AKIL İNŞASINDA İSTİDATLAR-5-İSTİDAT DEHALARI

AKIL İNŞASINDA İSTİDATLAR-5-İSTİDAT DEHALARI
Üç çeşit deha var, zeka dehası, istidat dehası, akıl dehası… Bunlardan sadece “zeka dehaları” bilinir. Daha doğrusu deha olarak tarif edilenler, “zeka dehası” olanlardır. İstidat dehaları ve akıl dehaları bilinmez. Zeka dehası ve istidat dehası doğuştandır, akıl dehası ile çalışarak elde edilebilir. Doğuştan olan dehalar için yapılabilecek bir şey yok fakat çalışarak elde edilebilecek deha olan akıl dehası için programlar oluşturulabilir. Fakat akıl dehası bilinmediği için, bu istikamette hiçbir çalışma yapılmıyor, büyük kayıp…
Zeka dehası, her konuyu yüksek seviyede anlayabilir. İstidat dehası ise her konuyu değil, istidadı olan konuları yüksek seviyede anlayabilir. İnsan, istidadı olduğu alanlarda, yüksek zeka gibi anlama ve yapabilme yeteneğine sahiptir. Zeka ile istidadın karıştırıldığı noktalardan biri de budur. Bir alanda yüksek zekalar gibi derin kavrayışı olan insanlara, o konuda zeki dendiği görülüyor. Hani şu “çoklu zeka teorisi”nde olduğu gibi. Yani matematik zeka, müzik zekası filan. Oysa bu durum yanlış, yüksek zeka her konuyu derinliğine anlar, keskin istidat ise sade belli bir alanda yüksek kavrayışa sahiptir. Okumaya devam et

Share Button

AKIL İNŞASINDA İSTİDATLAR-4-İSTİDATLAR KİŞİLİK TİPLERİ OLUŞTURUR

AKIL İNŞASINDA İSTİDATLAR-4-İSTİDATLAR KİŞİLİK TİPLERİ OLUŞTURUR
İstidatlar, insanı kolay anladığı ve yapabildiği alanlar olduğu için, hayat o alanlara doğru akar. İstidat alanları, insanın kolay anladığı, kolay yapabildiği alanlar olduğu için, insanın kendini daha rahat hissettiği, daha fazla zevk aldığı, daha fazla başarılı olduğu, daha fazla itibar gördüğü alanlardır. İnsan, anladığı ve yapabildiği alanı bırakıp, anlamakta ve yapabilmekte zorlandığı alanlara yönelmez. İnsan, başarılı olduğu alandan çıkıp, başarısız ve itibarsız olduğu alanla ilgilenmez. İnsan, kolay yaptığı işleri bırakıp, yapmakta zorlandığı işe teşebbüs etmez.
İnsan zihni, kolay anladığı ve kolay yapabildiği alanlara doğru akacağı için, o alanlarda güçlü ve büyük mecralar oluşturur. Çocuklarda zihni gelişmeye müdahale edilmez ve tüm hayat alanlarıyla ilgilenecek bir zihni evren inşa edilmezse, istidat alanlarının cazibesiyle zihin bu alanlara akar ve oralarda yoğunlaşır. Zaman geçtikçe de akıl o alanlarda oluşmaya ve gelişmeye başlar. Okumaya devam et

Share Button

AKIL İNŞASINDA İSTİDATLAR-2-ANLAMA İSTİDATLARI

AKIL İNŞASINDA İSTİDATLAR-2-ANLAMA İSTİDATLARI
Anlama istidatları öncelikle zihni faaliyetler için önemlidir. Zihni faaliyetler için önemli olması, aklın inşa edilmesinde de çok önemli olduğunu gösterir. “Yapabilme” istidatları ise zihni faaliyetten ziyade, hayatın pratikleri için önemlidir. Hayatın pratikleri için önemli olması, aklın inşasında daha az fakat aklın kullanılmasında daha çok önemli olduğunu gösterir.
Anlama istidatları sayı olarak fazla ve güçlü olan insanlar, hayatın pratiğinden uzaklaşırlar. Yapabilme istidatları sayı olarak fazla olur da anlama istidatları olmaz veya az olursa düşünce dünyası gelişmez fakat hayatın pratiği güçlü olur. Bu tür insanların misaline hayatta çok rastlanır. Bazı insanlar düşüncede gelişmişlerdir fakat hayatta hiçbir şey yapamazlar, bazı insanlar ise düşünmeyi pek bilmezler ama hayatın pratiğinde çok hızlı ve başarılıdırlar.
Anlama istidatları bilgiyle yoğun bir ilişki kurarlar. Anlama istidatlarının sayısı ne kadar fazla ve ne kadar güçlüyse akıl o kadar gelişir. Aklı inşa eden temel malzeme “bilgi” olduğu için anlama istidatları aklı daha fazla geliştirir. Anlama istidatları yüksek olan insanlar, yapabilme istidatları zayıf olduğunda bile gelişmiş bir akla sahip olurlar. Hayatın pratiğinde başarılı olamasalar bile bu insanların akıllarına güvenmek ve danışmak faydalıdır. Hayatın pratiğinde başarılı olamamaları, doğru ve gelişmiş düşüncelere sahip olamadıklarını göstermez. Bir konuyu iyi düşünebilmek başkadır, iyi yapabilmek başkadır. Okumaya devam et

Share Button

AKIL İNŞASINDA İSTİDATLAR-1-İSTİDAT NEDİR?

AKIL İNŞASINDA İSTİDATLAR-1-İSTİDAT NEDİR
İstidat, özel yetenektir. Doğuştan varolan, sonradan çalışarak elde edilemeyen, yetenek… Her hangi bir alanda, anlayabilme ve yapabilme yeteneği… Öğrenmeden, çalışıp kazanmadan bir konudaki yapabilme eğilimi…
Eğer insanda istidatlar olmasaydı, dışardan elde edilen bilgilerle bir konuyu anlamak mümkün olmazdı. Anlamak mümkün olmadığında yapmak hiç mümkün olmazdı. İstidat, aslında öğrenme faaliyeti başlamadan önce sahip olduğumuz bilgilerdir. Öğrenmeye başlamadan sahip olduğumuz bilgilerin herhangi bir alandaki yoğunlaşmasıyla istidatlar oluşur. Bu nokta önemli, çünkü doğuştan sahip olduğumuz bilgi çoktur, eğer bu bilgiler belirli alanlarda yoğunlaşmamışsa, çok az işe yaramaktadır. İstidadın meydana gelmesi de zaten bu şekildedir. Doğumdan önce sahip olduğumuz (yani ruhumuzda varolan) bilgi toplamındaki bazı bilgiler, bazı konularda (alanlarda) birikmekte, yoğunlaşmaktadır. Bir konuda yoğunlaşan bilgiler, o konuda “anlama” ve “yapma” işini kolaylaştırmaktadır.
Bir insan iki konuyla ilgilense, birini kolaylıkla anlasa, diğerini anlamakta zorlansa, biliriz ki kolay anladığı konuda istidadı vardır. Herkes hayatında bu tür olayları yaşamıştır, yaşamaya devam etmektedir. Bu sebeple insanların istidatlarını keşfetmek, hem kendileri için hem de dışarıdan birileri için (mesela öğretmenler için) kolaydır. Fakat bazı istidatlar vardır ki, hem insanın kendisi için hem de dışarıdan birisi için keşfetmesi zordur. Okumaya devam et

Share Button