat yazılarından ikisi var ki, diğerlerinden çok farklı bir muhtevaya sahip, 22.08.2012 tarih ve “İslamcılığa teslim olmak(1)” ile 23.08.2012 tarih ve “İslamcılığa teslim olmak(2)” isimli yazıları… Bu yazılardaki muhtevanın farkı, tevhid bahsi ile …

İSLAM MAARİF ANLAYIŞI-18-VARLIK ANLAYIŞI-4-

Varoluş sürecinin nihai safhası, kesintisiz varlığa ulaşmaktır, o da ruhtur. Varoluş safhasının ilki kesintisiz hareket, nihayeti ise kesintisiz varlıktır. Bu kemal imkanı, buna istidadı olan insana hasredilmiştir. İnsan nam varlık çeşidi, sadece kendine münhasır olan bu istidadı kullanmak mesuliyetine, memuriyetine, mecburiyetine sahiptir. Bu merhaleye ulaşamamış her insan ferdi, her hayat yekunu eksiktir, yolda kalmıştır, maksada …

İSLAM MAARİF ANLAYIŞI-17-VARLIK TELAKKİSİ-3-

Varoluş sürecinin üçüncü safhası, “idrak” etmektir, o da akıldadır, akıl da insandadır. Akıl idrak merkezidir, idrak edebilmek, varoluş sürecinin “insani alana” girdiğini gösterir. Kainattaki her varlık çeşidinin ufku insandır, varoluş sürecinin “insani alana” girmesi, ana mecrasına ulaştığını gösterir. Varoluş süreci, “insani alana” ulaşana kadar asıl ve asil mecrasını bulmamış haldedir ve insani varoluş sürecinin malzemelerini, …

İSLAM MAARİF ANLAYIŞI-16- VARLIK TELAKKİSİ-2-

Varoluş sürecinin ikinci safhası, “hal” sahibi olmaktır, o da canlılıktır. “Hal”, bir açıdan bakıldığında hareketin başında ve sonunda, başka bir açıdan bakıldığında hareket “hal”in başında ve sonundadır. Böylece her ikisi de birbirini inkıtaa uğratır, birbirinin kesintisizliğini iptal eder ve birbirini kuşatır. Hal sahibi varlıkların hareketleri, kesik kesiktir. “Hal” sahibi olmak, hareket sahibi olmaya nispetle, varoluş …

MANAYI ANLAMAK SURETİ İNŞA ETMEK-4-

MANAYI ANLAMAK SURETİ İNŞA ETMEK-4- Ruhun kalp evreninde keşfettiği “manaların” insan cinsinde ihtiyaç duyduğu suret, ahlaktır. Ahlak, ferdi terkip kıvamıyla şahsiyet, içtimai terkip kıvamıyla nizamdır. “İlmin malumunu inşa etmek” istikametiyle “mananın suretini inşa etmek” ameliyesi, insan cinsindeki suret inşasından sonradır. “İlim maluma tabidir” istikametinde ahlak inşası uzun bir güzergahtır. Herhangi bir insan için ahlak inşa …

MANAYI ANLAMAK SURETİ İNŞA ETMEK-2-

MANAYI ANLAMAK SURETİ İNŞA ETMEK-2- Suret mananın tecelliye gelmesi için lüzumlu fakat aynı zamanda manaya perdedir. Akıllar umumiyetle surete takılır, suretle meşgul olur, sureti aşıp manaya nüfuz edemez. Yukarıdan aşağıya doğru bakıldığında suret mananın tecelli vasıtasıdır ama aşağıdan yukarıya bakıldığında suret mananı perdesidir. “İlim maluma tabidir” ölçüsünce surete muhatap olunur önce, “malum ilme tabidir” ölçüsü …

MANAYI ANLAMAK SURETİ İNŞA ETMEK-1-

MANAYI ANLAMAK SURETİ İNŞA ETMEK-1- Ariflerin harikulade bir sözü var, “manalar, tecelliye gelmek için surete ihtiyaç duyar”. Tam olarak böyle olmayabilir ama bende kaldığı haliyle o kelam-ı kibar böyle. Bu kelamdan hem varlık telakkisi (ontoloji) çıkar hem de bilgi telakkisi (epistemoloji)… Ariflerin hürmet edilecek ve hayran olunacak birçok hususiyetleri var ama benim dikkatimin yoğunlaştığı vasıfları, …