MEDRESE KUR’AN İLİMLERİYLE MEŞGULDÜR

MEDRESE, KUR’AN İLİMLERİYLE MEŞGULDÜR

(Terkip ve İnşa dergisi 21. sayı)

Kadim zamanlarda yapılan ilimlerin tasnifi unutuldu, kadim müktesebatı esas almak üzere yeniden ilimlerin tasnifinin yapılması ihtiyacı da hissedilmez oldu. İslam’ın bilgi evreni, ilimlerin tasnifi yapılamayınca yeniden ihya ve inşa edilemiyor. Bilgi evreni görünmez hale geldi, sınırlar fark edilmez oldu. Bunlar olmayınca İslam’ın bilgi telakkisi, yani bilgi mimarisi gibi bir mevzu başlığı bile ilim ve fikir adamlarının gündeminde yok. Dikkat çekici olan şey, bilgi telakkisinin, mesleği ve meşgalesi bilgi olan adamların gündeminde olmaması…
Bilgi evreni, ilimlerin tasnifi, bilgi (ilim) telakkisi gibi temel meseleler tefekkür mevzuu haline gelmeyince, kimin ne iş yapacağı, yapabileceği de bilinmiyor. Medresenin meşgalesi nedir, tekkenin meşgalesi nedir ila ahir… Hatta cami imanın işi nedir?
Fikirteknesi külliyatı, “ilimlerin tasnifi” ile ilgili bir teklifte bulunduğu içindir ki bizim zihnimiz berrak… O tasnife göre neyin nerede durması gerektiğine dair bir fikrimiz var, ilimlerin tasnifi aynı zamanda bir bilgi haritası olduğu için, kimin ne ile meşgul olacağını, olması gerektiğini anlamak kolaylaşıyor. Okumaya devam et

Share Button

İLİMLERİN TASNİFİ-9-TEFSİR İLMİ

İLİMLERİN TASNFİ-9-TEFSİR İLMİ
Tefsir ilmi, Kur’an ilimlerinin terkip ilmidir. Bir taraftan Kur’an ilimlerinin kaynağı diğer taraftan Kur’an ilimlerinin elde ettikleri mana, hikmet, hüküm ve bilgileri terkip eden ilimdir. Kur’an ilimleri İslam Medeniyet Tasavvurunun merkezindedir, Tefsir ise Kur’an ilimlerinin merkezidir. Okumaya devam et

Share Button

İLİMLERİN TASNİFİ-8-KUR’AN İLİMLERİ

KUR’AN İLİMLERİ
Kur’an-ı Kerim, Allah’ın beyanı olmak cihetiyle, O’nun sonsuz ilmindendir. Sonsuz ilmine açılan kapıdır. “Mahluk” olmadığı için, “mana haznesine” sınır tayin etmek kabil değildir. Kur’an-ı Kerim’in metnini, lügatteki manalardan ibaret kabul etmek, O’na (o kitaba) “mahluk” muamelesi yapmaktır. Lafzi manasının sınırlı gibi görünmesi, dil ve lisan vasıtalarının mahdut olmasındandır. Kur’an-ı Kerim, Allah’ın yeryüzüne (insanlığa) gönderdiği, doğrudan kendine ait tek kıymettir. Onun dışındaki tüm varlıklar, yaratma iradesinin eseridir ve hakikatin derece derece yeryüzüne inmiş halidir.
Kur’an-ı Kerim’in bizzat O’na ait olması, kainattaki hiçbir varlık ile mukayese kabul etmez. Bizzat O’nun ilminden olması, hiçbir kitap ve bilgi ile mukayese edilmez. Bizzat O’na ait olması, kainattaki hiçbir kıymet ile mukayese kabul etmez.
Vahdetin nihai gerçekleşme mevkii Hz. Risaletpenah (SAV) efendimizdir. Hakikati ferdiyye hikmeti, vahdetin müntehasının Efendimizde gerçekleştiğini ifade eder. Vahdetin müntehasından sonra tevhidin bidayeti başlar. Tevhidin ilk gerçekleşme mevkii, Kur’an-ı Kerim’dir. Tüm kainat “hakikati ferdiyye” hikmetiyle Hz. Resulü Ekrem (SAV) Efendimizde gerçekleşir ve ondan sonra tevhid merhalesi başlar. Kur’an-ı Kerim, tevhidin yeryüzündeki tecellidir. Kainat, tevhidin tecellisine asla dayanamaz. Bu sebeple Allah, mahlukatın sonsuz kere sonsuz ötesindedir. Mahlukatın mevcudiyetini muhafaza ve temadi ettirmesinin ön şartı budur. Ve kainattaki varlık yekununun içinde, Allah’a ulaşma istidat ve imkanı verilen tek varlık, insandır. Bu cihetle insan, Allah ile kainat arasındaki “hilafet” bağıdır.
*
Kur’an ilimleri, Allah’ın sonsuz ilminin şifreleridir. Kainat, Allah’ın sonsuz ilminin muhtemelen bir damlasının tecellisinden meydana gelmiştir. Kur’an-ı Kerim, bizzat O’nun beyanı olmak cihetinden, kainattaki sınırsız sayıda ve çeşitteki varlığın muhtevasındaki mahfuz olan bilgi ve ilim yekunundan, misilsiz ve mukayesesiz şekilde daha hacimlidir. Müslümanlar Kur’an-ı Kerim’in ne yazdığı ile ilgileniyorlar. Bu alaka doğru ama öncelikle Kur’an-ı Kerim’in ne olduğunu bilmeliler. Ne olduğunu bilmediklerinde nasıl okuyacaklarını da bilmez, mana haznesine de ulaşamazlar. Kur’an-ı Kerim’in mana haznesi, yeni bir kainat inşa etmeye kafi ilim ihtiva eder. Yani mevcut kainatın malzemesini kullanarak bunu yeniden inşa edecek çapta bir mana haznesinden bahsediyoruz. Yoktan yaratmak gibi bir şey anlaşılmasın, o, Allah’a mahsus.
Müslümanlar ve insanlar, Kur’an-ı Kerim’in ihtiva ettiği mana yekununun ne kadarına nüfuz ederler, bilinmez. Kıyamete kadar kaçta kaçına nüfuz edilebilir o da meçhul. Malum olan, o kitabın mana haznesine kafi derecede (yani günümüzde ihtiyaç duyulacak kadar) nüfuz edildiğinde mevcut imkanların (mesela teknolojinin) milyonlarca katı imkana ulaşılacağıdır.
*
Lafız yani kelime, mananın suretlerinden biridir. Fakat lafız, mananın “beyan sureti”dir. Beyan sureti ile tatbik sureti farklıdır. Kainatta değiştirilmesi asla kabil olmayan tek suret, Kur’an-ı Kerim’in “beyan sureti”dir. Çünkü her harfine ve noktasına kadar bu suret, bizatihi beyanın sahibine aittir. Kur’an-ı Kerim, beyan sureti de “sabit” halde insanlığa gönderilmiştir. Fakat Kur’an-ı Kerim’deki manaların tatbik suretleri bahsi ayrıca tetkik edilmelidir.
Kur’an-ı Kerim, beyan buyurduğu manaların bir kısmının tatbik suretini de “sabit” olarak bizzat kendisi inşa etmiştir. Bakiye manaların tatbik suretini ise Vahyin ilk sahibi, Hz. Resulü Ekrem (SAV) Efendimiz inşa etmiştir. Efendimizin (SAV) inşa ettiği suretlerin bir kısmı “sabit” bir kısmı ise “muhayyer”dir. Dinin özü ile ilgili hususlardaki Risalet inşası, sabittir. Mesela Kur’an-ı Kerim’in emrettiği (farz kıldığı) hususlar ile nehyettiği (haram kıldığı) konular, dinin özüdür. Emir ve nehiyle İslam’ın özüdür ve hem mana hem de suret olarak sabitlenmiştir. Dinin özünün özü ise ibadettir ki, şekli tespit edilen ibadetler sübut bulmuştur. İslam, tüm hayatı ibadet (kulluk) olarak tarif eder ve her fiilin ibadet olarak gerçekleştirilmesini teklif ve tavsiye eder. Bu manada ibadetlerin de suretlerinin sürekli yeniden inşası gerekir. Fakat İslam’ın mana ve şekil olarak tespit ettikleri üzerinde bir noktalık değişiklik yapılmaksızın…
Hz. Resulü Ekrem (SAV) Efendimizin inşa ettiği suretlerin bir hususiyeti var. O, Kur’an-ı Kerim’deki manaların suretini o kadar mütekamil şekilde inşa etmiştir ki, insanlar için o suretler, suret değil manadır. Yani Hadis-i Şerifler ve Sünnet-i Seniyye, Kur’an-ı Kerim’deki manaların suretidir ama insanlar için mana makamındadır.
Hz. Resulü Ekrem (SAV) Efendimizin inşa ettiği suretlerin bir kısmı, hem suret olarak hem de şekil olarak sabit, bir kısmı ise suret olarak sabit ama şekil olarak sabit değildir. O’nun inşa ettiği suret de “mana” makamında olduğu için, onun suretinin (yani şeklinin) inşa edilmesi gerekir. Bir misal üzerinde konuya bakalım. Kur’an-ı Kerim’de “mana” olarak canın muhafazası yani nefsi müdafaa yani meşru müdafaa gerekir. Meşru müdafaası için Hz. Resulü Ekrem (SAV) Efendimizin inşa ettiği “suret”, silah taşımaktır. Silah taşımak, sünnettir. Kur’an-ı Kerim’deki o mana ile Sünneti Seniyye’deki bu suret “sabit”tir fakat şekil sabit değildir. Çünkü o Sünnet (suret), o zaman, kılıç “şekliyle” tatbik edilmiştir. Bu gün, tabanca taşımak, sureti (sünneti) muhafaza ve tatbik etmektir. Bu gün, kılıçla meşru müdafaa yapma imkanı olmadığı kabul edilirse, kılıç taşımak sünneti tatbik etmek sayılır mı?
*
Kur’an-ı Kerim’de mahfuz olan ilimler ise ayrı bir bahistir. İlimlerin sureti değil, usulü tespit edilmiştir. Sonsuz ilim kaynağından istihsal edilecek sayısız ilim dalı ise İslami çerçevenin içinde kalmak kaydıyla kendi suretlerini oluşturacaktır.
Kur’an-ı Kerim’i sadece ibadet ve ahlak kitabı olarak görenler var, bunlar vahim bir anlayış içindedirler. Kur’an-ı Kerim, kainatta bulunan tüm varlıkların sahip olduğu ilim yekunundan daha hacimli bir ilim kaynağı olduğuna göre, Kur’an ilimleri, bu günkü ismiyle söylemek gerekirse pozitif ilimlere” kadar her türlü ilmi ihata eder. Bu sebeple Kur’an-ı Kerim ve Kur’an ilimleri, ilimlerin tasnifinin merkezinde yer alır. Her şey onda toplanır, her şey ondan dağılır (tevzi edilir).
*
Kur’an ilimlerinin “terkip ilmi”, tefsirdir. Tefsir ilmi (kendi içinde çeşitleri olsa da) tüm Kur’an ilimlerinin üstünde bulunur, bulunmalıdır. Kur’an ilimleri, tefsir ilminde cem ve terkip edilmelidir.
Tüm terkip ilimler, tetkik ilimler ve tatbik ilimleri, Kur’an ilimlerinin “emir eridir”. İlimlerin tamamında elde edilen bilgiler, Kur’an ilimlerinin malzemeleridir.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Share Button

İLİMLERİN TASNİFİ-3-İLİMLERİN TEMEL TASNİFİ

İLİMLERİN TASNİFİ-3-İLİMLERİN TEMEL TASNİFİ
İlimlerin tasnifi birçok cihetle yapılmıştır. Tarih boyunca yapılan birçok tasnif olmuş ve bir kısmı da hakikaten isabet kaydetmiştir. İsabetli tasnifleri reddetmek gibi manasız fikri istiklal edalarına savrulacak hasislikte değiliz. Fakat içinde yaşadığımız zamanın ortaya çıkardığı bir ihtiyaca mebni yeni bir tasnif denemesi yapılmalıdır. Yeni tasnif denemesi, önceki isabetli tasniflere bir reddiye olmadığı gibi onları lüzumsuz da kılmaz. Onların üzerine, çağımızın ihtiyacını da ekleyerek yeni bir tasnif bina etmek gerektiğini düşünüyoruz.
Bugünün dünyası, ihtisaslaşmadan doğan bir keşmekeş içinde. Tam bir bilgi ve bilim (ilim değil) terörüne muhatap haldeyiz. Bu terör, ihtisaslaşmadan dolayı gerillaların küçük birimler halinde uyguladığı “vur-kaç” taktiği ile üzerimize geliyor. Yapılması gereken, bilginin tanzimidir. Büyük tanzim, temel tasniflerle gerçekleştirilir. İlimlerin temel tasnifi…
İlimlerin temel tasnifini, “terkip ilimleri”, “tetkik ilimleri” ve “tatbik ilimleri” olarak yapmak gerekiyor. Bilgilin bu günkü dağınıklığını giderecek ana tasnif bu olsa gerek.
Terkip ilimleri, bilgi üreten değil, bilgideki manayı keşfeden, bilgiye mana zerkeden, bilgiyi terkip eden, bilgiyi yoğuran, bilgiyi şekillendiren, bilgiyi tasnif eden, bilgiyi yeniden üreten ilimlerdir.
Terkip ilimleri, tetkik ve tatbik ilimlerinin terkip ve vahdet mimarisidir. Terkip ilimleri, hiçbir bilginin manasız olmadığı, başıboş bırakılamayacağı, mutlaka yerli yerinde olması gerektiği noktasından hareket eder. Bilgilerin, genişliğine ve derinliğine doğru, “mana mimarisini” kurar. Herhangi bir bilginin “yerini” bulamadığı zaman kendini eksik kabul eder. Mana mimarisinde eksik gördüğü bilgiyi üretmeleri için tetkik ilimlerini harekete geçirir.
Terkip ilimleri, tetkik ve tatbik ilimlerinin tasnif ve tanzimini yapar. Tetkik ilimlerinin mecralarını açar, istikametlerini tayin eder, faaliyetlerini tahrik ve teşvik eder, üretimlerini takdir, tenkit, teyit ve tekzip eder.
Terkip ilimleri “doğru”nun yani hakikatin peşindedir. Sanat mecrasında “güzel”i, tetkik ilimlerinde “iyi”yi, tatbik ilimlerinde “faydayı” takip eder ve bunların hepsini kendinde toparlayarak, “doğru” da cem ve terkip eder.
Terkip ilimleri, “malum ilme tabiidir” ölçüsünü takip eder. Manaya nüfuz, suretini inşa etmek üzere bina edilmiştir. Manayı saf haliyle idrak edemeyenlerin bu sahalarda işi yoktur. Tetkik ilimlerinin “ilim maluma tabiidir” ölçüsüne uygun olarak, aşağıdan yukarıya doğru keşfettikleri ve ürettikleri bilgiyi, yukarıdan aşağıya doğru, murakabe eder.
Terkip ilimleri, “mana ilimleridir”. “Mana” ile meşgul olurlar. Mana mimarisi kurarlar. Mana mimarisi, tevhid merkezinde kurulur. Terkip ilimlerinin tüm maksadı, tevhide yaklaşmak, yaklaşılmasını mümkün kılmak, Müslümanların tevhid üzere bulunmasını temin etmektir.
*
Tetkik ilimleri, bilgi üreten, bilgiyi keşfeden, bilgiyi arayan ilimlerdir. Tetkik ilimleri, şube şube terkip ilimlerinin altında mevzilenir.
Tetkik ilimleri, bir taraftan “ilim maluma tabiidir” ölçüsünün peşinden gitmek ve eşyanın hakikatine nüfuz etmektir, diğer taraftan, terkip ilimlerinin inşa ettiği mana mimarisini gerçekleştirecek mühendislik işlerini yapmaktır. Aşağıdan yukarıya doğru keşfetmek, üretmek, anlamlandırmaktır, yukarıdan aşağıya doğru, mananın suretini inşa etmek, mana bütünlüğünün bilgi malzemesini temin etmek, mananın hayatta “gerçekleştirilebilmesi” için ihtiyaç duyulan manivelaları temin etmektir.
Tetkik ilimleri, terkip ilimlerinin tatbik ilimleridir. Tatbik ilimlerinin ise kaynağıdır. Terkip ilimlerinde mana kazanan, mana haritasında yeri tespit edilen bilgiyi, hikmet sarayının inşasına elverişli malzeme haline getirmektir. Hikmet sarayının mimari planında ihtiyaç duyulan malzemeleri üretmektir.

*
Tatbik ilimleri, ihtisaslaşma alanlarıdır. Tetkik ilimlerinin keşfettiği, ürettiği bilgiyi, terkip ilimlerinin anlamlandırma ve terkip etmesinden sonra tatbik eden ilimlerdir. Tatbik ilimleri kol kol tetkik ilimleri altında sıraya girer.
Tatbik ilimleri, hikmet sarayında nasıl yaşanacağını gösterir. Tetkik ilimleri tarafından tatbik edilebilir hale getirilen bilgileri, hayatta gerçekleştirir. Tetkik ilimleri, mananın suretini inşa eder, manayı ilmi çerçevede gerçekleştirir. Tatbik ilimleri ise ilim haline gelen, ilmi bilgi mahiyetini kazanan, doğruluğu test edilmiş bulunan bilgiyi hayatta gerçekleştirme vazifesini deruhte eder. Tetkik ilimleri, mananın ilk “gerçekleştirilmesi” ile, tatbik ilimleri ise mananın son “gerçekleştirilmesi” ile vazifelidir. Tatbik ilimleri, bilginin son kullanım safhasıdır ve bu safhada bilgi harcanır ve tüketilir. Tüketildiğinde ortaya “fayda” çıkar.
*
Mana kullanılmaz, tüketilmez, hayatta gerçekleştirildiğinde miadı dolmuş olmaz. Bu sebeple tatbik ilimleri “manayı” gerçekleştiremez, gerçekleştirmeye çalışmamalıdır. Çünkü tatbik ilimleri, son kullanım tarihi gelen malzemeyi hayata saçar. Tetkik ilimlerinin temel vazifesi de tam olarak bu noktada ortaya çıkar. Mana ile malzeme arasında bulunan mühendisler. Yani mimar ile usta arasındaki mühendisler.
Meseleye yukarıdan aşağıya doğru bakıldığında; Terkip ilimleri “mana ilimleri”dir. Tetkik ilimleri manayı bilgiye tahvil eden, bilgiyi kullanılabilir halde zarflayan, onlara suret inşa eden ilimlerdir. Tatbik ilimleri de bilgiyi hayatta gerçekleştiren ve tüketen disiplinlerdir. Terkip ilimleri “mana ilimleri” olduğu için zamanüstü bir meşgaleye sahiptirler. Manayı, en başta zamandan korurlar. Tetkik ilimleri, manayı, zaman içine alır, “gerçek” ile irtibatını kurar ve kullanılabilir hale getirir. Bütün bunları yaparken, terkip ilimlerinden emanet aldığı “manayı”, her türlü faaliyetinin merkezine yerleştirir, yaptığı her işten o mananın tütmesi beklenir. Asla manayı katlederek suret inşa etmesine müsaade edilmez. Mananın zaman içine alınması, uzay aracının atmosfere girmesindeki sarsıntıya benzer, o bariyer aşılırken ciddi zayiatlar verilebilir. Bu sebeple hem terkip ilimlerindeki allamelerin hem de tetkik ilimlerindeki alimlerin ehil olması ve azami dikkat sarfetmesi şarttır.
*
Terkip ilimleri, temel bahisleri esas alır. Temel bahisler, varlık, insan ve hayat… Bu bahisler, felsefede de mevcut. İslam, bu bahislerin en üstüne “yaratıcı” bahsini ekler. Öyleyse İslam’dan hareketle terkip ilimlerinin tasnifini yapacak olursak; varlık ilimlerinin (yani müspet ilimlerin), terkip ilmi, “tekevvün” ilmi (bir çeşit ontoloji) olmalıdır. İnsan ve hayat ilimlerinin (yani beşeri ilimlerin) terkip ilmi olarak, “insan ilmi” inşa edilmelidir, ferd şubesiyle ruhiyat, cemiyet şubesiyle ahlak… Yaratıcı bahsi için tevhid ilmi mevcuttur, yani hakikat ilmi, yani tasavvuf… Bütün bunların nihai kaynağı olan Kur’an ilimleri vardır ki onun terkip ilmi, tefsirdir. Kur’an ilimleri, tüm ilimlerin merkezinde bulunur, tüm ilimleri murakabe eder, tüm ilimleri ihata eder.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Share Button