MEDENİYET AKADEMİSİ VE MEDRESE

MEDENİYET AKADEMİSİ VE MEDRESE (Terkip ve İnşa dergisi 9. sayı) Niçin doğrudan medreseden bahsetmiyoruz da, medeniyet akademisinden bahsediyoruz. Medrese kurulsa medeniyet akademisine ihtiyaç kalır mı? Medeniyet akademisi, medreseye giden güzergahın ara menzili mi yoksa medreseden daha ilerideki bir menzil mi? Medreseyle birlikte medeniyet akademisinden bahsediyorsak aralarındaki fark nedir, medresenin olduğu yerde medeniyet akademisine niçin ihtiyaç …

MAARİF NİZAMI VE TERKİP İLİMLERİ MEDRESESİ

MAARİF NİZAMI VE TERKİP İLİMLERİ MEDRESESİ (Terkip ve İnşa dergisi 6. sayı) İlimlerin tasnifini yapmak, aynı zamanda İslam maarif davasının ana haritasını çizmektir. İslam maarif nizamı, ilimlerin tasnifinde kullandığımız yatay ve dikey istikametler dikkate alınarak inşa edilir. Önce dört ilim mecrası olan “Kur’an ilimleri mecrası”, “Tevhid ilimleri mecrası”, “Beşeri ilimler mecrası”, “Müspet ilimler mecrası” olarak …

MEKTEP MEDRESE DERSLERİ

MEKTEP MEDRESE DERSLERİ (Terkip ve İnşa dergisi 4. sayı) 1-“Ah şu mektepler olmasa…” İkinci Abdülhamit’in maarif nazırlarından Mustafa Hâşim Paşa’nın, yalısında ahbab u yarânını ağırladığı bir gün, bakışlarını Boğaz’ın lacivert sularına sabitleyerek, “Şu mektepler olmasa maarifi ne güzel idare ederdim!” dediği rivayet olunur. Bu sözü daha sonraki bir dönemde, 1910 ile 1912 yılları arasında kısa …

MEDRESE KUR’AN İLİMLERİYLE MEŞGULDÜR

MEDRESE, KUR’AN İLİMLERİYLE MEŞGULDÜR (Terkip ve İnşa dergisi 21. sayı) Kadim zamanlarda yapılan ilimlerin tasnifi unutuldu, kadim müktesebatı esas almak üzere yeniden ilimlerin tasnifinin yapılması ihtiyacı da hissedilmez oldu. İslam’ın bilgi evreni, ilimlerin tasnifi yapılamayınca yeniden ihya ve inşa edilemiyor. Bilgi evreni görünmez hale geldi, sınırlar fark edilmez oldu. Bunlar olmayınca İslam’ın bilgi telakkisi, yani …

MEDRESE, VAROLUŞUN ÇEVRE EMNİYETİNİ SAĞLAR

MEDRESE, VAROLUŞUN ÇEVRE EMNİYETİNİ SAĞLAR (Terkip ve İnşa dergisi 21. sayı) Medrese İslam’ın bilgi evrenini inşa eder, merkezini ve sınırlarını tayin eder, sınırlarına bilgi gümrükleri ve karantina merkezleri inşa kurar. Müslümanlar bu bilgi evreni (vatanı) içinde kalmalıdır, merkezini kaydırmamalı ve sınırlarını ihlal etmemelidir. Medrese, bilgi evreninin genişlik buudunu inşa eder ve bir saha oluşturur. Tekke …

MEDRESE, ZİHNİ-AKLİ SÜREÇLERİ TAKİP EDER

MEDRESE, ZİHNİ-AKLİ SÜREÇLERİ TAKİP EDER (Terkip ve İnşa dergisi 21. sayı) İslam tedrisat telakkisi, İslam dışı her din ve dünya görüşündeki zihni-akli süreçleri ihtiva ettiği gibi, onlardan fazla olarak kalbi-ruhi süreçleri de ihtiva eder. Bu sebeple İslami tedrisat, dünyada eşi ve benzeri olmayan bir talim ve terbiye anlayışına sahiptir. Kalbi-ruhi süreçler, insan telakkisiyle alakalıdır ve …

MEDRESE; BİLGİ, İLİM, TEFEKKÜR TEDRİSATI YAPAR

MEDRESE; BİLGİ, İLİM, TEFEKKÜR TEDRİSATI YAPAR (Terkip ve İnşa dergisi 21. sayı) Bilgi, kainat çapında bir kıymettir. Kainatta her varlık ve vakıanın muhtevasında bilgi mevcuttur, bu sebeple bilgi meselesi kainat çapında bir kıymet arz eder. Mutlak İlim olan Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye, hem kainatın hem ahiretin terkibi hükümlerini ifade eden bir özettir. Medresenin meşgul …

MEDRESE, ZİHNİ-AKLİ TEDRİSAT MÜESSESESİDİR

MEDRESE, ZİHNİ-AKLİ TEDRİSAT MÜESSESESİDİR (Terkip ve İnşa dergisi 21. sayı) Fahr-i Kainat Aleyhisselatü Vesselamın devr-i saadetlerinde her şey O’nun “Nur Şahsiyeti”nde terkibe ermişti ve oradan tecelliye ediyordu. Hakikat-i Ferdiye’nin münhasır ve müstesna mümessili Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam, aynı zamanda “hakikat-i içtimai”yenin mürekkep haliydi. O’ndaki mana yekunu, kelamla tecelli, faaliyetle tezahür ediyordu. Nitekim Sahabe-i Kiram, O’nun içtimai …

TAKDİM

TAKDİM (Terkip ve İnşa dergisi 21. sayı) Medrese ile tekke… Müesseseleşmiş iki tedrisat merkezimiz. Kadimde, özellikle de Osmanlıda bu iki müessese vazife taksimi yapmıştı. Kalbi-ruhi talim ve terbiyeyi tekke, zihni-akli talim ve terbiyeyi medrese üstlenmiş, aralarında müthiş bir irtibat ve münasebet kurulmuş, neticede ortaya Müslüman şahsiyetin muhteşem terkibi çıkmıştı. İslam’ın ilk üç neslinden sonra, medrese …

Klasik Dönem Osmanlı Tedrisatı ile Türkiye’nin Eğitim Anlayışının Farkı

KLASİK DÖNEM OSMANLI TEDRİSATI İLE TÜRKİYE’NİN EĞİTİM ANLAYIŞININ FARKI (Terkip ve İnşa dergisi 20. sayı) Anadolu halkı Osmanlı devletinin bakiyesidir. Yaklaşık 93 yıldır kurulmuş olan Türkiye cumhuriyeti hızla akıp giden bu çağda hala kuruluş devrini tamamlayıp yükseliş devrine geçememiştir. Bunun yegâne sebebi dâhili ya da yapısal meselelerdir. Siyasi bünye ile sosyolojik bünye arasındaki fikirsel ve …

OSMANLI’DA MEDRESE

OSMANLI’DA MEDRESE (Terkip ve İnşa dergisi 20. sayı) Medrese bir eğitim kurumu olarak Selçuklular zamanında boy göstermeye başladı. Ünlü vezir Nizamülmülk bu işe öncülük ettiği için genellikle onun adına kuruldu ve adına da Nizamiye medreseleri dendi. Selçuklu devleti İran topraklarında kurulduğu için İran kültürünün etkisinde kalmış bu yüzden Nizamiye medreselerinde Farisi kültürü hakim olmuştu. Bu …

MEDRESESİZ TEDRİSAT

MEDRESESİZ TEDRİSAT İlim ve tedrisatın temel hususiyeti muhakkak ki tertipli ve nizami olmasıdır. Bu sebeple ilim medresede imal ve muhafaza edilir. Bu çerçeve asla unutulmadan, tedrisatın medreseye mahkum edilmemesi ve medrese dışı tedrisat müesseseleri, mekanları, meclisleri oluşturmak gerekir. İlmi muhafaza ederek tedrisatı medrese dışına taşımak fevkalade zordur. Zor olması, vazgeçmemizi gerektirmez, zira ilmi ve tedrisatı …

MEDRESEDEKİ TEDRİSAT

MEDRESEDEKİ TEDRİSAT (Terkip ve İnşa dergisi 20. sayı) Medrese, ilmin ana rahmidir. İlim orada keşfedilir, orada telif edilir, orada terkip edilir, tedrisatı orada yapılır. Tedrisat, medresenin vazifelerinden sadece birisidir, medrese tedrisattan ibaret hale geldiği günden itibaren gerilemeye, çürümeye ve çökmeye başlamıştır. Medresenin birinci vazifesi, ilmi keşif, telif ve tertip etmektir. Zaten medresedeki esas tedrisat, mevcut …

HER YAŞTA VE HER YERDE TEDRİSAT

HER YAŞTA VE HER YERDE TEDRİSAT “Ya hayır konuş ya sus” gibi, “Ya hakikati söyle ya da sus” gibi, dile tekerleme olduğu için “yorulan” kelam-ı kibarlarımız var. Bu tür hikmetler, tüm insanı ve hayatı kuşatan cinsten muhtevaya sahip olmasına rağmen, lisan yorgunluğu mu denir, muhteva yorgunluğu mu denir, medeniyet yorgunluğu mu denir, bir sebeple manasını …

İSLAM ŞEHRİ-16-İDARE

İSLAM ŞEHRİ-16-İDARE İslam şehrinin aklı idaredir. İdare, tasavvuf ve medresenin keşif ve tertip ettiği hikmetleri “gerçek” kılmak, “gerçekleştirmek” ile mükelleftir. İdare, bir tatbikatı gerçekleştirip de neticesini merak eden derin bir cahillikle malul değil, aksine keşfedilen hikmetin mevcut şartlar manzumesinde nasıl tatbik edileceğini bilen bir akıl bünyesine ve zihni teçhizata sahiptir. İslam şehrinde idare, hikmetin tatbik …

İSLAM ŞEHRİ-15-TEKKE

İSLAM ŞEHRİ-15-TEKKE İslam şehrinin kalbi tekkedir, tasavvuftur. Hikmetin keşfini tasavvuf, zaptını (tertibini) medrese, tatbikini ise idare yapar. İslam, her an yeniden keşfedilmesi gereken bir mana haznesidir. Zamanın kainata ve yeryüzüne saçtığı mana (kaderin tecellisi), her dem yenidir, asla tekrar yoktur. İnsanın da bir şeyi hariç her şeyi her dem değişir. Değişen sahada yeryüzüne saçılmış mana …

İSLAM ŞEHRİ-13-MEDRESE

İSLAM ŞEHRİ-13-MEDRESE İslam şehrinin şuuru (akl-ı selimi) medresedir. Medrese, İslam’ın ve kainatın muhtevasında mahfuz bulunan fikir, ilim, hikmet ve irfanı keşfedecek, tertip edecek, tatbik edilecek hale getiren müessesedir. İslam, “doğru”, “güzel”, “iyi”nin tek kaynağıdır, bu üç kıymet ölçüsünün başka hiçbir kaynağı yoktur. Bu mesele, bilgi telakkisi (epistemolojik) vahdettir ve İslami anlayış için vazgeçilmez esastır. İslam’ın …

İSLAM ŞEHRİ-3-İSLAM ŞEHİR ANLAYIŞINA UMUMİ BAKIŞ-2-

İslam şehri, mananın (İslam’ın muhteva yekununun) müesses nizamıdır. Mana, önce “tabii teşkilatlılık haline” kavuşmuştur, sonra da “bir eksik var mı?”, “gözden kaçan bir mesele kaldı mı?” sorusunun cevabını, “yardım istemekten imtina eden vakur fakir olabilir” endişesiyle müesseseleşmiştir. İslam’ın şahsiyet, cemiyet ve hayat telakkilerinde muhtacın “talep etmesi”, “yardım istemesi” değil, onu arayıp bulacak bir dikkat ve …

“HAL OKUMALARI” ve İNSAN İNŞASI

 “HAL OKUMALARI” ve İNSAN İNŞASI   Küçük yaşlardan beri bizlere, Kemalizmin eğitim kitaplarında Osmanlı Devleti’nde okuma oranının düşük olduğunu, okuma yazma bilen kişilerin azlığını ve bu yüzden geri kalındığını söyler veya alt satır olarak hissettirir. Batı toplumlarının ilerleyişini Osmanlı olarak göremeyişimizin, fark edemeyişimizin nedenlerinden bazılarını; çürüyen eğitim sistemi ve okuma oranının düşüklüğü olarak gösterilir. Bu …

İSLAM MAARİF ANLAYIŞI-33-TALEBE ANLAYIŞI-2-

Risalet’in müderrisliği, sahabenin talebeliği… İşte İslam tedrisat anlayışının iklimi bu, bu iklimden süzülecek mana ve hikmet yekunu, eksiksiz bir anlayış ve nizamı kurmaya kafidir. Sahabe bazı mevzularda nihai emsaldir. Nihai emsal olması zaruretendir, tercihen değil. Risalate rağmen değil, Risaletin tatbikat yekununu ikmal etmek için. Dikkat, mana yekununu değil, tatbikat yekununu… İslam tatbikat cihetiyle de “tamamlanmış” …