Etiket arşivi: İTİDAL

BU KAVGADA TARAFIZ

BU KAVGADA TARAFIZ
Fethullah Gülen ve müfsit tetikçilerinin başlattığı kavgada açıkça tarafız. Bu kavgada “itidal”, tam olarak taraf olmaktır, taraf olmayanlar “mutedil” bir yol takip ediyor değillerdir. İtidal, hak ile batılın arasındaki yol değildir, mutedil yol, hak ile batılı toplayıp ikiye bölerek elde edilmez. İtidal, dinin ölçülerine riayet bahsinde, ifrat ile tefrit arasındaki yoldur. Bir tarafta dinin emirleri, diğer tarafta dinin dışına savrulma sözkonusuysa, itidal, doğrudan doğruya hakkın yanında yer almaktır. Mutedil bir yol takip etmek için bu kavgada tarafız.
*
Buradaki hadise, Müslümanlara savaş açılmış olmasıdır. Müslümanlar, Müslümanların yanındadır, Müslümanlara karşı savaş açılmışsa, o savaşta Müslümanların yanında yer almamak muhaldir. Müslümanlara savaş açanların da Müslüman olması (rivayet öyle), neticeyi ve ölçüyü değiştirmez. Biz, Müslümanlara karşı açılan savaşta, Müslümanların tarafındayız.
*
ABD de ikamet eden, orada kimlerle görüştüğü ve ittifak yaptığı bilinmeyen, uzak olduğu için de tetkiki mümkün olmayan bir adamın, Türkiye’de Müslümanlara savaş açması, her feraset ve basiret sahibi Müslümanın karşılarında olmasını gerektirir. Ferasetimizin gereği olarak bu savaşta tarafız.
* BU KAVGADA TARAFIZ yazısına devam et

DUYARLI VE/VEYA "İTİDALLİ" OLMAK(!)

Duyarlı olmak kişiden topluma herkesin üzerine düşen en büyük sorumlulukların başında gelmek zorundadır. Duyarlı olmak kişinin şahsından önce ikinci ve üçüncü şahıslara karşı alacağı tavrın ifadesidir. Kişinin kendi şahsına karşı alacağı tavır, ikici ve üçüncü kişileri pek bağlayacak bir tavır olmayabilir fakat ikinci ve üçüncü şahıslara karşı takındığı tutum duyarlılığın temelini oluşturur. Herhalde bunu anlamakta çok zorluklar çekiyoruz.

Ben merkezli tutum ve yaşam biçimi, diğeri ve öbürlerini yok saydığından dolayıdır ki, duyarlılık denilen mefhum, toplum saflarından kendini çıkarıp almıştır veya bencilleşen toplumlar bu güzel hasleti kendilerinden uzaklaştırmıştır.
Daralan dünyada, teknolojinin gelişmesiyle beraber bütün insanlar birbirleriyle o kadar iç içe helezonlar oluşturmanın yanında ortak ritmik hareketler yapmaktan da kendilerini uzak tutamamaktadırlar artık. Toplumların birbirlerine bu kadar yakınlaşmaları, birbirlerini de görüp izleme imkânının yanında kontrol altında tutmayı da kaçınılmaz hale getirmiştir. Toplumların birbirlerine olan yakınlığı bazen öyle bir nokta da cem oluyor ki, yeni bir giyim tarzı tüm dünyaya çok kısa sürede yayılmakta, yeni bir müzik tüm dünyayı sarmakta, yeni bir dans Afrika’nın ya da Güney Asya’nın uç bölgesinden de ortaya çıksa tüm dünya halkları tarafından benimsenip özümsenmektedir. Bunun yüzlerce örneğini kendi hayatımızda görmemiz mümkündür. DUYARLI VE/VEYA "İTİDALLİ" OLMAK(!) yazısına devam et