Etiket arşivi: KEMAL ATATÜRK

Yemen Türküsü M. Kemal’in değil, milletin türküsüdür

Yemen Türküsü M. Kemal’in değil, milletin türküsüdür
Âşina olduğumdan bu yana Yemen Türküsü’nü dinlerken milletimin târihî ve mâşerî hüznünü yüreğimde hissetmediğim vâki değildir. Milletime aidiyet sızısı mânasına gelen bu hüzün fikir ve gönül tâlimlerim arasındadır.

Cumhurun seçtiği 12.cumhurbaşkanının, Yemen Türküsü’nü söylemesini hayırlı bir vak’a olarak tavsif etmemden ve cumhurun değil, vesayetçi Kemalist kadronun kurduğu cumhuriyetin cumhurbaşkanı M. Kemal’in, “Yemen Türküsü’ne ruhî ve mâşerî aidiyeti yoktur” ifademden angut Atatürkçüler haksızlık ettiğim kanaatine varmışlar.

Yemen Türküsü’nün mâşerî sınırları ve kimliği ümmet coğrafyasının bir bölümü olan Balkanlardan Anadolu’ya, İstanbul’dan Halep’e, Edirne’den Van’a, Samsun’dan Maraş’a kadardır. Muhteviyatı, 1923 Cumhuriyetinden önceki Devlet-i Âliye’nin ve Müslüman milletin yüreğinden kopan hüzünden ibarettir ve Atatürk ilkeleriyle Batılı ulus projesine tâbi tutulmadan önceki din ü millet hüviyetini haiz olan insanımızın gurbet ve hasret nağmeleridir.
Yemen Türküsü M. Kemal’in değil, milletin türküsüdür yazısına devam et

İSLAMLAŞMIŞ TÜRKÇE’NİN KAATİLLERİ-1-

İslâmlaşmış Türkçe’nin Kaatilleri

İslâmlaşmış Türkçe, Cumhuriyet öncesi Türklüğün din şuuru ve millet hüviyetiydi. Bu sebepledir ki Kemalist Cumhuriyetin despotları gözü dönmüş vandal tahripçiliğiyle, İslâm değerleriyle bağının kesilmesi için Türklerin Müslümanca konuşan dilini katliama tâbi tuttular.

Kur’ân sâyesinde medeniyet dili olan, dahası Türklerin Müslümanca millet dili olma hüviyetini kazanan Türkçe’nin, yâni lisan-ı Türkî’nin kaatilleri Atatürkçü inkılâpçılardır.

İSLÂMLAŞMIŞ MİLLET HÂFIZASINI SİLMENİN ADIDIR DİL CİNAYETLERİ

İslâmların hâdimi Türk milletinin hâfızasını, yâni bin yıllık kelimelerinin gücünü kırmak için dilini iğdiş ettiler. Muazzez milletin mukaddeslerini anlatan edebiyatın, sanatın, hikmetin, ilm ü irfanın membaı, yâni medeniyet kaynakları olan Osmanlı-İslâm mirasını yok etmenin ilk adımıydı dil cinayetleri.
İslâmca bir Türkçeyi anlamayan, Atatürkçü Cumhuriyet Türkçesinin dayatılmasıyla medeniyet ve ecdâd dilini unutan, yâni mankurtlaşan bir Türkiye meydana getirmekti gayeleri.
İSLAMLAŞMIŞ TÜRKÇE’NİN KAATİLLERİ-1- yazısına devam et

ZAYIFKEN KEMALİST OLMADIK GÜÇLÜYKEN Mİ OLACAĞIZ

ZAYIFKEN KEMALİST OLMADIK GÜÇLÜYLEN Mİ OLACAĞIZ
10 Kasım geldi, Müslüman entelektüellerin bazıları (mütefekkirler değil) tuhaflaştı. Murat Menteş’in yazısındaki ucubelik, Müslümanların tefekkür dünyalarına bodoslama daldı. Müslümanların zihni evrenlerinde ilk ayaklanan, “hassasiyet” oldu. Çünkü Menteş, temel hassasiyetlerden birini dinamitledi. Hassasiyet meselesi, tüm fikriyatın üzerinde mevzilenmiş, tüm fikri müktesebatın muhtevasına sirayet etmiş kıymettir. Hassasiyet, fikirden, idrakten, izahtan öncedir. Tefekkürün, idrakin, istikametin ana mecrasıdır, hassasiyet olmadan bunlar vücut bulamazlar. İslami hassasiyeti kaldırdığınızda, Kur’an-ı Kerimi okuyan Müslüman alim ile müsteşrik bilim adamı arasındaki farkı izah edemezsiniz. Zaten de böyle mi oldu ne? İslam, imandan sonra talep ettiği en mühim mesele olan hassasiyet kaybıyla okunmaya ve anlaşılmaya başlandı, her şey ile eklektik bir harmanlamaya konu olmaya başladı.
Hassasiyet meselesi her nedense pek konuşulmaz. Gündeme getirilmediği için ne olduğu bilinmez. Müslüman şahsiyet terkibindeki yeri hatırlanmaz. İdrake mukaddem olduğu anlaşılmaz. Hele de iman ile idrak arasındaki koridor olduğu hiç farkedilmez. Bu koridor ortadan kaldırıldığında imanın, idrakin mebdei ve mansıbı olduğu asla kavranamaz. Hal böyle olunca, kapitalist Müslüman, anti-kapitalist Müslüman, Kemalist Müslüman, çağdaş Müslüman ila ahir gibi ucube sentezleme (terkip etme değil) çabaları kendine yol bulur hatta “naif yaklaşımlar” olarak itibar da görmeye başlar. ZAYIFKEN KEMALİST OLMADIK GÜÇLÜYKEN Mİ OLACAĞIZ yazısına devam et